Savaşı hemen durdurun!

Savaşı hemen durdurun!

Dünya Ticaret Merkezi'ne yönelik saldırıda yaşamını yitirenlerin aileleri, ABD'nin Afganistan operasyonuna karşı çıkıyor.

Savaşı hemen durdurun!Geçtiğimiz hafta, Afganistan'a düzenlenen hava saldırılarının başlamasından sadece birkaç saat sonra New York'ta yapılan barış gösterilerine binlerce kişi katıldı. Binlerce gösterici, torunu Gregory Rodriguez'i 11 Eylül'de, Dünya Ticaret Merkezi'nde yitiren 87 yaşındaki Reuben Schafer'in okuduğu, Gregory'nin anne-babası, Phyllis ve Orlando Rodriguez tarafından Başkan Bush'a yazılan mektubu dinledi. Mektupta şöyle deniyordu: "Saldırılara verdiğiniz yanıt, oğlumuzun ölümüne dair kendimizi bir nebze olsun daha iyi hissetmemizi sağlamıyor... Bize öyle geliyor ki, hükümet, oğlumuzun hatırasını, başka topraklarda başka oğulları yok etmek, başka anne-babalara acı çektirmek için bahane olarak kullanıyor." Rodriguez ailesi, Afganistan'daki saldırılara karşı, giderek büyüyen akrabalar ağının bir parçası. Westchester'daki evinde konuşan Phyllis Rodriguez, tepkisini dile getirirken oğlunun 'içgüdüsel enternasyonalizminden' esinlendiğini söyledi. Bir ayını geçirmek için İspanya'ya gittiğinde, İspanyolların Fransızlardan ne denli nefret ettiğini görünce çok şaşıran 14 yaşındaki Gregory Rodriguez, eve döndüğünde ailesine şöyle demiş: "Milliyetçilik kokuşuyor". İspanya seyahatinden 17 sene sonra, 31 yaşında, Cantor Fitzgerald'da bilgisayar güvenliği şefi iken, Dünya Ticaret Merkezi'nin 103'üncü katındaki bürosunda öldü. "Dünyanın tekdüzeliğini meydan okumayı severdi" diyor annesi. Üç yıldır çalışmakta olduğu Cantor Fitzgerald'dan önce, yedi sene, bir yıllık karısı Eliza Soudant'la karşılaştığı, Salomon Brothers'da çalışmış. İnsanlar konusunda da, müzik konusunda da zevki eklektikti: opera ve raggae'den, Tom Waits ve Beastie Boys'a. "Yaşam açlığı içindeydi sanki, çok dışa dönük bir çocuktu, yeni şeyleri denemeyi ve seyahat etmeyi severdi" diyor babası Phyllis Rodriguez. Seyahat tutkusu ve mesleği, onu, Küba'dan Japonya'ya, Guatemala'dan İngiltere'ye, uzun yürüyüş turlarından, dalgıçlığa ve keşiflere götürmüş. Öngörülü yollardan sapmayı ve değişik milliyetlerden insanlarla kaynaşmayı severdi. Ve sonra 11 Eylül geldi. Ailesi, binlerce benzeri gibi, kendilerini hastanelerde oğullarını ararken ve haberlere kulak kesilirken buldular.

Medya'nın misillemesiAfganistan'ı bombalamaya yönelik çığırtkanlık çoktan başlamış ve CBS ile New York Times'ın ortak anketinde, ankete katılanların yüzde 75'inin, masum sivillerin öldürülmesi anlamına gelse bile, savaştan yana oldukları ortaya çıkmıştı. Rodriguez ailesi, bu misillemenin, oğullarının adı üzerinden gerçekleştirilmesini engellemek için seslerini yükseltmeye karar verdi. "Amerikan toplumunun, dünya halklarının yanında yer alması ve 'yalıtılmış millet' olmayı bırakması gerektiğini düşünüyorum" şeklinde açıklıyor Phyllis Rodriguez hislerini. "Bunun bir yolu kendimizi eğitmek. Irak'ta, Ruanda'da, Paraguay'da insanların içinde yaşadığı koşullar bizim ulusal bilincimizin bir parçası değil maalesef. İlk adım bu olmalı: diğer insanların acılarını ve mutluluklarını öğrenmek. Dünyanın diğer kısmından niye nefret etttiğimizi bulmak zorundayız."

'Kan istemiyorum'Aile, saldırılarda yakınlarını yitirmiş olan ve kendileri ile benzer düşünceleri paylaşan aileler ile iletişime geçmiş. Bush, saldırılardan sonra yaptığı konuşmasında, adını vermeden, "kendini kurtarabilecek durumda olmasına karşın, tekerlekli sandalyedeki dostunun yanında, sonuna kadar kalmayı seçen" birinden bahsetmişti. 54 yaşındaki bu adamın adı, Abe Zelmanowitz'di. Dünya Ticaret Merkezi'nde bilgisayar progamcısı olarak çalışıyordu. Zelmanowitz, ilk uçak çarptıktan sonra ailesini arayarak, tekerlekli sandalyedeki arkadaşı Ed Beyea'yı yalnız bırakamayacağını anlatmış: "Abisi Jack'i aramış ve geri dönemeyebileceğini söylemiş. İki arkadaş, binanın molozları altında birlikte öldüler. 46 yaşındaki kuzeni Saul ve arkadaşları 11 Eylül'de hastaneleri ararken, içlerinden biri, bir muhabire, amcamın arkadaşını yalnız bırakmama kararını anlatmış. Beyaz Saray da bundan haberdar olmuş ve Başkan'ın konuşmasına bu hikayenin de dahil edilmesine karar verilmiş." Zelmanowitz'in yeğeni Matthew Lasar, "Amcamın ağzından konuşmak istemiyorum ama, Afganistan hakkında çok az şey biliyor olmama rağmen, bombalamanın inanılmaz sonuçlara yol açacağının farkındayım. Bu ülkede yaşayan insanlar ne kadar güçlü olduğumuzun farkında değiller sanırım. Kendi acıma bakarak konuşuyorum, nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum ama, daha fazla kan dökülmesini istemiyorum. Bunu söylemenin ödevim olduğunu hissediyorum" diyor.Başka aileler de ekleniyor bu çığlığa. Kocası Richard'ı kaybeden Judy Keane, CNN'e şöyle konuştu: "Afganistan'ın bombalanması sadece daha fazla dul, daha fazla evsiz, daha fazla öksüz yaratacak." Saldırılar sonucu hayatını kaybeden Jim Gartenberg'in karısı Jill ise Fox Haber'de "Başka insanları öldürerek hiçbir şey kazanamayız" şeklinde konuştu. Saldırıyı planlayanların yakalanması konusunda ise, Phyllis Rodriguez, "uygun bir süreç, adil bir yargılanma" istiyor ve "önce-sen-vur, önce-sen-bombala" politikasından kaçınılmasını diliyor.
www.evrensel.net