Bir fotoğrafın gizleri

Avuçlarıyla yüzünü gizlemeye çalışıyordu Megri Can Abla. İsminin anlamını sorduğumuzda kahkahalarla yanıt verdi: "Adımı bölgem koymuş". Bölgede sürekli gözleri yaşlı her Kürt kadınının adı Megri Can.

Bir fotoğrafın gizleriEyüp SeyrekAvuçlarıyla yüzünü gizlemeye çalışıyordu Megri Can Abla. Arada bir gülümsediğinde altın dişleri parlıyordu; elindeki dövmeleri de belirginleştiriyordu bu hareket. Bazen Kürtçe, bazen Türkçe, bölgenin bu alandaki zenginliğinden olacak, bazen de Arapça "Çekme fotoğrafımı" diyordu.Oturduğumuz odaya ağlayarak giren İso, köyün çocuklarıyla oynarken arkadaşlarından dayak yemişti, gözyaşları Fırat gibi akıyordu. İso da, Türkçe konuşmadan, okula gitmeden babası gibi "cahil", annesi gibi dinç ve arkadaşları gibi azgın yetişip gidiyordu işte.Annesine Kürtçe seslendi İso; "Çocuklar beni çok dövdü." Megri Can Abla ise saçlarını okşayarak "Megri kürremin megri (Ağlama oğlum ağlama)" diyordu.Bölgenin has giysileri içerisinde mankenlere taş çıkartırcasına bir canlı tablo gibi karşımızda oturan "Hanımağa" gibiydi Megri Can Abla, oldukça ağır ve ağzından çıkacak kelimeleri tartarak konuşmayı kendisine has bir yöntem olarak kurallaştırmıştı. Gelenek olduğu üzere acı kahve "mırra" geldiğinde, biraz da yemek hazırlığı için zaman geçiriliyordu. Eşi Adnan da telaşsız, sohbeti uzatmaya gidiyordu. Zaman su gibi akıp gidiyordu Megri Can Abla'nın evinde...

Zaten beyazperdedeyizPolitikadan bölge sorunlarına kadar pek çok şey giriyordu sohbete; tedaviler, alternatifler de elbette. Megri Can Abla "Neden beyazperdede şansını denemedin?" sorusuna olgun bir yanıt verdi: "Her Anadolu kadını ve Kürt kadını doğal olarak beyazperdenin birer oyuncusudur. Senaryoları doğuştan onlara armağan edilmiş ve rollerini doğuştan ezberlemişler. Salt bir evin içinde onlar kameraların karşısına çıkmıyor. Onlar doğasında, yapısında, kültüründe ve geleneklerine bağlı olarak yaşamını film gibi sürdürüp gidiyorlar."Megri Can Abla'nın isminin anlamını sorduğumuzda kahkahalarla yanıt verdi: "Adımı bölgem koymuş." Zira bölgede sürekli gözleri yaşlı her Kürt kadınının adı bu.

GAP'a sevdalıyımMegri Can Abla, kahkahalar arasında konuşurken bile aşık olduğunu gizlemiyor: "Ben GAP'a sevdalıyım. GAP ise insanlarıma. Ama ne acıdır ki insanlarım hala kendilerine sevdalı olan bu entegre projeden habersizdirler. Benim aşkım ne Arapların Leyla ile Mecnun'u, ne Amerikan'ın Monica'sı. Mem-u Zin'in sevdasıdır. Deli Fırat'a gem vurulurken, nişanı yapılırken, izdivacına 2005'te hazırlık yapılırken hep yanında oldum. Ama ne hikmet ise bunu hâlâ görmeyen Anadolu kadınının yanıbaşında Kürt kadınının duyarsızlığı beni acılara boğup gidiyor."Tutkusunu anlatmakla ifade edemiyor Megri Can Abla. Anılarını anlatırken geçmişte Urfa Valisi'yle GAP'ın entegre projelerinden olan Atatürk Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nde karşılaşmış. Vali T. Ziyaettin Akbulut'un da dikkatini çekmiş ve yanında bulanan GAP İdaresi Başkanı Dr. Olcay Ünverdi'ye dönerek, "Bu bayana birkaç kez rastladım. Herhalde o da ilgi çekiyor" demesine Megri Can Abla da "Merhaba Vali Abi?" diye yanıt vermiş. Ama sesini duyuramamış.

Kuşkular...Ev harçlıklarından kısarak GAP'a olan tutkusundan bir uydu anten ve bir de video almış Megri Can Abla. 5-10 kasete çektiği GAP çalışmalarını gösteren haber bültenleriyle adeta kendine bir arşiv oluşturmuş. GAP TV'de yayınlanan GAP'la ilgili bilgilerin yanında, bir de gazetelerde çıkan haber ve fotoğraflarla da bir arşiv oluşturmuş. Megri Can Abla'nın kuşkuları var. "Bölge insanımız duyarsızdır. Bunu ta şimdiki barbarlıkla kurdukları ve kuruluşu tanımı 1949'lara dayanan bugün dünyanın en büyük terörünü uygulayan, gençlerin kollarını taşlarla dünya insanı gözleri önünde kıran, bebeğini babasının kucağında kurşunlayan İsrail'in gelip de bu topraklara yerleşmesi endişesi içindeyim. Bu olursa, işte o zaman bölge insanları acı ve hüsran dolu bir tabloyla karşılaşır. Ne Fırat'ın Harran'la nişanı, ne deli Fırat'a vurulan gemi kimse düşünmez" diyor Megri Can Abla...
www.evrensel.net