"ABD

"ABD'ye verilen sözler açıklansın"

SP Rize Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, hükümetin TBMM'den savaşa asker göndermek için sınırsız yetki almasının ülkeyi felakete sürükleyebileceğini ve partisinin, bu yetkinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya hazırlandığını belirtti.

"ABD'ye verilen sözler açıklansın"Sultan ÖzerHükümete, savaşa asker gönderme yetkisi veren TBMM'den "aykırı" sesler de çıkıyor. Rize Milletvekili ve Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, hükümetin aldığı sınırsız yetkiyi "çok tehlikeli" olarak tanımlıyor. Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ABD'de görüşmeler yaptığını hatırlatan Bekaroğlu, bu görüşmelerde ABD'ye ne sözlerinin verildiğinin açıklanması çağrısı yaptı. Bekaroğlu, ABD saldırısının yalnızca Afganistan ve Taliban'a yönelik olmadığına da dikkat çekiyor. ABD Irak, Sudan ve Yemen gibi ülkeleri de hedef tahtasına oturtuyor. SP Genel Başkan Yardımcısı, ABD'nin asıl amacının Asya, Avrupa ve Afrika merkez sahası olan bölgede egemenlik kurmak olduğuna işaret ediyor.Mehmet Bekaroğlu gazetemize hükümete verilen asker gönderme yetkisi, ABD saldırısı üzerine bölgedeki gelişmeler ve Başbakan Bülent Ecevit'in Meclis kürsüsünden partisine yönelttiği suçlamalar hakkındaki görüşlerini aktardı. Meclis'ten çıkan "asker gönderme yetkisi" Türkiye açısından neyi ifade ediyor?Öncelikle; ABD'nin ne yaptığı, nihai olarak neyi amaçladığı belli değil. "Terörle mücadele" deniyor. Terörle mücadele edilmesi gerekiyor; ama, bunun yöntemlerinin olması gerekiyor. Devletler teröristler gibi davranamaz. Mağdur olan ABD, hem savcı, hem yargıç, hem de infaz memuru olmamalı. Birleşmiş Milletler (BM) diye bir kuruluş var; savaşları önlemek, barışı tesis etmek üzere kurulmuş. Bu konunun da BM tarafından ele alınması gerekiyor. Ama BM Güvenlik Konseyi'nde de birçok problemler -ABD'nin veto hakkı gibi- mevcut. BM Güvenlik Konseyi bütün saygınlığını yitirmiştir. Niye? İsrail, kendisi hakkında alınan 69 kararın hiçbirini tanımamış; 29'u ise ABD tarafından veto edilmiş. Bu şekilde tabii ki BM işlemez. BM'yi bu hale getirenler, bugün terörden yakınanların başında geliyor. BM bünyesinde, bölge ülkelerinin de içinde yer alacağı bir komite oluşturulmasını önerdik. Bu komite delilleri incelemeli, suçlular tespit edilirse yargılanacakları uluslararası bir mahkeme oluşturulmalı ve gerekli cezaları verilmeli. Terörü destekleyen devletler varsa, onlara karşı uygulanacak yaptırımlar da, BM'ye bağlı bu komite tespit etmeli. Bu yolla, Doğu-Batı arasında yeni bir uluslararası hukukun, düzenin oluşmasında Türkiye'nin çok önemli katkısı olabilirdi. Fakat, böyle bir hükümetle bu mümkün değil. Hükümet, "Asker gönderiyoruz, terörle mücadelede müttefikimizi destekleyeceğiz" diyor. Peki terörist kim, suçu kim işledi, deliller nerede? Sayın Başbakan, "ABD ikna olmuşsa biz de oluruz" dedi. Böyle saçmalık olur mu? Başbakan mı konuşuyor, sömürge valisi mi?!ABD'nin "terörle mücadele" söyleminin arkasında neyin yattığını düşünüyorsunuz?Asya, Avrupa ve Afrika'nın merkez sahasını, yani Afganistan'ı kontrol etmek istiyor ABD. Bu stratejik yer, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Yıllardan beri Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı meselesi üzerinde duruyoruz. Ama şimdi öyle bir savaşa gireceğiz ki, bu elimizden uçacak. Çünkü Amerika'nın Afganistan'a yerleşmesi demek, Orta Asya petrollerinin Afganistan-Pakistan-Hint Okyanusu üzerinden gitmesi demek. Petrol şirketleri bu iş için büyük lobi yapacak, bütçe ayıracaklar. Irak'a sıçrayacak bu süreç. Kimse Saddam'ı savunmuyor. Ama Saddam gittiğinde ne olacak? Bundan sonra bizden talepleri ne olacak? Bütün bunları hükümet gördü mü? Hangi Amerika'ya güveniyoruz hem; Amerika o kadar masum değil ki. Afganistan'daki Taliban'a karşı, krallık rejimini öneriyor. Taliban'a karşı çıkıyor ama Suud rejimiyle problemi yok. Bir bakıyorsunuz laik diktatörler destekleniyor, öbür taraftan da dinci, şeriatçı diktatörler. Nerede ilke! Dolayısıyla Türkiye, "Dost ve müttefik Amerika" diyemez. Ülkenin, uluslararası hukuk ne gerektiriyorsa ve kendi çıkarları doğrultusunda adım atması gerekir.Bush ve Blair ne kadar açıklamalar yaparak düzeltmeye çalışsalar da, bu savaşın bir kültür, medeniyet boyutu da var. "Haçlı Seferleri" sözü boşu boşuna söylenmemiştir. Sadece Taliban değil, tüm Müslümanlar kategorize ediliyor. "Uygarlık, beyaz adam mutlaka ezecektir" Bu ırkçılıktır. Mide bulandırıcı bir şeydir. Böyle bir güç, İslam dünyasına saldıracak; Afganistan'a, Irak'a, Sudan'a, Yemen'e vuracak, Türkiye de asker sunacak. Böyle bir durumda ne düşünecek Müslüman halklar? Kamuoyu araştırmaları halkın yüzde 86'sının bu harekete karşı çıktığını gösteriyor. Belki de yüzde 100'ü asker göndermemize karşı çıkıyor. Bütün İslam topraklarındaki halklar buna karşı çıkıyor. Avrupa'da da karşı çıkışlar var. Böyle bir ortamda askerlerimiz gidecek. Zaten bugüne kadar İslam dünyasından dışlanmışız. Bu yara daha da derinleştirilecek. O zaman biz bu bölgede kiminle bir arada yaşayacağız, kiminle ilişkiler kuracağız?Meclis'teki oylamada karşı çıktınız. Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?Kararın Anayasa'ya da uygun olmadığını düşünüyoruz. Böyle sınırı, süresi, ne zaman duracağı belli olmayan bir yetki Anayasa'ya aykırıdır. Ancak Anayasa Mahkemesi'ne dava açacak çoğunluğumuz kalmadı bölündükten sonra. Anayasa Mahkemesi için 110 imza toplamaya çalışacağız. Oylamada 101 ret oyu verildi, 100'e yakın milletvekili de katılmadı. AKP'li arkadaşlarımız Meclis'te biraz kırıldılar. Sanki, "Asker gönderilsin ama sınırlı olsun" dediler. Kamuoyunun yüzde 86'sı karşı çıktığından dolayı böyle ikircikli oynadılar. Şimdi onlara, "Buyrun imzalayın, Anayasa Mahkemesi'ne götürelim" diyeceğiz. Sanki Türkiye 10 yıldır, bunlara hazırlanıyordu. Muhalefet yok ediliyor, bütün sivil toplum kuruluşları üzerine üzerinde baskılar oluşturuluyor, sesler bütünüyle kısılıyor... Ayakta duramayan bir başbakan, ayakta duramayan bir hükümet... Sonra bunların eline Türkiye'nin 20-30 senesini ilgilendiren kararlar veriliyor.
www.evrensel.net