İşte Amerikan tarzı

İşte Amerikan tarzı

ABD, kendisine bağımlı kıldığı devletlere onyıllardır öğrettiği sistematik işkenceyi, resmi olarak kendisi uygulamaya hazırlanıyor. FBI sorgucularının, 'terör zanlılarına' karşı işkence yapılmasını istediği bildirildi.

İşte Amerikan tarzı"Terörle mücadele" gerekçesiyle Afgan halkının üzerine bomba yağdıran ABD yönetimi, eli kanlı istihbarat örgütü CIA'ya "Usame Bin Ladin ve adamlarını öldürme emri" verdi. Bu emir tartışılırken, şimdi de iç güvenlikten sorumlu Federal Soruşturma Bürosu (FBI)'nun "işkence yetkisi" talep edebileceği ortaya çıktı.Beyaz Saray kulislerine yakınlığıyla tanınan Washington Post gazetesi, "Amerikalı müfettişlerin, aralarında işkencenin de bulunduğu daha katı sorgulama tekniklerini tartıştığını" yazdı. En temel insan haklarını ayaklar altına alan bu "tartışma"nın gerekçesi, Usame Bin Ladin ile bağlantılı olduğundan kuşkulanılan kişilerin sorgulamalarda konuşmayı reddetmesi oldu. Amerikan "demokrasisi"nin içyüzünü gösteren bu süreç FBI'ın istediği gibi sonuçlanırsa, Hollywood filmlerine özgü "Konuşmama hakkına sahipsin" ifadesi de tarihe karışacak!

İnsanlık dışı taktikler11 Eylül saldırısının ardından 150'den fazla insanın gözaltına alındığını hatırlatan Washington Post, bunlardan 4'ünün "özellikle şüpheli" olduğunu belirtti. Ancak FBI yetkilileri, "normal yöntemler" ile bu kişileri konuşturamadıklarından yakındılar. FBI, bu durum üzerine aralarında "gerçeği söyletme" uyuşturucuları ve psikolojik işkencenin de bulunduğu yeni taktikleri gündemine aldı. Bir diğer taktik ise, şüphelileri, "sorgulama sırasında daha sert davranılan" Ortadoğu ülkelerine iade ederek, burada işkenceli sorgulamadan geçirmek. Bunun için, söz konusu ülkeye başvurulacak ve "sanığın iade edilmesini" talep etmesi istenecek. Bu talebin ardından, şüpheliler bu ülkelere gönderilecek ve istenen bilgi, ilgili polis örgütü aracılığıyla elde edilecek.

Canları sıkılmışAdı belirtilmeyen üst düzey bir FBI yetkilisi, "35 gündür uğraşıyoruz ama kimseyi konuşturamadık. Artık canımız sıkılmaya başladı" diyerek, şikayet etti.Mevcut ABD yasalarına göre, fiziksel baskı ve işkence yoluyla elde edilen deliller, mahkemelerde geçersiz sayılıyor. Ayrıca, işkenceciler hakkında dava da açılabiliyor. FBI yetkililerinin gayrıresmi olarak dile getirdikleri talep, "en azından" sodyum pentotal gibi "gerçeği söyleten" uyuşturucuların kullanımının yasallaştırılması.

Uçağını kaçıran korsan!Kendi ülkesine iadesi söz konusu olan kişilerden biri, Zacarias Musau adlı Fas kökenli bir Fransız. Musau'nun, Pennsylvania'da düşen dördüncü yolcu uçağına "binemeyen" bir hava korsanı olduğu iddia ediliyor. Bu kişinin, Minnesota'da başvurduğu bir uçuş okulundan, "uçağı havada yönlendirmek" ile ilgili ders almayı talep ettiği, ancak "uçak kaldırıp-indirme" dersine ihtiyacı olmadığı söylediği öne sürülüyor.ABD'li yetkililer, hem Fas'ın, hem de Fransa polisinin sorgulama metodlarının, kendilerini tatmin edecek kadar "sert" olduğunu söylüyorlar.Diğer şüpheliler ise; Muhammed Cavid Azmat ve Eyüp Ali Han adlı Hindistan vatandaşları ile, Bostonlu bir taksi şoförü olan Nebil Elmerab. FBI'ın başarısızlıkla sonuçlanan sorgulama taktiklerinin arasında; daha az ceza, para, iş ve tanık koruma programı kapsamında yeni bir hayat gibi vaatlerin bulunduğu söyleniyor. Soruşturmada görevli bir FBI ajanı, bunların işe yaramadığını ve "baskı uygulama noktasına gelebileceklerini, hatta gelmekte olduklarını" belirtti. Bu "nokta"ya kılıf uydurma peşinde olan ABD Yüksek Mahkemesi'nin, "terör vakaları"nda tutuklu hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması yönünde bir karar alabileceği kaydediliyor.

Öldürme yetkisiWashington Post, ABD Başkanı George W. Bush'un, Bin Ladin'in "yargılanmadan öldürülmesi" emrini geçen ay imzaladığını da duyurmuştu. ABD'nin eski Başkanı Gerald Ford döneminden bu yana, bütün başkanlar, CIA'nın gizli operasyonlarla suikastlar düzenlemesini yasaklıyorlardı. Bu yasağa rağmen CIA, pek çok ülkede kanlı suikast ve darbeler düzenledi. Ancak bu faaliyetin yasadışı olarak yürütülmesi, zaman zaman örgütün başına dert açabiliyordu.

Hani yasaktı?CIA'nın Küba lideri Fidel Castro'yu 22 Kasım 1963'te, özel tüfekle atılacak zehirli iğneyle öldürme planı, son anda durdurulmuştu. Çünkü tam bu sırada, ABD Başkanı John Kennedy bir suikaste kurban gitti. CIA'nın, 1980'li yıllarda, Kongre'ye haber vermeden, Nikaragua'daki bir dizi yargıç, polis ve güvenlik yetkililerine yönelik suikast rehberinin ortaya çıkması da skandala yol açtı.Dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan'ın, o zamanki CIA Başkanı William Casey önderliğinde, İran'a gizli silah satışı ve bu silahların da Nikaragua'da CIA'nın desteklediği ölüm mangalarına transferi operasyonunun ortaya çıkması, İran kontra skandalını patlattı. Casey, 1983 yılında ise Lübnan'da Hizbullah lideri Şeyh Fadlallah'a yönelik suikasta ilişkin Suudi Arabistan ile gizli bir plan üzerinde çalıştı. Beyrut'ta, Fadlallah'ın evinin yakınında 1985 yılında patlayan bir bomba, 80 kişinin ölümüne, 200 kişinin yaralanmasına yol açarken, Fadlallah yara almadan kurtuldu.

'Eldivenleri çıkardık'Bush, CIA'nın "gizli operasyonlarına" da 1 milyar dolarlık bir fon tahsis etti. Adı verilmeyen bir yetkili, yeni süreci "Eldivenleri çıkardık" sözleriyle açıkladı. ABD'nin "elini kirletmeye hazır" olduğunu ilan eden yetkili, "Başkan, CIA'ya, ne gerekiyorsa yapılması için yeşil ışık yaktı. 11 Eylül'den önce düşünülemez olan öldürücü operasyonlar şimdi yolda" diye konuştu.
www.evrensel.net