Bütçe değil, borç listesi

Bütçe değil, borç listesi

2002 yılı bütçesinin ana omurgasını da "borcu borçla ödeme" politikası oluşturuyor.

Bütçe değil, borç listesiSultan ÖzerHükümetin iflas etmesine rağmen IMF ve Dünya Bankası direktifleriyle uygulamaya devam ettiği "borcu borçla ödeme" politikası, 2002 bütçesine de damgasını vurdu. 2002 yılında öngörülen vergi gelirleri 57.9 katrilyon olurken, bunun 42.8 katrilyonunun borç faizlerine gidecek olması, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizi açıkça ortaya seriyor. Böylece, Başbakan Bülent Ecevit'in sık sık "acil kaynağa ihtiyacımız var" sözleriyle açığa çıkan ihtiyacın da borç ve faizleri ödeyememe kaygısından kaynaklandığı görülüyor. Transfer harcamaları kaleminde 42.8 katrilyon lira ile faiz ödemeleri başta gelirken, 62.7 katrilyon liralık bu kalemden, tarımsal destekleme ve emeklilerin vergi iadelerine ayrılan pay sadece 2.5 katrilyon. İkide bir çıkardıkları prim afları ya da kurum kaynaklarını kendi yandaşlarına peşkeş çekmelerinden dolayı yarattıkları sosyal güvenlik sistemi açıklarına ise 7.9 katrilyon ayıran hükümet, vergileri de yine ücretli kesimden toplayacak.2002 bütçesinde 57.9 katrilyon vergi geliri öngören hükümetin en büyük dayanağı ise ücretli kesim ve tüketim dolayısıyla halk. Vergi gelirlerinin yüzde 49'u mal ve hizmetlerden alınan vergilerden, yüzde 32.9'u ise gelir vergisinden oluşuyor. Gelir vergisi içerisinde büyük sermayenin payı ise ücretlilerden alınan vergi yanında görülmüyor bile. Gelir vergisi 15.4 katrilyon iken, kurumlar vergisi sadece 3.5 katrilyon olarak öngörülen bütçede, faiz vergisi bir önceki yıl 380 trilyon iken, 2002 bütçesinde 31 trilyona düşürülüyor. Mal ve hizmetlerden alınan vergilerde de başı, 10.6 katrilyon ile KDV, 10.5 ile akaryakıt tüketim vergisi alıyor. Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılan, şirket ve banka birleşme ve ayrılmalarında, hisse ve gayrimenkullerin satışında alınan stopaj tutarının yüzde 15'ten 10'a indirilmesi, sermayeden alınan vergilerin daha da indirileceğini gösteriyor.

Nerede kaldı tasarruf?Öte yandan "tasarruf tedbirleri uygulayacakları" yalanıyla emekçileri kandırmaya çalışan hükümet, araç enflasyonu yaşayan kamu kurumlarında bu sayıları düşüreceğine, 2002 bütçesine yeni araçlar için de ödenek koydu. 2 bin 221 araç alımı için bütçede kalem ayıran hükümet, Meclis, Başbakanlık, İçişleri, Sağlık bakanlıkları ile emniyet ve jandarma başta gelmek üzere söz konusu kurumlara, çoğu binek aracı için olmak üzere yüklü ödenek ayırdı. Bütçenin hazırlanmaya başlandığı dönemden beri göz dikilen ve sık sık gündeme getirilen işçi ikramiye ve tazminatlarının kaldırılması ise liderlerin hazırlığını sürdürdüğü "ek önlemler paketi" adı altındaki çalışmayla yapılacak. Bu paketin içerisinde ayrıca ek vergi ve harçların da olduğu söylenirken, hükümet, 27 katrilyonluk bütçe açığını yine emekçilerden kestikleriyle kapatmayı amaçlıyor.

Derviş'in etkinliği Meclis'te görüşülmesine önümüzdeki haftadan itibaren başlanacak olan bütçede en büyük yetki Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'te. Derviş, bütçe tasarısının 31. maddesiyle "iç ve dış borçların yıl içinde ödenmesi, dış borç anaparaları ile iç ve dış borçlanma tutarlarını bütçe dışından özel hesaplarda izletmeye, mali yıl içinde iç ve dış borç anapara geri ödemelerini bütçe ile ilişkilendirmeden yapmaya" yetkili kılınırken, böylece IMF ve Dünya Bankası da borçlarının ödenmesini garantiye almış oluyorlar. Derviş ayrıca devlet iç ve dış borç faizleri ve genel giderleri de bütçeye konulacak ödeneklerle karşılama yetkisini de alıyor. Yap-İşlet-Devret ve Yap-İşlet modelleri çerçevesinde yapılacak projeler için alınacak dış borçlara Hazine garantisi verme yetkisi de alan Derviş, "Ulusal banka ve kamu kuruluşlarınca yabancı ülkelere açılacak kredilerin geri ödenmesini garanti etmeye, yabancı ülkelere doğrudan teminat mektubu vermeye yetkili ulusal bankalar lehine garanti" de verebilecek. Hazine'nin Yap-İşlet, Yap-İşlet-Devret ve İşletme Hakkı Devri projelerinde vereceği garanti için sınır da konmuyor. Hazine garantisinde, belediyeler ve bağlı kuruluşlar ile özel statüde kamu hizmeti gören, sermayesinin yüzde 50'sinden fazlası belediyeye ait tüzel kişiliklere 500 milyon dolar, kamu kurum ve kuruluşlarına 4 milyar dolar sınır getirilirken, özellikle enerji ihalelerinin ağırlıkta olduğu ve başta ABD olmak üzere uluslararası tekellerin gözünü diktiği alanlardaki Hazine garantisine sınır konmuyor.
www.evrensel.net