Fotoğraf: Evrensel

Savaş ağaları silinmeli

Devrik kral Zahir Şah'ın iktidarının bir döneminde ticaret bakanlığı yapan Dr. Nur Ali, şimdilik, ülkesine yönelik bombardımanı ABD'den izlemekle yetiniyor.

Savaş ağaları silinmeliTaylan BilgiçAfganistan'a yönelik ABD-İngiliz saldırısının hedefi ve saldırıyla birlikte bölgede yaşanan alarm verici gelişmeler, ABD'nin "Yeni Savaşı" bağlamında süren tartışmaların önemli bir gündemini oluşturuyor. Ancak genellikle Afganistan'ın kendine has özelliklerini dikkate almadan yürütülen bu tartışmaların sağlıklı bir sonuca ulaşması güç.Dr. Nur Ali, 1965-69 yılları arasında, yani bugünün devrik kralı Muhammed Zahir Şah'ın işbaşında olduğu dönemde, ülkenin ticaret bakanlığını yürüttü. Afganistan tarihi ve siyaseti üzerine çalışmaları ile tanınıyor. Halen ABD'de yaşayan Dr. Ali, sorularımızı yanıtladı.Evrensel: Popüler bir soruyla başlayalım. Sizce 11 Eylül'de ABD topraklarına düzenlenen saldırının sorumlusu kim? Dr. Nur Ali: Bu saldırıyı düzenleyen her kimse, bu işi tek başına, yalıtılmış bir birey olarak yapamayacağı açık. İyi tasarlanmış, koordine olmuş ve dev bir uluslar/kıtalar arası bir örgütsel ağın parçası olabilir.- Saldırının ardından dikkatler Usame Bin Ladin'e yöneldi. Sizce Bin Ladin, böylesi büyük bir mali/teknik/istihbarat aygıtını nasıl oluşturmuş olabilir?- Küresel petrol ve uyuşturucu gelirine, çağdaş enformasyon teknolojisine erişimi göz önüne alındığında, mali açıdan güçlü, teknik olarak etkili bir aygıtın bu kişi tarafından oluşturulması imkânsız gelmiyor.- Afganistan'a dönelim. ABD tarafından hedef tahtasına konulan Taliban nasıl ve kimin desteğiyle iktidara geldi? Başkent Kabil'in Taliban'a düşmesiyle sonuçlanan süreci özetler misiniz?- Taliban, Amerika ve Pakistan'ın ürünüdür. Amerika, dünyanın dört bir yanından İslamcı militanları Afganistan'a gitmeye teşvik etmekle tarihi bir hata yaptı. ABD'nin amacı, Afganistan'daki Kızılordu'yu bozguna uğratmaktı. Pakistan'ın hedefi ise, etki alanını önce Afganistan, ardından Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan, ardından da İran ve Türkiye'ye dek genişletmekti. Bu hedef, halen geçerlidir. Taliban Kabil'e girerken Zahir Şah'ın ordusuymuş gibi davrandı ve yerel komutanların desteğini satın aldı. Suudi Arabistan tarafından finanse edildiler. Suudiler, bu desteklerinin karşılığında, Afganistan'a Vahhabiliği soktular ve bu, Hanefilik ve Şiiliğin aleyhine oldu. - Sovyet işgali sırasında ve daha sonra, ABD'nin Afganistan politikası neydi?- İşgal sırasında ABD, Afgan halkının kanını kullanarak işgalci kuvvetleri yenmeye odaklandı. Bunun için, Afgan topraklarına rakip fraksiyonları, hizipçiliği, savaş ağalarını ve savaş ağalığını soktu. Sonuçta Afganistan devleti çöktü ve bölgesel güçlerin, özellikle de Pakistan ve Suudi Arabistan'ın, ülkenin içişlerine karışmasının yolu açıldı. İşgalin ardından ABD, Afganistan ulusal devletinin ve ekonomisinin yeniden inşasına dair sorumluluğunu çiğnedi. Diğer yandan da, Birleşmiş Milletler Şartı'nı alenen ihlal ederek, kurulacak herhangi bir Afgan hükümetinde Pakistan'ın rol oynamasını dayattı.- Bu arada BM ne yapıyordu?- BM, ABD politikasını takip etmek ve onu desteklemekten başka bir şey yapmamıştır.- Son açıklamalara bakılırsa, Batı, Taliban'ı hâlâ "yararlanılabilir" bir güç olarak görüyor. İddialara göre Taliban içinde "ılımlı fraksiyonlar" var ve bunlar, kurulacak yeni bir hükümette yer alabilir. Taliban, Batı için neden bu kadar değerli?- Bu politikanın tek hedefi, Pakistan'ı memnun etmektir.- Geçici bir hükümetin başına geçebileceği belirtilen Muhammed Zahir Şah kim? Siz onu bu göreve layık görüyor musunuz?- Zahir Şah, Afganistan'ın son kralıydı. Yaklaşık 40 yıl boyunca ülkeyi yönetti. İktidara dönebilir, çünkü Afganistan içinde hemen tüm toplumsal gruplar arasında popülerliğini koruyor. Ancak bu iktidarın hedefi, Afgan savaş ağalarını birleştirmek ve sözde bir "geniş tabanlı hükümet" kurmak olursa, başarısız olacaktır. Bu hizip liderleri birbirine öyle düşmandır ki, onlarla birlikte bir koalisyon oluşturmak imkânsızdır.- Afganistan'ın, Batı tarafından etnik veya dini temellere göre parçalanması olasılığı görüyor musunuz?- Afganistan çok milliyetli, çok kültürlü ve çok dilli bir ülke. Ama asla etnik mücadele veya çatışmaya sahne olmadı. Bütün Afgan etnik grupları barış içinde bir arada yaşıyorlardı. Bu durumun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:1. Afgan toplumunun temel özelliği, en azından 1973'e dek, çok milliyetli bir yöneten toplumsal sınıfın varlığı ve bu sınıfın, özel olarak herhangi bir etnik gruba dayanmamasıdır.2. Teknik bilgi alanlarının hiçbiri, verili bir milliyetin imtiyazı olmamıştır. Eğitimin millileştirilmesi ve bütün bölgelere aynı eğitim olanağının sağlanması ile, böylesi imtiyazların gelişmesi önlenmiştir.3. Dari ve Peştun dilini de içeren çok dillilik, Afganistan'da yasadır. Her ikisi de resmi dildir. Her bir bölgenin çoğunluğunun diline bağlı olarak, bütün okullarda eğitim Dari veya Peştunca verilmiştir.4. Benzer bir biçimde, hiçbir ticaret sektörü, tek bir etnik grup tarafından kontrol edilmemiştir. Özel sektördeki bu durum, yetenekli her Afgan'ın yükselmesi için etkili bir kanal yaratmıştır.5. Tarımsal arazi de dahil olmak üzere, üretim araçlarının mülkiyeti bağlamında, hiçbir etnik grup tamamen veya çoğunlukla sermayedarlardan, yine hiçbir etnik grup da tamamen çalışanlardan, emekçilerden oluşmamıştır.6. Hanefilik, Şiilik ve İsmailik, Afganistan'da bir arada yaşamaktadır. Her üç tarikat da, kendi dinsel kurumlarını yönetir. Milliyetler arası ilişkilere dair bu eğilim, yavaş yavaş, Afgan küresel toplumunun oluşmasına ve ulusal kültürün, yerel ve bölgesel olanların üzerine yükselmesine doğru yöneldi. Hemen tüm etnik gruplar, birbirleri ile yoğun ilişkiler ve dayanışma içine girdiler. Savaşan hizip liderleri arasındaki silahlı çatışmalar, kimseyi yanıltmamalı. Bu liderler yabancılar tarafından yaratılmıştır ve herhangi bir toplumsal sınıf ya da etnik grubun değil, ilgili yabancı devletlerin çıkarlarını temsil ederler. Bunu demekle, Afgan toplumunun, düşünüldüğünden çok daha bütünleşik ve sağlam olduğunu ifade etmek istiyorum. Yirmi yıldan uzun süredir yaşadığı talihsizliklere gösterdiği direniş, bu sağlamlığın ürünüdür. Yaşanan ve yaşanmaya devam edilen ciddi sıkıntılara rağmen, tek bir bölge, tek bir il bile Afgan halkının siyasi birliğinden ayrılmayı talep etmemiştir. Yine, eski Sovyetler Birliği Afganistan'ı bölememiştir. Batı da, ister etnik, ister dini temelde olsun, Afganistan'ı parçalayamaz.- Rusya, Çin ve İran'ın Afganistan politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?- Bu ülkelerin izlediği çizginin özü; Amerika, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın politikasına karşı olmaktır.- Barış içinde bir Afganistan kurmak için ne gerekli? Yabancı güçler bu sürece katkıda bulunabilir mi?- Savaşan liderlerin oluşturacağı bir sözde "geniş tabanlı hükümet"in barış içinde bir Afganistan sağlayamayacağı açık. Bu liderler, anlamlı bir koalisyon hükümeti oluşturmak üzere birleştirilemez. Bunun sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:1. Afgan toplumunun siyasi temsilcileri konumunda değildirler. Hiçbirinin, Afganistan'ın bugünü veya geleceğine dair sosyal veya siyasi bir felsefesi, ideolojisi, programı veya platformu yoktur. Afgan halkına karşı bir sorumlulukları olduğuna inanmazlar. Afgan ulusal kolektifinin hiçbir parçasına dayanmazlar ve iktidarlarını, dışarıdan aldıkları askeri-mali destek aracılığıyla ayakta tutarlar.2. Birbirlerine geleneksel olarak rakiptirler uyum sağlayamazlar.3. İç bölünmeleri, müdahaleci yabancı devletlerin dış çekişme hatlarına denk düşmektedir.Düşünülen "geniş tabanlı, geçici Afgan hükümeti" pratikte, müdahaleci bölge güçleri arasında bir koalisyondur. Böylesi bir hükümetin ne milli, ne işlevli, ne de sürdürülebilir olmadığı açıktır. Afganistan'ın barışa kavuşması için ilk şart, savaşan hizipler ve savaş ağalarının siyaset sahnesinden silinmesidir. Diğer şart ise, Afgan halkının, kendi kaderlerini tayin etme hakkına kavuşmasıdır. Ne yazık ki ABD önderliğinde uluslararası toplum, Afgan halkının tercihlerini görmezden gelerek, Pakistan'ın tercih ettiği bir hükümet dayatmaktadır. Uluslararası toplumun bu tutumu, açıkça yasadışıdır. Dahası, diğer bölge devletlerini, bölgedeki kendi yasadışı çıkarlarını korumak için benzer bir ayrıcalıklı muamele veya sınır ötesi haklar talep etmeye teşvik etmektedir. Her bölgesel güç, Afganistan topraklarını kendi ulusal güvenlik çıkarları için kullanmaya çalışıyor. Ancak bir devletin güvenlik çıkarlarını korumak için savunmacı bir adım olarak gördüğü şey, başkaları için güvenliklerine yönelmiş saldırgan bir tehdit oluyor. Sonuçta, dış güçlerin belirlediği savaş devam ediyor ve barış bir türlü gelmiyor.- Uluslararası medya, Afganistan'ı bir "sakallı barbarlar ülkesi" olarak sunuyor. Yaratılan bu izlenim doğru mu?- Dürüst ve nesnel olmak gerek; uluslararası medyanın oluşturduğu bu portre, gerçekdışıdır. Afgan halkı hakkında daha iyi bir fikre sahip olmak için tek kaynak medya olmamalı. İstanbul'daki Afgan topluluğu, örneğin, Afgan toplumunu başarıyla temsil etmektedir. Bu topluluğu incelediğinizde, Afganların, sakallı veya sakalsız, barbar olmaktan çok uzak olduğunu göreceksiniz.
www.evrensel.net