ABD'nin garantili politikası

Irak'ın saldırı hedeflerinden biri olup olmayacağı konusunda farklı seslerin çıktığı ABD, bunu bir diplomasi aracı olarak kullanıyor.

ABD'nin garantili politikasıYakın zaman içinde Irak'ın da saldırı hedefi olup olmayacağı konusunda farklı sesler veren Amerika, Kuzey Irak'ı bölge politikasında araç olarak kullanıyor. Türkiye bir Kürt devleti kurulması endişesiyle böyle bir müdahalenin olmamasını umut ederken, ABD'nin Kuzey Irak'taki Kürt gruplarına daha önce verdiği güvenlik garantisine dikkat çekiliyor.

Kürt gruplarına garantiBush yönetimi Irak'ın ne zaman hedef tahtasına oturtulacağını tartışırken, Kuzey Irak'taki başlıca Kürt partileri, ABD'den Saddam Hüseyin ile bir savaş hali için güvenlik garantisi aldıklarını açıklıyor.Ekim ayındaki olaylar ABD'nin Ortadoğu'da daha önce verdiği garantilerin, özellikle yaz başındakinin, önemini artırıyor. Washington Post'ta dün yer alan bir haberde dikkat çekildiği gibi, ABD yönetimi 30 Temmuz'da Kürt gruplarına bir güvenlik garantisi vermişti. 30 Temmuz'da gönderilen mektuptan önce Kürt grupları, daha önceki anlaşmalar ve uçuşa yasak bölgelerin korunması konusunda yeni adımlar atıp atılmayacağından endişe ediyordu. Söz konusu mektubunda Dışişleri Bakanı Colin Powell, "Daha önce de söylediğimiz gibi, Saddam'ın güçleri Kürtlere karşı harekete geçerse, ABD'nin politikası bunu kendimizin seçeceği yer ve zamanda, güçlü ve kesin bir şekilde karşılamaktır" diye yazdı. Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabani'ye ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani'ye hitaben yazılan bu mektup, Kürtlerle Bush yönetimi arasındaki ilk resmi güvenlik garantisiydi. Bu konu, Başkan Bush'un 11 Eylül'deki saldırılara verdiği yanıtla da ilgili. Son beş haftadır, Pentagon ve Amerikan Dışişleri yetkilileri, -kimi zaman kamuoyuna yansıyacak şekilde- "terörizme karşı kampanya"da, terörü desteklemekle suçlanan Irak'ın da hedef olup olmayacağı konusunda tartışmaktalar. Powell ve onun vekili Richard Armitage'in Usame Bin Ladin'in ve El Kaide'nin ilk hedef olduğu açıklamaları, Irak'ın peşine düşülmesini sonraya bıraktı. Savunma Bakanlığı Sekreteri Paul Wolfowitz ise bununla ters bir şekilde, başından beri "terörü destekleyen bütün devletleri yok etmek"ten söz ediyor. 8 Ekim'de, Birleşmiş Milletler'deki Amerikan elçisi John Negroponte, Iraklı meslektaşı Muhammed Alduri'ye, uçuş yasağı uygulamalarına sıkı sıkıya uyulması konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ertesi gün, Bağdat insansız bir Amerikan casus uçağını düşürdüğünü iddia etti. Pentagon ise sadece böyle bir uçağın kayıp olduğunu doğruladı. Haziran ayında da, Saddam 8 bin ilâ 12 bin askeri Kürtlerin kontrolündeki uçuşa yasak bölgeye sevk etmiş, Kürt grupları da bundan duydukları rahatsızlığı ABD'ye bildirmişti. Bunun gibi gerginlikler ve Kürt gruplarına verilen güvenlik garantileri, ABD'ye Irak'a askeri saldırı için gerekçe yaratma olanağı sağlıyor. Kürt grupları ise ABD'yi askeri saldırıda bulunmasa bile, Irak üstündeki kontrolünü artırması yönünde kışkırtıyor. Bir yandan Kürt gruplarına güvenlik garantileri veren ABD, diğer yandan Türkiye gibi, Irak'a muhtemel bir askeri saldırıdan endişe duyan ülkelere de, henüz ortada saldırı kararı olmadığı "garantisi" veriyor. Böylece ABD hem tüm politikasını bir Kürt devleti kurulmasını engellemeye dayandıran Türkiye, hem de Kürt grupları aracılığıyla hareket alanını genişletiyor.
www.evrensel.net