Terörizmle kavga AB

Terörizmle kavga AB'yi böldü

Gent şehrinde gerçekleşen AB üyesi ülkelerin liderler zirvesi, AB'nin parçalanmışlığını gözler önüne serdi. İngiltere, Fransa ve Almanya'nın "mini zirvesi" ise diğer ülkelerin tepkisin çekti.

Terörizmle kavga AB'yi böldüAfganistan'a atılan bombaların yankısı, Belçika'da da duyuluyor. Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke liderlerinin Gent şehrinde yaptığı zirve, AB'nin parçalanmışlığını gözler önüne serdi. Afganistan'a karşı "terörizm karşıtı" saldırı, AB'yi barış ve savaş gibi derinlikli ve hassas gündemlerde tek ve etkin bir ses olma amacından uzaklaştırdı. AB şimdi, politik bir güç olarak birleşmek bir yana, ayrılıkçılığın merkezi haline gelmiş durumda.Belçika'nın Gent şehrindeki zirve toplantısında, terörizmle mücadeleyi destekleyen bildirilerden biri daha açıklandı. Ama Fransa, Almanya ve İngiltere liderlerinin yaptığı "baş başa görüşmeleri" ve diğer ülkelerin buna tekpisi, AB'nin uluslararası güvenlik konularında farklı niyetleri olan çeşitli gruplara bölünmüşlüğü tespitini haklı çıkardı.Aslında bu, Avrupa'nın ABD ile ilişkilerinin Pentagon ve Dünya Ticaret Merkezi'ne yönelik 11 Eylül saldırılarından önceki durumuna dönüşü işaret ediyor: Temel siyasi destek açıklamalarının arkası kesiliyor, AB ve NATO'nun Avrupalı üyeleri ABD tarafından doğrudan by-pass edildi, devletten devlete ilişkiler ve ikili askeri yardımlaşmalar Afganistan'da ve gerisinde, Amerikan güçlerine yardım ediyor. Herald Tribune gazetesinde pazartesi günü John Vincour imzasıyla yayınlanan haber-analizde de, bu gerçeğe işaret ediliyor: "Gent'teki esas dikkat çeken şey, AB'nin atomize oluş sürecinin ne kadar belirginleştiğini göstermesi ve ABD'nin Avrupa hakkındaki yargısını destekleyecek kanıtlar sunmasıydı. AB'nin İngiltere dışındaki 15 ülkesinin sadece tek tek ülkeler, ulusal parçalar halinde, zıtlaşma ve tereddüt olmaksızın ABD kampanyasına yararlı olabileceği yargısı."İngiltere, Fransa ve Almanya liderlerinin "mini zirvesi", tam anlamıyla AB'yi gruplara böldü. Aslında birlik oluşturmayan İngiliz, Fransız, Alman üçlüsü yanında, bir kırgınlar grubu da meydana çıktı: Özellikle İspanya ve İtalya, ama aynı zamanda Belçika ve Portekiz. Bu grup ölçülü bir askeri destek sunmayı öneriyordu ama bu AB liderlerinin gündemine girmedi. Nötr grup (Finlandiya, İsviçre, Avusturya ve İrlanda) ise AB'nin askeri konularda otoritesiz olmasından dolayı mutluluk duyuyorken, şekilsiz dördüncü ülkeler grubu ABD'ye arka çıkıyor ya da bu olup bitenin kısa süre içinde sona erip ermeyeceğini soruyordu.Alman Başbakanı Gerhard Schröder, daha önce de, yeni Avrupa'nın güvenlik ve dış politika alanlarındaki yetersizliğinin büyüklüğü konusundaki üzüntüsünü dile getirmişti. Fransız sol gazete Liberation, başyazısındaki şu ifadelerle bunu bir adım öteye taşıdı: "Sessizliği ve uyuşmazlıklarıyla birlikte, Gent Zirvesi Amerikalılar'ın neden NATO'nun desteğini sağladıktan sonra yalnızca yürekten müttefikleri olan İngiltere'yle birlikte davranmayı tercih ettiklerini anlamaya yardımcı oldu. Bu yolla, Avrupa'daki sayısız farklı eğilime operasyonlar konusunda -çok uzun süreceğini bildikleri- açıklamalar yapmak zorunda kalmıyorlar. İngiliz, Alman ve Fransızlar da ayrı bir mini zirve yaparak, Amerika'nın Avrupalı dostları hakkındaki görüşlerine katılmış oldular."Her üç katılımcı da, çeşitli zirve öncesi toplantılar yapmıştı. İngiltere Başbakanı Tony Blair, bunların "Afganistan'daki askeri operasyonların teknik ayrıntılarını görüşmek amacıyla" yapıldığını söyledi. Toplantının çağrısını yapan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, bunu politik-askeri konularda görüşmeler olarak tanımladı ki bu, diğer bileşenleri ilgilendirmeyen bir çeşit bağımsız politikayı çağrıştırıyor.Alman devletinden bir kaynak ise, 35-40 dakika süren toplantının son derece rutin karakterli olduğunu belirtti. Toplantının Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasıyla ilgili olduğu haberleri de geliyor. Bunu ileri sürenler, Chirac'ın kendisini rakibi Başbakan Jospin olmadan Avrupa çapında önemli bir şahsiyet olarak gösterme çabasında olduğunu söylüyor.

Tepkiler artıyorNe olursa olsun, bu toplantı Avrupa'nın bölünmüşlüğünü gösterdi. Portekiz Başbakanı Antonio Guterres, "Şimdi 15'i korumak için, 15 olarak birlikte çalışma, herkesin düşmanı olan düşmanla mücadele için zorunlu olan uzlaşmayı sağlama zamanıdır" dedi.AB'nin dört tarafsız ülkesi ise -İrlanda, Avusturya, İsviçre ve Finlandiya- AB'nin askeri güç kullanımını da içeren bir konuyla doğrudan ve rahatlıkla ilgilenememesinden memnun olmuş göründü.Kaygısını bildiren bir açıklama da, Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi'den geldi. Toplantıya ev sahipliği yapan Belçika'nın Başbakanı Guy Verhofstadt ise, "kargaşa ve gerginleştiriciliği" eleştirdi. "Körü körüne Amerikalı ve İngilizler'in peşinden gitmemekten" söz eden Belçika hükümeti, bu gayrıresmi toplantıyı, kendisinin 6 aylık dönem başkanlığına atılmış bir tokat gibi algıladı.

ABD'nin talebi yokBu üçlü toplantıda neyin halledildiği de karanlıkta kaldı. İngiltere dışında, Avrupa ülkelerinin "terörizme karşı kampanya"nın neresinde oldukları tamamen belirsiz.Gent'te Chirac, Fransa'nın ABD'ye askeri desteğinin "şu anda gündemde olmadığını" ve "henüz çok erken olduğunu" söyledi.Schröder ise ABD'ye doğrudan yardım konusunda, Alman parlamentosunun karar almasının gerektiğini hatırlattı. Böyle bir görüşmenin, kasım ayında yapılacağı konuşuluyor.Esas karmaşa ise şurada: Alman gazeteciliğinin savaş uzmanı, Karl Feldmeyer, Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinde, ABD'nin Almanya'dan askeri yardım talebinde bulunmadığını yazdı.Bunun, Irak'la birlikte gündeme geleceğini bekliyor. Körfez Savaşı sırasında, ABD'ye askeri destek sunmuştu. Ama Irak'a saldırı hazırlığı ya da planı olup olmadığı konusunda bir şey bilinmiyor.
www.evrensel.net