Taşeronlaştırma yolsuzluk kaynağı

BEDAŞ'ta 1992 yılında başlayan taşeronlaştırma uygulamaları, boyutları her geçen gün büyüyen bir rant ve rüşvet ağı oluşturmuş durumda.

Taşeronlaştırma yolsuzluk kaynağıŞengül KaradağTaşeronlaştırma BEDAŞ'ta yetkilisinden memuruna, taşeronundan işçisine, hatta abonelerine kadar kirli bir bir ağ örmüş durumda. Yolsuzluk ve rüşveti körükleyen bu sistem, BEDAŞ çalışanlarının da yaptıkları işe, birbirlerine ve sınıflarına yabancılaşmasına neden oluyor. Nasıl ve ne pahasına olursa olsun; geçinebilmek, belki biraz daha iyi yaşayabilmek tek erdem haline gelmiş.BEDAŞ'ın yükümlülüğünde olan sayaç okuma, fatura dağıtımı, elektrik kesme, saat mühürleme, bakım-onarım gibi her türlü iş, 1992 yılından beri, ihale yoluyla taşeron şirketlere veriliyor. Her yıl yenilenen ihalelerle başlayan süreç, halkın ödediği elektrik faturalarına kadar yansıyan boyutlarda bir rüşvet ilişkisiyle ilerliyor. 1992 yılından itibaren BEDAŞ'ta taşerona bağlı çalışan bir işçi bu süreci anlatırken "BEDAŞ vampir üretiyor" diyor. Onun söylemiyle "kirlilik taşeron çalışanların sırtında kalıyor" ama "bu bir şebeke işi."

Rant paylaşımı 1992'de BEDAŞ'a girerek Güngören, Bakırköy, Avcılar, Sefaköy ve Beyazıt bölgelerinde çalışmış olan ancak halen BEDAŞ'ta taşeron olarak çalıştığı için ismini vermek istemeyen işçi, "Örneğin BEDAŞ açtığı ihalede saat başına 2000 lira ücret belirliyor. Ama 600-700 bin liradan şirkete veriyor. Şirket ne yapacak; ya bu işten zarar etmeyi kabul edecek ya da zararını bir yerden çıkaracak. Ne yapıyor, işçinin parasını vermiyor, haklarını tanımıyor. O da aboneye saldırıyor. Parasını avanta, bağış adı altında aboneden çıkarıyor. Ne bileyim, kaçak kullanıyorlardır, yazmıyorsundur, görmüyorsundur, bildirmiyorsundur..." diye anlatıyor. Ancak "sokakta" dönen bütün bu kirli işlerin, "içeride" bağlantı olmadan devam edemeyeceğini vurguluyor: "BEDAŞ'ın kendi memurlarının da bu işte parmağı var. BEDAŞ memuru yapmayacaksınız dese, yaptırım uygulasa, yapmaları mümkün mü? Değil! Gözyumuyordur, rant paylaşıyordur. Bu işten çok para kazanan birileri var, bunu BEDAŞ'in de yetkilileri iyi biliyor."

Fatura halka BEDAŞ'taki bu yolsuzluk düzeninin yıllar önce işe "tertemiz" alınan işçileri "kirlettiğini" belirterek, "BEDAŞ vampir üretiyor, hırsız üretiyor" diyor. Şimdi zaman zaman medyaya da yansıyan BEDAŞ dolandırıcılarını bu sistemin yarattığını söylüyor. "BEDAŞ'ta çalışması yasaklanan onlarca insan var. Etiketlemişsin bu insanları, yıllarca kolay para kazanmaya alıştırmışsın. Sonra sokağa atmışsın. O da gidiyor, eski çalıştığı bölgelerdeki abonelerden, 'borcun var, saatin mühürsüz' diyerek para topluyor." Bütün bu yaşananlar kayıp kaçak oranının ve dolayısıyla elektriğin birim fiyatının artmasına da neden oluyor. 1990'lı yılların başında bedelsiz tüketim ve teknik kayıplar dahil yüzde 13 olan kayıp kaçak oranı, 2000 yılı itibariyle bedelsiz tüketim hariç yüzde 24'e ulaşmış durumda. Bu 'kayıp' halktan çıkarılıyor. "Geçen yıl 25 bin lira kadardı elektriğin birim maliyeti, şimdi 45 bin lira civarındadır. Ama aboneye 105 bin lira kadar gözüküyor. Yani aslında elektrik parasını ödeyenler, dürüst olmaya çalışan, sesini çıkarmayan vatandaş cezalandırılıyor" diyen BEDAŞ işçisi, ne bakanlığın ne de BEDAŞ'ın kaçakları önleme gibi bir dertleri olmadığını ifade ediyor.

Çözüm basit ama...Her şeye rağmen bu "kirli ilişkiler ağı"na karşı iki yıl önce başlatılan örgütlenme çalışması sürüyor. "Bunun ölçüsü yok ki, bir lira da alsan 10 lira da alsan kirlidir işte" diyen BEDAŞ işçisi, 1999-2000 yıllarında "Kirliliğe hayır" sloganıyla örgütlendiklerini ve kadro istemiyle çeşitli eylemler yaptıklarını anlatıyor. "Çözüm istedik. Çözüm de çok basit; taşeron işçilerin kadroya alması, çalışma koşullarının düzeltilmesi, özelleştirmenin durdurulması. Eylemlerimiz bir yıl sürdü. O yıl işgüvenliğini sağlamış durumdaydık. Ama yeni yapılan ihalede BEDAŞ'ın da dayatmasıyla bu işçileri işe almadılar" diyerek, BEDAŞ'ın örgütlü işçiyle çalışmak istemediğini belirtiyor.
www.evrensel.net