Adana’dan bir vali geçti

Adana’dan bir vali geçti

Cumhurbaşkanı’nın Ağustos 2011 tarihinde imzaladığı Valiler Kararnamesi ile merkeze alınan Adana eski Valisi İlhan Atış veda turlarına başladı. Birçok kesim tarafından törenlerle uğurlanacak olan Atış, tam 4 yıl boyunca sürdürdüğü bu görevde çok tartışılacak kararlara imza attı. Veda ziyaretlerine başlayan Atış, bazı

Cumali Akkaş

GARİP İCRAATLARIN VALİSİ

Emek Partisi Adana İl Başkanı Sevil Aracı, Atış’ı garip icraatları ve sözleriyle tanıdıklarını belirtti. Atış’ın kendisini demokrasinin üzerinde gören bir yapısının olduğuna dikkat çeken Aracı, Atış döneminde sorunların baskı ve tehditle çözülmeye çalışıldığını söyledi. Atış’ı eylemlere katıldığı söylenen çocukların ailelerinin tehdit edilmesinden, mücadeleci kurum ve kişilerin para cezalarıyla susturulmak istenmesine kadar birçok tartışılan söz ve eylemiyle tanıdıklarını kaydeden Aracı, icraatları nedeniyle Atış’a karşı toplumsal bir muhalefetin oluştuğunu belirtti. Atış’ın uygulamalarının çocuğun mahkeme de bazılarının ise AİHM’de olduğunu ifade den Aracı, Atış’ın aleyhinde çıkacağına inandıkları kararlarla gittikten sonra da çok tartışılacak bir vali olduğunu vurguladı.

İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ GÖZ ARDI EDİYORDU

İHD Adana Şube Yöneticisi Adnan Öğrü Vali Atış’ın uygulamalarından hem kişisel hem de yöneticisi olduğu dernek bazında nasibini almış. Öğrü, katıldığı eylemler nedeniyle hakkında kabahatler kanunu gerekçe gösterilerek, 25 yakın ceza almış yaklaşık 1000 lira cezası var ve hakkında haciz işlemi başlatılmış. Cezalarla ilgili aynı mahkemeye iki ayrı ceza ile ilgili itiraz etmiş, biri kabul edilmiş diğeri ise reddedilmiş. Vali Atış’ın görev süresi boyunca insanları ve demokrasi güçlerini baskı ve sindirme yoluna gittiğini söyleyen Öğrü, mahkemece suçluluğu kanıtlanmamış çocukların Atış’ın gözünde suçlu olarak görüldüğünü söyledi. Vali Atış’ın insan hak ve özgürlüklerini tanımayan bir karakteri olduğunu dile getiren Öğrü, görev süresinde bu tavrını net bir şekilde gösterdiğini ifade etti.

ATIŞ AKP’NİN ADANA’DAKİ YANSIMASIYDI

Vali Atış’ın uygulamalarından en çok etkilenen kurumlardan biri de Eğitim Sen Adana Şubesi. Eğitim Sen Adana Şube Sekreteri Yalçın Çiçek, Atış’ın kendine özgü kararları ve kıstasları olan bir vali olduğunu ifade etti. Çıkartılan genelge ile demokratik kitle örgütü temsilcilerine kesilen parpa cezalarından Eğitim Sen yöneticilerinin de nasibini aldığını söyleyen Çiçek, cezaların devletin en üst yöneticilerine iletildiğini belirti. Valilerin yaptığı uygulamaların siyasi iktidarın yansıması olduğunun altını çizen Çiçek, Atış’ın pratiğinin AKP’nin pratiği ile paralel olduğunu söyledi.  Vali İlhan Atış deyince aklına kabahatler kanunun geldiğini dile getiren Çiçek, Atış’ın görev süresi boyunca çok tartışılan bir vali olduğunu ifade etti. (Adana/EVRENSEL)


ÖĞRETMENLERİ FİŞLEDİ

Vali Atış’ın en çok tartışıldığı konulardan biri de 12 Eylül 2010 da yapılacak referandumda görev yapacak öğretmenlerin sendika bilgilerini istemesi oldu. Seyhan Kaymakamlığı Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen yazıda sandıklarda görev yapacak öğretmenlerin sendika bilgilerini istenmişti. Diğer ilçelerde ise aynı bilgilerin telefon yoluyla istendiği öğrenilirken Seyhan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, bilgilerin bizzat vali tarafından istendiğini söylüyordu. Eğitim Sen bilgilerin imha edilmesini isterken konu Meclis gündemine taşındı.

Şubat 2011 tarihinde Adana Emniyet Müdürlüğü’nün hizmet binası inşaatına fazladan 300 bin lira ödeme yapıldığı gazetelerde yerini aldı. Haberlerin ardından inceleme başlatıldı. Ancak Vali Atış, ayrıca bir talimat vererek basına bilgi sızdıranların bulunmasını istedi. Atış bu durumu, “Validen önce gazetecilerin haberi oluyor talimatı ben verdim” diyerek, olayı doğruladı.


VALİ İLHAN ATIŞ’IN ÖNCELİĞİ AKP!

Vali İlhan Atış, Aytaç Durak’ın Mart 2010 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındığını Karataş’a yaptığı bir gezi sırasında açıklıyordu. Atış belediyede yaşananlar için ‘Deniz dalgalanmadan durulmaz’ benzetmesi de yapmıştı. İlk bakışta Valinin bu olayı açıklamasından daha doğal ne olabilir ki denebilir. Aytaç Durak çokça parti değiştirmiş son seçimlere de MHP adayı olarak girmişti. AKP’nin kendisini aday göstermek istememesinden sonra yaptığı bu manevra sonrasında hakkında soruşturmalar açılmaya başladı. Durak AKP’li iken Vali Atış, Durak’ı yere göğe sığdıramıyordu. Her toplantıda Adanalıların Durak gibi bir belediye başkanına sahip olduğu için şanslı görüyordu. Her gittiği yerde belediyenin faaliyetlerini övüyor, toplantılarda ilk önce Durak’ın konuşmasını isteyerek jestte yapıyordu. Durak MHP’ye geçince sadece AKP’nin değil Vali Atış’ında tavrı değişti. Aralarındaki soğukluk bariz bir şekilde görülüyor, gazetelere konu oluyordu. Atış,  AKP’den istifa eden Durak’ın ismini mecbur kalmadığı sürece ağzına almadı.


ÇOCUKLARIN AİLESİNİ TEHDİT ETTİ

Göreve geldiği 2007 den sonra Vali Atış ilk olarak, kendini Adana’da 2008 yılında eyleme katılan çocukların ailelerini yeşil kartlarını iptal etme şantajı ile duyurdu. 28 Kasım tarihinde katıldığı bir toplantıda Atış, o dönem mahallelerde düzenlenen eylemlere çocukların katıldığını iddia ederek, aileleri suçlamıştı. Ailelerin çocuklardan sorumlu olduğunu söyleyen Atış, eylemlere katılan 325 çocuğun ailesine 100 TL para cezası keseceklerini, varsa yeşil kartlarının iptal edileceğini söyledi. Vali Atış bunları söylerken 325 çocuğun kesinleşmiş bir suçu dahi yoktu. Çocukları korumak için böyle bir cezaya başvurduğunu savunan Atış, o dönemde gözaltına alındıktan sonra işkenceye maruz kalan çocukları ise hiç görmedi. Yaptığı bu açıklamayla tepki gören Atış, daha sonra söylediklerinin kendi fikri olduğunu tartışılması için söylediğini ve kabul görmediğini söyleyerek geri adım atmak zorunda kalmıştı.


Çocuklara olan ‘düşkünlüğü’ ile bilinen Vali İlhan Atış’ın diğer vukuatı ise 17-18 Kasım 2009 tarihlerine denk geliyor. Eylemlere katıldığını söylediği çocukları sözde korumak için ailelerine para cezası verip yeşil kartlarını iptal etmekle tehdit eden Atış, 19-21 Ekim’de Öcalan’a kötü muamele iddialarıyla başlayan eylemlere katılan çocuklara yönelik “Bir tek çocuğun burnu kanamadı” açıklamasında bulunmuştu. Atış’ın bu açıklaması bizzat kötü muameleye maruz kalan çocuklar tarafından yalanlanmıştı. Eylemlerden sonra tutuklanarak Karataş Cezaevi’ne konulan 28 yaşındaki Nebahat T, 16 yaşındaki Songül D. ve Müzeyyen Ö, 15 yaşındaki Emine B. ve 14 yaşındaki Şirin A, İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi’ne gönderdikleri mektupta şunları anlattı: “Tutuklandığımızda silah dipçiği, kabzasıyla kafalarımıza vurdular. Coplarla sırtımıza, kafamıza ve artık nasıl denk gelirse vahşice vurup plastik mermi kullandılar. Kafalarımız yarıldı, bedenimizde darp izleri var. Ağza alınmayacak küfür ve hakaretlere maruz kaldık.” O dönem Atış’ın koruyoruz dediği 13 çocuk tutuklanırken, 9 Kasım günü Adana’da arkadaşlarıyla gezen 14 yaşındaki Amed Yıldırım, polis tarafından sırtından yakın mesafeden vuruldu ve Amed felç oldu.


SANAYİ OLSUN DA DOĞA OLMASA DA OLUR

Altınşehir Adana Dergisinin Temmuz-Ağustos sayısında Vali Atış ile görüşüldü. Adana’nın gelişimi hakkında sohbet edildi. Bakın Atış sanayinin gelişimi nasıl açıklıyor; “AGİAD’ın bir toplantısında Sayın Tosyalı’nın (Tosyalı Çelik’in sahibinden bahsediyor) ifadesi aynen şöyle: ‘Biz Artık çelik üretiminde dünyada söz sahibiyiz.’ Peki gerek Tosyalı’da gerekse diğer fabrikalarda yassı çelik üretebiliyorsak, neden İstanbul’da işlesinler… En yakın yer Adana… Adana’da arazi var, taşıma imkanı var, işçi var, 160 kilometre sahil var. Neden fabrikaları, tersaneleri, otomobil fabrikalarını buraya kurmasınlar zaten Adana İskenderun arasında 12 tersanenin kurulma izni alındı.”


HAK ARAMAK KABAHAT

Vali İlhan Atış’ın bir diğer vukuatında ise hedefinde emekçiler, demokrasi güçleri, meslek odaları, sade bir vatandaş kısacası basın açıklaması yapacak herkes vardı. Kasım 2009 tarihinde Adana Valiliği tarafından çıkartılan genelgeyle valiliğin belirlediği yerler dışında basın açıklaması, miting, yürüyüş düzenlemek kabahatler kanuna göre para cezası ile cezalandırılacağı duyuruldu. Genelgenin tatbiki ise 12 Kasım 2009 tarihinde yapıldı. Dev Sağlık-İş üyelerinin 12 Kasım Perşembe günü Adana SGK önünde yaptığı eylemin ardından güvenlik güçleri, eyleme katılanların dağılmasına izin vermedi. Eylemin yapıldığı yerin kamu binası olduğunu ve basın açıklaması yapılacak yerler arasında bulunmadığını belirten güvenlik şube müdürü, Adana Valiliği’nin kararı gereği kişi başına 140 TL ceza keseceklerini belirtti. Uzun süren tartışmaların ardından DİSK Adana Bölge Başkanı Kemal Aslan, Dev Sağlık-İş Çukurova Bölge Başkanı Mustafa Hotlar ve Bossa Şube Sekreteri Sedat Çetin’in de aralarında bulunduğu kişilere ceza kesildi. Adana Valiliği kendi belirlediği alanların dışında basın açıklaması, eylem türü etkinliklerin yapılamayacağını söyleyip yapanlara para cezası tehdidi ile alan dayatması yapıyordu adeta. Çıkan genelgenin ardından siyasi parti temsilcilerine, sendikacılara, insan hakları savunucularına yüzlerce ceza kesildi. Kesilmeye de devam ediyor.  O dönem valiye Napolyon benzetmesi yaparak protesto eden Emek Partisi İl Örgütünün eyleminin ardından açıklama yapan Atış, yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasında konuyla ilgili kendisine “Napolyon” yakıştırmasının niçin yapıldığını anlayamadığını, ancak iyi ya da kötü “Napolyon”a benzetenlere teşekkür ettiğini söyledi. Basın toplantısı yapılmasına engel olmadığını savunan Atış, “Bizim problemimiz basın toplantısı yapanlarla değil. Basın toplantısı yapacağız deyip, gösteri ve yürüyüş yapanlarla. Yürüyüş yapıldığında güvenliği sağlayamıyoruz” diyordu.  Genelgenin ardından o dönem Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Güven Boğa’ya tam 22 adet ceza ile toplam 3080 TL para cezası kesildi. Bunlardan 6 tanesi onaylandı ve AİHM’e gitti.

EMEKÇİLER POTANSİYEL SUÇLU

Atış kamu emekçilerini de es geçmedi. Kamu emekçilerinin çeşitli zamanlarda yaptıkları eylemler sonrasında yüzlerce ceza kesildi. Kesilen cezalar ile ilgili kurumlar adına yapılan girişimler sonrasında valiliğin cevabı bir başka skandaldı. Valiliğin cevabında uygulama savunulurken, açıklama ve eylemlere katılanlar potansiyel suçlu olarak görülüyordu. Yazıda bu durum çok ilginç bir örnekle yer buldu. Türkiye’nin bir deprem bölgesi olması nedeniyle deprem olmadan da önlemler alınmasının doğal olduğu, eylemlere katılan insanların olaylara neden olabileceği görüşüyle böyle bir uygulamaya gidildiği savunuldu. Hatta daha da ileri gidilerek uygulamanın tüm Türkiye’ye yayılmasının olumlu olacağı iddia edildi.

Vali İlhan Atış’ın para cezalarından Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) öğrencileri payını aldı. Üniversitede afiş asmak, bildiri dağıtmak ve stant açmak yasaklandı. Üniversitede herhangi bir faaliyet sürdüren öğrenciler, sivil polis ve Özel Güvenlik Birimi (ÖGB) tarafından gözaltına alındı. Gözaltı süreci ise kesilen para cezalarıyla sona erdi.


GÜVEN BOĞA: KENDİNİ MAHKEMELERİN YERİNE KOYAN VALİ

İlhan Atış, Kahramanmaraş Valiliğinden Adana’ya geldiği günlerde abartıya kaçan bazı uygulamaları nedeniyle çok tepki topladı. Tebdil-i kıyafet gezdiği günlerde, baskına gittiği kamu kurumlarında halı altlarında toz kümelerine rastladığında yetkilileri fırçalaması en masumane yanıydı.
Adana Valisi İhsan Atış, Türkiye’nin gündemine ilginç bir uygulamayla gelmişti. İl İdare Kanunu’nun kendisine verdiği yetkiyi kullanan Vali Atış, gösteri ve yürüyüşlere katılan 325 çocuğun ailesi hakkında yasal işlem başlatarak, her birine Kabahatler Kanunu kapsamında 100 ile 170 TL arasında değişen para cezalarının verilmesini sağladı. Bunun dışında ki en çarpıcı uygulamalardan biri ise çocuğuyla ilgilenmeyen ailelerin yeşil kartlarının iptal edilmesini uygulamaya sokmak istemeseydi. Ayrıca “Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın” bu ailelere kömür yardımı yapmamasını gündeme getirdi.
Vali Atış, devletin imkanlarını kullanarak tedavi olan, yine devletin verdiği kömürle ısınan vatandaşın polise taş atmasına müsaade etmeyecek savunusu ile “Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm imkanlarından yararlanan, yeşil kart ile tedavi olup kömür ve çeşitli kuruluşların yaptığı yardımları kullanan ailenin çocuğunun terör yandaşlarının düzenlediği mitinge katılmasına izin veremeyeceğini” ileri sürerek kamuoyunda yaptıklarına haklı bir zemin yaratmak istedi. Çocuklara karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyen ailelerin yeşil kartlarını iptal etmekle tehdit etti. Polise saldıran, halkı rahatsız eden gösterilerin cezasız kalmasına gönlünün razı olmadığını ileri süren vali, kendisini mahkemelerin yerine koymuş kendince tüm suç işleyenleri cezalandırmak istemişti. Tuzla’da çadırlarda yaşayan tarım işçilerini geçici konutlara yerleştireceği manevrası ile Atış, onlarca çocuğunda okula 1 ay geç gitmesine neden oldu.
Çocuklardan ve gençlerden sonra Adana Valisinin baş düşmanları sendikacılar, kitle örgütü temsilcileri ve bazı siyasi partilerin yönetici ve üyeleri oldu.  6 Kasım 2009 tarihinde Adana valisinin yayımladığı bir genelgenin ardından sesini çıkaran herkese, Kabahatler Kanunu’na dayanarak 140 TL’den başlayan para cezaları verilmeye başlandı. İşçi ve memur eylemlerinden, öğrenci eylemlerine, kitle örgütlerinin açıklamalarından, futbol maçında açılan pankarta, sendika üyesi öğretmenlerin grev amacıyla işyerine astıkları “Bu işyerinde grev vardır” pankartına, afiş asmaktan, bildiri dağıtmaya Adanalılar ne yapsa Valiliğe göre kabahat sayılıyor.
Konuyla ilgili başta İlhan Atış olmak üzere görüşmeler yapılmış, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, TBMM başkanlığı, içişleri bakanı ve Adana milletvekilleri bilgilendirilmiş, dosyalar sunulmuştur. Fakat oluşturulan bunca kamuoyuna rağmen İlhan Atış’ın uygulamalarında bir gerileme görülmemiş daha da saldırganlaşmıştır.
Yayınlanan genelge Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Bu aykırılık ortada olmasına rağmen bazı mahkemelerin kararı ise cezaları onamak olmuştur.
Valiliğin emri yasal sınırları da aşan ve bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (AİHS) de aykırı bir düzenlemeleri içermiştir. Bu durum Adana Sulh Ceza Mahkemelerinin vermiş olduğu bazı kararlarla da sabitlenmiştir.
Adana’da Kabahatler Kanunu çerçevesinde hakkında en fazla para cezası verilen biri olarak konuyu AİHM’e taşıdık. Bazı sendika yöneticilerinin de bulunduğu ve aleyhimize verilen para cezalarının kesinleşmesi Türkiye’de ki iç hukuk yollarının tükenmiş olması nedeni ile Türkiye’yi ve bu uygulamanın şiddetli savunucusu olan Adana Valiliğini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 30 Haziran 2010 tarihli oluşturduğumuz dosya ile şikayet ettik.
Geldiği günden itibaren kendisinin dışında ki herkesi rahatça eleştirme, hedef gösterme, cezalandırma uygulamaları ile tartışılan bir Vali tabi ki siyasal iktidarca kollanan, savunulan biri olmuştur. Çünkü Adana Valisinin uygulamaları ile AKP’nin icraatları arasında bir paralellik söz konusudur. Türkiye kamuoyunda en çok eleştirilen bir valiye AKP hükümeti teşekkür plaketi vererek uygulamalarının yanında olduğunu tescillemiştir. Sonuçta valilik siyasal iktidarlardan bağımsız değildir. Siyasal iktidarların gerçek yüzünü görmek istiyorsak yerellerde valiliklerin uygulamalarına bakmak yeterli olacaktır.

(*) Eğitim Sen Adana Eski Şube Başkanı

(Adana/EVRENSEL)

www.evrensel.net