Çocuklar... Çocuklar...

Çocuklar... Çocuklar...

"Yapay Zeka"da insan olma sorunu irdeleniyor ama kuşkusuz, o çocuk yüzlerinin duruluğu ile ne anlatılsa olur gibi geliyor insana.

Çocuklar... Çocuklar...Sennur Sezer"Çocuklar ve kediler için iyi fotoğrafçı olmaya gerek yok" gibilerden bir yargı anımsıyorum. Kedilerin de çocukların da fotoğraf makinesi karşısında doğal olduklarını anlatmaya çalışıyordu galiba. Şu ara başrollerini çocukların ve yeni yetmelerin oynadığı filmlerden de bunu görmek olası. Filmlerin hepsinin bildirisi insancıl, "Büyük Adam Küçük Aşk"ta anadil sorunu, etnik çatışmalar, "Yapay Zeka"da insan olma sorunu (Pinokyo'dan yürütülmüş olsa da) irdeleniyor ama kuşkusuz, o çocuk yüzlerinin duruluğu ile ne anlatılsa olur gibi geliyor insana. Çocukların bakışlarında, dudak büküşlerinde gerçekten etkileyici olan, insana kendini suçlu hissettiren bir şeyler mi var? Yoksa biz suçlarımızı bildiğimiz için mi, çocuklar bunu bize yansıtıyorlar?Barışı yazan her ozanın sözü sonunda çocuklara getirmesi raslantı değil. Onlar yaşanmamış günleri ve umutları simgeliyorlar :Çocukların avuçlarında günlerimiz sıra beklergünlerimiz tohumlardır avuçlarında çocuklarınçocukların avuçlarında yeşerecekler.Çocuklar ölebilir yarın, hem de ne sıtmadan ne kuşpalazından, düşerek de değil kuyulara filan;çocuklar ölebilir yarınçocuklar sakallı askerler gibi ölebilirler yarın,çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığında,ne bir santim kemik, ne bir damla kan, çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığındaarkalarında bir avuç kül bile değilarkalarında gölgelerinden başka bir şey bırakmadanNegatif resimcikler boşluğun karanlığındaKırematoryom, kırematoryom, kırematoryom.Bir deniz görüyorum ölü balıklarıyla bir denizNegatif resimcikler boşluğun karanlığında;yaşanmamış günlerimizçocukların avuçlarıyla birlikte yok olan. Nâzım Hikmet'in 22 Kasım 1962 tarihli bu şiiri, şairin 100. doğum günü kutlamaları öncesinde nasıl dramatik bir nitelik kazanıyor. Keşke ozanların hatırı için gerçek barışı getirmeyi deneseydi insanlar. Durun yanlış söyledim, ozanlar değil, çocuklar için. Adnan Çakmakçıoğlu (Ardağı)'nun o unutulmaz çağrısındaki gibi. "Bir dünya bırakın biz çocuklara, ıslanmış olmasın gözyaşlarıyla...""Göklerde uçurtmalara yer açılan" günler biz susarsak gelmez ki.
www.evrensel.net