Savaş ekmeğimizi alır

Savaş ekmeğimizi alır

Ayfer Kaplan tekstil işçisi. İlkokuldan sonra girdiği işçilik hayatında, çeşitli fabrikalarda tam 13 yıl geçirmiş. haksızlıklara karşı koymak için mücadeleyle geçen 13 yıl boyunca, adı 'bölücü'ye de çıkmış Kaplan'ın.

Savaş ekmeğimizi alırŞebnem TurhanTekstil işçisi kadınlar, günde 12 saat aralıksız çalışıp, erkeklerden daha az ücret alarak yaşam mücadelesi veriyor. Kimi bu aralıksız çalışmaya dayanamayıp mesleki hastalıkların kucağına düşerken, kimi de hamile kaldığı için işinden oluyor. Ankara Opal Tekstil'de çalışan Ayfer Kaplan, 13 yıllık tekstil işçisi. İstanbul'da, Ankara'da fabrikalarda çalışmış. Yaşı da fazla değil. İlkokuldan sonra başlamış çalışmaya. Şimdi 27 yaşında, 5 yıllık evli ve bir de çocuğu var. 13 yıl boyunca hiç susmamış Ayfer, tüm haksızlıklara karşı çıkmış, o yüzden patronlar "bölücü" koymuşlar adını, bazı arkadaşları da korkmuş ondan, 'bir gün bomba koyacak fabrikaya' diye! Ama her şeyin üstesinden gelmeyi bilmiş Ayfer Kaplan, çalışmış, ayakçılıktan makinacılığa kadar yükselmiş, fabrikada her işi yapmayı öğrenmiş bir bir. 1988'de ilk defa tekstil fabrikasına girmiş Kaplan ve 1992'ye kadar sigortasız çalışmış ancak 1992'den sonra da arada kesintileri olduğu için emekli olabileceğine hiç ihtimal vermiyor. Kocası da işçi olan Kaplanların evleri kira. Akraba evliliği yüzünden özürlü doğan çocuğu ise özel okula gitmek zorunda. Doğduğunda çevresindekilerin "bu çocuk yürüyemez, put gibi kalır" sözlerini dinlememiş Kaplan, çocuğu için de mücadele etmiş, şimdi capcanlı bir oğlu var ve onun için çalışmayı sürdürüyor. Onu özel okula götürmek için bir yığın yol parası verdiğini, evin masraflarını karşılamakta zorlandığını ifade eden Kaplan, her işçi gibi daha rahat bir yaşam ve daha iyi ücret istiyor. Sohbete en son çalıştığı yer olan Opal Tekstil'den başlıyoruz. Kaplan, Opal Tekstil'de hamile kalmış. Ve doğum izni gelene kadar durmaksızın çalışmış. "İngilizler öyle bir bant sistemi geliştirmiş ki bir dakika bile boş durmuyorsun. Ben hamileyim günlük bir sayı yetiştirmemiz gerekiyor ve bant durmaksızın çalışıyor. Ben yetiştiremiyordum işleri, zorla mesaiye bırakıyorlardı beni. Hamileyim diyorum, dinlemiyorlar. Bant akıyor ve işler yetişmek zorunda" diyor. Hamileliğinde bir de lavaboya çıkma izni vermeyerek işkence etmişler Kaplan'a, doktorlar ise fazla ayakta kalma demiş. Ama iş yetişecek, nasıl ayakta durmasın!

'Maaşlar ödenmedi'Savaş çığlıkları atılmasını ve Türkiye'nin savaşa girmesini istemiyor Kaplan ve Körfez Savaşı günlerinde yaşadıklarını anlatmaya başlıyor, "Körfez savaşı sırasında, bir fabrikada çalışıyordum. Aylarca maaşlarımızı vermediler. İstemeye gidiyorduk ücretlerimizi, patron 'savaş var çok zor durumdayım' diyerek bahaneler uyduruyordu. Canımız burnumuza gelmişti. İşçi arkadaşlarla toplandık bir gün, kaldırdık makinaların başını götürüp sattık maaşlarımız için."Hamilelik dönemi sıkıntılı geçen Kaplan hamile kalmadan önce de çok sıkıntı çekmiş. Kaplan, "Opal'e girerken hamile kalmayacağına dair yazı imzalatıyorlardı. Ancak benim daha önce çalıştığım İlter Tekstil'den müdürüm Opal'deydi. Benim hamile kalmaya çalıştığımı ancak bir türlü olmadığını biliyordu. Biraz da bu rahatlıkla aldı beni" diyor. Sonra da 5 ay da saklamak zorunda kalmış hamileliğini, zam ayında bilinsin istememiş. "Zam ayında hamile olduğumu bilseler hak ettiğim zammı vermezlerdi bana" diyen Kaplan, arkadaşlarının başından geçen bir olayı anlatıyor, "Fabrikada çalışan arkadaşlardan ikisi yeni evlendiler. Evlendiklerinin ertesi günü patron odasına çağırdı çifti. 'Bana söz verin, çocuk yapmayacaksınız' demiş. Sadece iş hayatımıza değil, yatak odamıza da müdahale ediyorlar. Şüphelendiklerini de idrar testine gönderdiler."

'Adım bölücüye çıktı'Kaplan, haksızlıklara karşı çıktığı, susmadığı için patronların adını "bölücü"ye çıkardığını söylüyor. "Eski işyerimde MHP'liler kitap, bildiri getirip işçilerin zorla okumasını istiyorlardı. 'Ben okumam' dedim, bu olaydan sonra patron herkese benim bölücü olduğumu, fabrikaya bomba koyacağımı söyleyip işçilerin benden korkmasını sağlamaya çalıştı. İşçiler gelip soruyorlardı bana, 'bomba koyacak mısın' diye, anlatıyordum tabii onlara sonra sorun kalmıyordu" diyerek, patronun kendisinden adli sicil kağıdı getirmesini istediğini ekliyor. Sitelerde bulunan Ülger Tekstil'de üç ay maaşlarının ödenmediğini hatırlıyor Kaplan ve devam ediyor, "Üç aydır maaş alamıyorduk. Aysel adlı arkadaşım vardı, ne yapsak diye düşünüyorduk. 'Makinaları kapatalım' dedim, Aysel'le bütün işçilerle konuştuk tek tek. Öğle tatilinin ardından kapattık makinaları, çağırdık patronu. Patron geldi, bağırıp çağırıyor, 'Nankörler, bugüne kadar vermedim mi maaşlarınızı üç ay vermemişiz ne olmuş' diye. 'Yarın maaşlarımızı verecekseniz çalıştırırız makinaları' dedik, işlerin yetişmesi lazımdı, patrona ceza kesiliyordu yoksa. Söz verdi patron ertesi gün maaşlarımız evlere gönderildi."
www.evrensel.net