IMF

IMF'nin tarım ideoloğu

Ortadoğu gazetesi tarafından, "Türkiye tarımını kurtaracak adam" gibi gösterilmeye çalışılan Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp bakanlığı süresince tarımı bitirmeye yönelik kararlara imza attı.

IMF'nin tarım ideoloğuBülent FalakaoğluMHP'ye yakınlığı ile bilenen Ortadoğu gazetesi "Tarımın ideolojisini yapan adam" başlığıyla 5 hafta sürecek bir yazı dizisi başlattı. Yazının başlığı, yazıda, 1980 sonrasında Türkiyenin IMF ve Dünya Bankası gözetiminde yöneldiği dönüşümün Türkiye tarımını götürdüğü bataktan kurtaracak bir program hazırlayan adamdan bahsedildiği hissi uyandırıyor. "Tarımın ideolojisini yapan adam" olarak gösterilen ise Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp. Yazı dizisini hazırlayan Alper Yücel Cantürk Gökalp'i ideolog olarak görmesini şu şekilde özetliyor: "O, ölüye makyaj yapma arzusundakilerin aksine, canlı hücrelerin hayatiyetlerini devam ettirmek adına, canlı bir organizma olan tarımı savunuyordu...Hemen her yerde her platformda söylediği, Türkiye'nin krizden çıkmasının yolunun daha çok üretmekten ve daha çok dünya ticaretinin içinde yer almaktan geçtiği gerçeği, bu söyledikleriyle bire bir ve tam olarak örtüşüyordu..." Gökalp sürekli bir şeyler söylüyor ama bakanlığı dönenimde yaşananlar, devletin ortaya koyduğu istatistikler ise, Gökalp'i sürekli yalanlıyor.

Üretim düştü Ortadoğu her ne kadar Gökalp'i üretim aşığı olarak gösterse de, Gökalp'in bakanlığı döneminde üretim azaldı. Üretimin düşmesiyle birlikte, tarımın katma değer payı, toplam katma değer içinde giderek geriledi. Tarım ürünleri ihracatında büyük düşüş yaşandı. Ocak 1999 ile Ekim 2000 arasında tarım ürünleri ihracatında kaydedilen düşüş oranları şöyle: Tütün ve tütünün yerine geçen işlenmiş maddeler yüzde 27.6, tahıllar yüzde 14.2, yenilen sebzeler, bazı kök ve yumrular yüzde 9.3, yenilen meyveler, turunçgiller, kavun, karpuz yüzde 24, yağlı tohum ve meyveler yüzde 37.5, pamuk ipliği ve pamuklu mamuller yüzde 9.3. Canlı hayvan ihracatı ise neredeyse sıfırlanmış, düşüş yüzde 96.5. Devlet Planlama Teşkilatının web sayfasındaki bu veriler uygulanan politikalarla bir yandan üretici tarımdan uzaklaştırılmaya çalışılırken diğer yandan ihracat kısıtlanarak önemli döviz gelirinden olunduğunun göstergesi.

İthalat patladıTarım ve hayvancılık ülkesi Türkiye artık fındığı bile ithal eder hale getirildi. Dünya fındık üretimindeki payı yüzde 80'lere ulaşmış olan ve iç fındık ticaretini tek başına yönlendirecek potansiyele ve güce sahip olan Türkiye artık fındığı bile ithal ediyor. Sadece fındık değil, buğdaydan balığa, domuz kılından mercimeğe, stok fazlası var diye kıyamet koparılan tütünden, domatese, fındık unundan çürümeye terk edilen portakala kadar bir çok ürün ithal ediliyor. Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın 2000 yılı ithalat rakamlarına göre, Türkiye geçen yıl yaklaşık 282 milyon dolarlık tütün, 124 milyon dolarlık ekmeklik buğday, 94 milyon dolarlık ayçiçeği, 82 milyon dolarlık mısır yağı ithal etti. 10 milyon dolarlarla ifade edilen bu rakamlar uzayıp gidiyor...

Hayvancılık projesi mi?Ortadoğu yazarı Cantürk'e göre Gökalp, memleketin mühim servetlerinden hayvancılıkta ırk ıslahı meselesine girişmiş, hatta bu konuda bir reform gerçekleştirmiş: "80 yıl öncesinin programlarına bile girecek kadar önemli, ama hâlâ çözülmemiş bir mesele ortada dururken, Gökalp konuya büyük bir ehliyet ve dirayetle et attı." Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, hiç bir altyapı oluşturmamasına, hiç bir ulusal politika belirlememesine rağmen, iddialı bir şekilde ortaya çıkıp 'Anadolu Tipi İnek' hayvancılık projesinden bahsetti. 270 köyde uygulanan bu projeden, ineklerin doğuracak olmasından dolayı Gökalp çok umutluydu. Açığa çıkan gerçekler ise tüm bu umutları söndürdü. Muğla'da hayvancılığı geliştirme projesi kapsamında "yüksek verimli" denilerek üreticilere dağıtılan ineklerin bir kısmı kısır çıktı. Sütleri kendi yavrularını bile beslemeye yetmeyen ineklerin, günlük 15-20 litreyi bulacağı söylenen süt verimlilikleri 3 litrede kaldı. İneklerin bir kısmı düşük yaparken Muğla'da üreticiye verilen 200 inekten 10'u öldü. Sonuç üreticiler açısından tam bir hayal kırıklığı oldu. Denizli'nin Tavas İlçesi'ne bağlı Aydoğdu Köyü'ne ziyareti sırasında protesto ile karşılanan Gökalp, devlet tarafından verilen ineklerin yüzde 80'inin sakat olduğunu söyleyen köylünün ineklerinin elinden alınması talimatını verdi.

Mektuplardaki niyetler Gökalp bakan olmadan önce de sorunlar vardı: Tarım kesiminin kişi başı ortalama milli gelir rakamlarının üçte birinden daha azıyla yetinmek zorunda bırakılması, tarımsal üretimin sigorta güvencesinden uzak her türlü risk ve belirsizliğe açık olması, kırsal alandanlardan kentlere büyük bir göç hareketini başlatmıştı. Sektörel sermaye birikimi, modern teknoloji ve girdi kullanımı yetersizdi vs... Ancak Gökalp'le birlikte bu sorunlar gittikçe büyüdü, bir çok üretici karasabana döndü. Gökalp ise konuşmaya devam etti. O konuşurken mensubu olduğu hükümet tarımı bitirecek olan niyet mektuplarına imza attı ve IMF'nin ideologu olarak "hizmetlerine" devam etti.Bu niyet mektuplarında, iç desteklerin tümüyle sona erdirilmesi açık bir şekilde hedeflendi. Bu bağlamda, fiyat garantisiyle destekleme alımlarının, girdi desteğinin, kredi desteğinin, prim desteğinin 2 yıl içinde tamamen ortadan kaldırılması, buna ilişkin tüm kurumsal mekanizmanın özelleştirme-tasfiye yoluyla sistemden çıkarılması tarımdaki kooperatif örgütlenmenin halen en önemli örneklerini oluşturan Tarım Satış ve Kredi Kooperatifleri Birlikleri'nin tedricen işlevsizleştirilmesi açık politika tercihleri olarak kayda geçirildi. TSKKB'lerin sınai tesislerinin ellerinden çıkarılması veya tasfiyesi hedef olarak kondu. Bu arada ithaldeki koruma oranlarının da yüzde 45'lik düzeyinden, 2002'den itibaren yüzde 5 düzeylerine çekilerek anlamsızlaştırıldı.

Bakan konuşuyorTüm bunlar, daha önce imzalanan ve uluslararası mal ve hizmet ticaretine ilişkin kuralları düzenleyen anlaşmalara uygun düzenlemeler. Devletin tarım piyasalarından çekileceğini taahhüt ettiği uluslararası anlaşmalar imzalanırken Gökalp bakan değildi ama stand-by anlaşmasına imza koyan hükümetin tarım bakanı olarak bu anlaşmalardan haberdar olmaması imkansız. Üretici oylarının potansiyelini iyi bilen Bakan niyet mektuplardaki hayata geçirilmesi zorunlu vaatlerden habersizmiş gibi konuşuyor. Her yerde, "Tarım insanımızın ekmek davası, toprağımıza bağlılığı ve ülke sevdamızıdır", "Tarım bir canlı organizasyon ve agroekolojik bir bütündür", "Sanayi ve ticaretin tamamlayıcısıdır..." ve benzeri laflar ediyor. Ama Türkiye'yi üretime yönlendirecek, tarım tekellerinin açık pazarı olmaktan kurtaracak adımları atmıyor. Gökalp, IMF politikalarını uygulamayı herşeyin önüne koyuyor. Tarım bakanın bu tavrı ancak ve ancak demagoglukla nitelenebilir...ve bir ideologluktan söz edilecekse IMF'nin tarım ideolojisini uygulayan adam demek daha doğrudur...
www.evrensel.net