22 Ekim 2001 21:00

Sanki hiç yokmuş gibi...

Yalnızca sarp dağların sözü edildi, kışın orada savaşmanın zorluğu. İsa'dan üç bin yıl önce burada Harappa Uygarlığı vardı, Bedehşan'tan lacivert taşı gönderilirdi Mısır'a ve Mezopotamya'ya diye başlanılsaydı anlatılmaya, nasıl olurdu acaba.

Paylaş
'Büyük' cumhuriyet, küçük yüzleşmeŞenay Aydemir Politik ya da kültürel hayata ilişkin her süreç, dolaylı ya da dolaysız bir biçimde sanat alanında karşılığını er geç buluyor. Örneğin 68'in yoğun politik atmosferi birçok sanat faaliyetinde karşılık bulmuş ve kalıcı ürünler ortaya çıkmıştı. Sinemada, 60'lı yıllar boyunca ufak ufak nüvelerini vermeye başlayan politik sinema örnekleri Yılmaz Güney ile birlikte doruğa çıkmıştı. 80 darbesini izleyen yıllarda sinema literatürüne 'bunalım filmleri' olarak girseler de bu sürecin devrimciler ve aydınlar üzerindeki etkilerini inceleyen filmler çekildi. 15 yıl boyunca oldukça sıcak ve yoğun bir şekilde ülke gündeminde bulunan ve ülkenin hemen tamanında kalıcı etkiler bırakan Kürt hareketi de birkaç yıldır sinemada karşılığını buluyor. Kürt coğrafyası, Yeşilçam için her zaman doğal bir plato, 'şiveli Türkçe' konuşan Kürt insanı da başrol oyuncusu olarak kullanıldı. Özellikle Yeşilçam döneminde bu unsurların birçok kez beyazperdede kullanıldığı dikkat çekiyor. Ancak, 80 öncesinin birkaç filmini saymazsak 'Kürt sorunu'na ilişkin ilk ve önemli politik bakış Yılmaz Güney ve Şerif Gören ortaklığının ürünü olan "Yol" oldu. Filmin bir karesinde "Kürdistan" ibaresinin kullanılmaktan kaçınılmaması bir yana, 12 Eylül koşullarında bütün ülkenin ama özellikle Kürt nüfusun yoğun yaşadığı bölgenin nasıl da hapishaneye dönüştürüldüğüne tanıklık ediliyordu. Yine 1982 yılında Onat Kutlar'ın senaryosundan Erden Kral'ın çektiği "Hakkari'de Bir Mevsim" ve daha sonra çekilen "Mem-ü Zin", Kürt insanına ilişkin önemli politik okumaların yapıldığı filmler oldu. Ancak 1984 yılında başlayan silahlı mücadele sürecinin ardından, sorunun tartışılma biçimi kaçınılmaz olarak değişti. Bu değişiklik sinemada da benzer bir değişikliğin ortaya çıkmasını gerektiriyordu. Böyle bir ürünün ortaya çıkması için 'sıcak çatışma' döneminin geride kalması ve sorunun bütün bir ülke açısından önemli ve yakıcı bir hale gelmesi gerekti. Konuya ilişkin kayda değer yapımlardan birisi Reis Çelik'in "Işıklar Sönmesin" isimli filmi olmuştu. Film, bir çatışma sırasında başbaşa kalan bir Kürt gerilla ile Türk ordusuna mensup bir subayın sorunları tartıştığı didaktik diyaloglarla dolu ve eksik bir yapımdı. Geçtiğimiz yıl gösterime giren ve festivallerde ödüllendirilen Yeşim Ustaoğlu'nun "Güneşe Yolculuk" isimli filmi sorunu Kürt arkadaşını kaybeden bir Türk gencinin bölgeye yaptığı yolculuk ekseninde ele alıyordu. Geçtiğimiz cuma günü gösterime giren Handan İpekçi'nin "Büyük Adam Küçük Aşk" isimli filmi, sorunu ortaya koyuşu ve zaman zaman Türkiye sinemasının sınırlarını zorlayan sinema diliyle ayrılıyor. "Büyük Adam Küçük Aşk" sorunun temellerinin Cumhuriyet'in niteliklerinde arayışı ile, senaryosunun tutarlılığı 'nesnelliği' ve oyuncularının yarattığı atmosfer ile bu yılın en iyi yerli filmi. Bu durum Antalya jürisininin de dikkatlerinden kaçmamış olacak ki, film beş ödül kazandı. Bütün ailesini bir baskın sırasında kaybeden küçük Hejar'ın (Dilan Erçetin) bir yakını olan Evdo (İsmail Hakkı Şen) tarafından 'hali vakti yerinde' bir avukat akrabasının yanına bırakılır. Çünkü Evdo'nun gideceği evde 17 kişi yaşamaktadır ve onun kurtulmasını istemektedir. Ancak, avukatın evinde iki örgüt üyesi bulunmaktadır. Polis baskını sırasında evde bulunan herkes olür, bir tek Hejar kurtulmayı başarmıştır. 'O cehennemden' kurtulmayı başaran Hejar bilinçsiz bir şekilde kendisinin karşı dairede bulur. Bu dairede emekli yargıç Rıfat Bey (Şükran Güngör) oturmaktadır. Cumhuriyet değerlerine sıkı sıkıya bağlı olan Rıfat Bey, kaybettiği eşinin ardından oğlunun da yurtdışına gitmesi ile birlikte huzurevine yatmaya hazırlanan yaşlı bir adamdır. Polisin yargısız infazından rahatsız olan Rıfat Bey, küçük Hejar'ı polise teslim etmekle, ailesine geri götürmek arasında kalır. Hiç Türkçe bilmeyen Hejar ile, Kürtçe konuşulmasını hazmedemeyen Rıfat Bey arasındaki gerilim, Kürt sorununun Cumhuriyet tarihi içindeki izlerine doğru yapılan bir yolculuğa dönüşüyor. Filmin senaryosunu da yazan Handan İpekçi yarattığı karakterlerin temsil değerlerini kullanmakta oldukça başarılı. Cumhuriyetin 75. Yıl Kutlamaları'nın verildiği fonun üzerine konulan ve yaşı Cumhuriyet ile eşit olan Rıfat bey, kendi evine dönmekte ve Türkçe konuşmamakta ısrar eden 'İnatçı Kürt' Hejar, Rıfat Bey'in baskıları ve yıldırması sonucu Rojbin olan Kürt adını değiştirmek zorunda kalan Sakine (Füsün Demirel) ve bütün bu sürecin en ağır faturasını yakınlarını kaybederek, yerinden yurdundan kopartılarak İstanbul'un kıyılarına sürülen Evdo, tipik birer sinema temsilleri olarak yerli yerinde duruyor. Bu dörtlü arasındaki ilişkiler, hem yaşlı Cumhuriyet aydınının 'yok saydığı'nı görmesi, hem de Sakine'nin Hejar'ın inadının ardından unuttuğu adını hatırlamasıyla doruğa çıkıyor. Serdar Yalçın ve Mazlum Çimen'in etkileyici müziğinin kullanımının ve özellikle küçük Dilan'ın oyunculuğunun altını çizmek gerekiyor. Çünkü bütün filmde gerçekten rolünün hakkında gelmesini bilen usta oyuncu Şükran Güngör ile birçok karşılıklı diyaloğu olan Dilan Erçetin, bu ağırlığın altından ustalıkla kalkıyor. Yine yardımcı rollerdeki İsmail Hakkı Şen ve Füsün Demirel de oyunculuklarıyla filme güç katıyorlar. "Büyük Adam Küçük Aşk", biraz uzun tutulan ve uzatılan kimi diyalogları, yeterince işlenmemiş ve eğreti duran Yıldız Kenter'in canlandırdığı Müzeyyen karakteri ve birkaç kör gözüm parmağına kimi görüntülerine rağmen son yılların en önemli filmi. Söylemek istediğini usturuplu bir şekilde ortaya koyan ve sinema dilini ustaca kullanan Handan İpekçi'nin "Büyük Adam Küçük Aşk"ı önümüzdeki dönemin en çok tartışılacak filmlerinden birisi olmaya aday. Onu tartıştıracak olan nasıl söylediği kadar, ne söylediği de olacak kuşkusuz.
ÖNCEKİ HABER

Ameliyat masasında skandal

SONRAKİ HABER

‘ABD Suriye’deki tüm askerlerini geri çekmeyi değerlendiriyor’

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa