Barolardan onurlu tavır

Baro başkanları, TBMM'nin ulusal egemenlik adına, hükümete Türkiye'yi halkın onaylamadığı bir savaşa sokma yetkisi verdiğine dikkat çekerek, bu kararla Türkiye'nin uluslararası savaş koalisyonunun sadık üyesi haline geldiğini kaydettiler.

Barolardan onurlu tavırAnkara, İstanbul ve İzmir barolarının başkanları, halkın büyük çoğunluğunun savaş istemediğini ve Türkiye'nin bu savaşa katılmasını onaylamadığını vurgulayarak, Türkiye hükümetine, "Türkiye'nin görevi güç kullanmayı ABD için hak gören, ABD'nin uluslararası savaş koalisyonu oluşturmasını meşru sayan, kaynağını şiddet ve güçten alan devletler hukuku anlayışının oluşumuna savaşa katılarak katkıda bulunmak değildir" diye seslendiler. Ankara Barosu Başkanı Sadık Erdoğan, İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman ve İzmir Barosu Başkanı Noyan Özkan, dün İstanbul'da düzenledikleri basın toplantısında, ABD'nin Afganistan'a karşı güç kullanması ve TBMM'nin savaş kararı üzerine değerlendirmelerde bulundular.Ortak basın açıklamasını okuyan Noyan Özkan, TBMM'nin ulusal egemenlik adına, hükümete Türkiye'yi halkın benimsemediği ve onaylamadığı bir savaşa sokma yetkisi verdiğini belirtti. Özkan, Türkiye'nin ABD komutasında kurulan savaş koalisyonunun aktif kanadına yerleştirildiğini söyledi. ABD'nin devletler hukukunu değiştirerek güç kullanmayı kendisi için hak gören anlayışını hükümetin benimsediğini, TBMM'nin de onay verdiğini vurgulayan Noyan Özkan, Türkiye'nin savaş koalisyonunun sadık üyesi haline getirildiğini belirtti.Özkan, bu karar uyarınca hükümetin Türkiye'nin tamamında olağanüstü hal ve savaş hali ilan edilebileceğine ve Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi'nin Anayasa'nın yerini alabileceğine dikkat çekti.

BM, Pentagon'un onay dairesiABD'nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni, Pentagon'un "savaş onay dairesi" haline dönüştürdüğünü belirten Noyan Özkan, "ABD ve İngiltere, devletler hukukunu da bombalıyor" dedi. BM'nin barışı sağlama işlevini yitirdiğini belirten Özkan, "ABD devletler hukukunu yeniden belirliyor: Güç kullanma yalnız ABD ve onun komutasındaki koalisyonda yer alan devletlerin hakkı olacak, diğer devletler için yasak devam edecektir" dedi. Özkan, BM Güvenlik Konseyi'nin Kore Savaşı'ndan bugüne güç kullanmayı ABD ve onun komutasındaki devletler koalisyonuna hak gördüğüne ve başkaları için yasak sayan bir "savaş ilan merkezi" konumuna girdiğine vurgu yaptı.

Meşru müdafaa değilABD'nin Güvenlik Konseyi'nden güç kullanma yetkisi almadan Afganistan'a saldırdığını kaydeden Özkan, ABD'nin savaş koalisyonu kurma peşinde olduğunu ve İngiltere'nin de çoktan koalisyonun savaşçı kanadında yer aldığını ifade etti. Özkan, ABD'nin "hukuka uygunluk" iddiasında bulunduğunu ancak, meşru müdafaa hakkını düzenleyen BM'nin 51. maddesinin, geniş yorumlansa dahi ABD'yi haklı kılmadığını vurguladı. ABD'nin uzun süreli bir savaş ilan ettiğine ve meşru müdafaa kapsamında güç kullanımının, BM Güvenlik Konseyi'nin gerekli önlemleri almasına kadar devam edebileceğine dikkat çeken Özkan, ABD'nin 11 Eylül saldırısının Usame Bin Ladin'in örgütü tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin kanıtları dünya kamuoyuna sunamadığının altını çizdi."ABD Afganistan'ın hemen her yerini günlerdir bombalıyor. Oysa meşru müdafaa kapsamında sadece tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla sınırlı ve bu amaçla orantılı güç kullanılabilir" diyen Özkan, meşru müdafaa hakkının, halkların kendi kaderlerini bizzat belirleme hakkının ortadan kaldırılmasına bahane olamayacağına vurgu yaptı. Özkan, Afganistan'da şu ana kadar 200 sivilin öldüğünü ve sivillere karşı güç kullanmanın yasak olduğunu da belirtti. İnsanların öldüğünü, aç kaldığını ve göç ettiğini dile getiren Özkan, devletler arası dostlukların yerine düşmanlık tohumları atıldığını ve halkların birbirine düşürüldüğünü kaydetti. "Televizyonlarda savaş İngilizce anlatılıyor. Savaş çevirmenleri türedi. Savaşın dili bile Türkçe değil" diyen Özkan, dünyada onbinlerce insanın ABD'ye yapılan saldırıda ölenlerin yasını tutmasına rağmen, yine de savaşa karşı barışı savunduğuna dikkat çekti. Savaşın yıkım, ölüm, insanların topraklarından sürgün edilmesi, doğanın, tarihin ve kültürün yok edilmesi anlamına geldiği üzerinde duran Özkan, "TBMM hükümete ABD'nin 'sürekli özgürlük' harekâtının devamı olduğunu ileri sürerek herhangi bir zamanda saldırıcağı her ülkeye; bugün Afganistan'a, yarın Irak'a, bir başka zaman Suriye'ye, sonra Libya'ya, belki İran'a, Endonezya'ya, Malezya'ya karşı en geniş kapsamda yıllarca sürebilecek savaşa, savaşlara katılma izni verdi" diyerek Türkiye hükümetini izlediği politikalar nedeniyle eleştirdi.

Yurtta barış, dünyada barışSözlerine, "Bizler yönetim kurullarımızın kararıyla, onbinleri, yüzbinleri, milyonları kenetleyen ilkenin Cumhuriyet'in kuruluş felsefesinde olduğunu hatırlatıyoruz: "Yurtta barış, dünyada barış" diye devam eden Özkan, Türkiye'nin yerinin, güç kullanmayı herkes için yasaklayan, savaş koalisyonlarının kurulmasına olanak tanımayan bir devletler hukuku oluşumuna önderlik etmek olduğunu söyledi. Onbinlerce, yüzbinlerce, milyonlarca insanın uluslararası savaş koalisyonuna karşı kenetlendiğini belirten Özkan, "Türkiye'nin yeri, terörizmi lanetleyen ama barış için kenetlenen onbinlerin, yüzbinlerin ve milyonların yürekleridir" diyerek sözlerini bitirdi. İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman da, TBMM'nin kararının Anayasanın 92. maddesinin ruhuna aykırı olduğunu dile getirerek, kararın geri alınmasını istediklerini bildirdi.
www.evrensel.net