Belgeselin söyleyecek çok sözü var

Belgesel sinemada bir hareketlilik var son yıllarda. Belgesel Sinemacılar bundan beş yıl önce Belgesel Sinemacılar Birliği'ni kurdular.

Belgeselin söyleyecek çok sözü varKoray Karaemiş Belgesel sinema alanında ülkemizdeki en büyük etkinlik olan Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali'nin ikincisi bu pazar sona eriyor. Bu yıl dünyanın 22 ülkesinden ve ülkemizden toplam 101 filme ev sahipliği yapan festivalle ilgili olarak organizasyon komitesinden belgesel film yönetmeni Mustafa Ünlü sorularımızı yanıtladı: Bu yılki festivali değerlendirir misiniz ?Bu sene hazırlıklarda bayağı sıkıntı çektik. Sponsor konusunda özellikle. Sözler tutulmadı. Buna rağmen yurtdışından ilgi çok fazlaydı. İçerik olarak festival bence çok iyi oldu. Çok zengin, çok keyifli bir film yelpazesi çıktı ortaya. Bu yıl 6 yabancı film yönetmeni konuğumuz. Alman belgeselciler birliğinin başkanı geldi. İzleyicinin ilgisi yoğun. Geçen sene iki salonda yaptık ve toplam seyirci sayısı beş bin idi. Tüm gösterimlerde salonlar doldu. Sığmadı, fuayelere monitörler koyduk. Bu sene zannediyorum gene öyle olacaktır. Halkın belgesele olan ilgisi konusunda hiçbir şikayetimiz yok. Orada bizim arz konusunda bir sıkıntımız var. Ülkemizde belgesel sinemacılığın örgütlenmesi yeni değil mi ?Evet, Belgesel Sinemacılar Birliği'yle birlikte başlıyor. Belgesel Sinemacılar Birliği 1997'de bir platform olarak ortaya çıktı. Resmi bir kuruluş olmadan Türkiye'deki 5-10 belgeselcinin bir araya gelip, belgesel sinemanın ayırdında olan insanları bir çevrede toplamaya yönelik bir girişimiydi. Bu festival bizim belgeseli izleyiciyle buluşturma yöntemlerimizden biri. Ayrıca bu sene Antalya'da 'Kubaba Arkeoloji Belgeselleri Festivali' ve Foça'da bir 'Deniz ve Balıkçılık Filmleri Festival'i düzenlemeye başladık. Her ikisi de uluslararası nitelikle.Belgesel Sinemacılar Birliği kurulduğu yıldan beri film festivali düzenliyor, değil mi? İlk üç yıl, yani geçen seneye kadar İstanbul'daki ulusal bir festivaldi. Geçen yıldan itibaren uluslararası oldu. Bir anlamda da şöyle bir farklılığı var bu festivalin; zannediyorum dünyada bu kadar çok filmi programa alan çok az festival var. Biz o konuda pek daraltmamaya çalışıyoruz ki, insanlar da doysunlar. Festival sonrasında da bütün bu gelen filmleri yıl boyu biz ücretsiz gösterimlerle birçok şehirde, birçok üniversitede gösteriyoruz. Bu yılki festivalin belli bir teması var mı? Bu yılın teması 'Belgeselde Yeni Yaklaşımlar'. Aynı zamanda festival kapsamındaki konferansın da teması bu. Gelen filmlerin yaklaşık üçte ikisi de yeni yaklaşımlar temasına uygun filmler. Orada çok fazla temaya uyduralım diye uğraşmadık ama yeni yaklaşımları insanlara gösterecek çok önemli filmler de var. Yeni yaklaşımlarla kastedilen nedir? Bu biçimsel yaklaşımları da içeriyor, anlatım dilindeki arayışları da içeriyor, içeriğe dair arayışları da içeriyor. Yani belgesel filmde yeni formlar oluşturmak, ya da yeni anlatım dillerini denemeye yönelik filmler yapmak. Ülkemizde belgesel sinemacılığın tarihi nerelere kadar gidiyor? Aslında tarihi eski. Türkiye'de sinemayla eşzamanlı başlamış, hatta ülkemize sinemanın girmesiyle birlikte yapılan ilk filmler belgeseller. Zaten dünya sinemasında da yapılan ilk şey belgesel film. Fransa'da Lumiere kardeşlerin yaptığı ilk filmden bahsediyorum. Baktığınız zaman bizde de 1930'larda başlıyor belgeseller. Sabahattin Ali'nin belgeselleri var mesela. Daha gerilere gidersek Türkiye'nin ilk belgeseli denilen ama maalesef kayıp olan "Ayastefanos Anıtının Yıkılışı" var. Belgesel sinemanın önemi nedir?Her şeyden önce toplumsal hafızayı canlı tutmak. Bu, dünü kapsayan tarafı. Bugünü kapsayan tarafı; bugünü anlatmak. Yani bugün bir toplumun çevresiyle, tarihiyle, ekonomisiyle, siyasetiyle, kültürleriyle o toplumun bugününü anlatabilmek, değişik bakış açılarıyla, değişik öyküleriyle. Ve tüm bu malzemeyi de geleceğe taşımak. Bu bugünkü nesillerin geleceği tasarlayabilmesine yardımcı olabilecek bir kaynak. Bu anlamda çok kamusal bir kimliği var belgesel sinemanın. Belgesel sinemaya nasıl destek olunmalı?Belgesel sinemaya devletin sahip çıkması doğru bir yaklaşım olmaz. Belgesel sinemanın açmazlarından biri şu. Gerçek bir belgesel film çok özgür olmak zorunda. Finansal olarak da, diğer yönlerden de. Yani söyleyeceği sözü kendi kendine söylemek zorunda. Kaynak sıkıntılarının sebebi de buradan geliyor. Devlet veya özel sektörden biz festivale destek olmasını bekliyoruz, bu kuruma destek olmasını bekliyoruz. Ama film bazında baktığınızda finansal desteği de isteyen birşey. Ama bu kendi içinde çelişkileri barındıran bir durum. Filmi yaparken sizin bir birikimi toparlayıp, ondan sonra söyleyecek sözünüzü bağırmanız gerekiyor. Bunu yapasınız diye size kimse para vermez. Bu bütün dünyada böyle. O yüzden belgeselciler hep sınırlı kaynaklarla film çeken insanlar. Burada destek olunması gereken kurum olarak belgesel sinemadır. Yani belgesel sinemanın ayakta kalması için belli bağımsız kaynaklar üretilmelidir. Devlet veya özel sektör fonlar oluşturmalıdır ki, belgesel sinema bir yandan kamusal görevini götürebilsin. Bu anlamda Kültür Bakanlığı'nın bir katkısı var mı? Yok maalesef. Ne yazık ki o konuda çok zayıf. Kültüre ayrılan bütçe malum Türkiye'de. Kültür Bakanlığı'nın olanakları da çok sınırlı.
www.evrensel.net