Suudiler Blair

Suudiler Blair'i reddetti

Suudi Arabistan'ın İngiltere Başbakanı Blair'in gerçekleştirmek istediği ziyarete izin vermemesi, Batı işbirlikçisi Arap hükümetlerinin, halkın tepkisinden çekinmesinin ifadesi olarak yorumlanıyor.

Suudiler Blair'i reddettiSuudi Arabistan, sürpriz bir şekilde, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in ziyaret isteğini geri çevirdi. Böylece Blair'in, "terörizme savaş" adına Afganistan'a yapılan saldırı için Ortadoğu'dan destek sağlama girişimi darbelenmiş oldu. Bu tersleme, Batı ile işbirliği halindeki Arap hükümetlerinin, ülkelerindeki halkın tepkisinden çekindikleri için, Afganistan'a saldıran İngiltere ve ABD'yi açıkça destekler görünmekten duydukları korkunun ifadesi olarak yorumlanıyor. Ortadoğu gezisi çerçevesinde Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Mısır devlet başkanları ile görüşmeler yapan Blair, Suudi Arabistan'da geri çevrildi. İngiliz yetkililerin tüm girişimlerine, hatta Blair'in, Kral Fahd'a vekalet eden Prens Abdullah ile telefonda yüz yüze yaptığı görüşmeye rağmen ziyaret talebi kabul görmedi.

Halktan korktularBlair'in bu şekilde terslenmesi, Suudi Arabistan'ın 11 Eylül'den beri sürdürdüğü, din ve Batı ile ilişkiler arasında denge kurma politikasının bir ifadesi olarak yorumlanıyor. 11 Eylül'deki saldırıları kınayan Suudi Arabistan, ABD'nin sınırları içindeki askeri üslerini kullanma isteğini ve Usame Bin Ladin'in malvarlığının dondurulması taleplerini ise reddetmişti. Ülke bu yüzden, Batılı devletler tarafından, "ABD'deki saldırılarla ilgili soruşturmalara yardımcı olmamakla" ve "Ladin'in El Kaide örgütüyle ilgili bilgilerini paylaşmamakla" suçlandı. İslam'ın doğuş yeri olan Krallık ülkesi, halkın tepkisini çekmemek için, Afganistan'daki Müslüman halkla dayanışma geliştirme zorunluluğu hissediyor. Diplomatların Londra ve Riyad arasındaki ilişkilerin mükemmel olduğunu söylemelerine rağmen, dikkatli davranmayı tercih eden Suudiler, kamuoyu önünde, Afganistan'a askeri saldırı düzenleyen bir ülkenin lideriyle "ortaklık" görüntüsü vermek istemiyor. Suudi hükümeti, böylesine bir ziyaretin, yerli halkın Afganistan'a yapılan saldırılara tepkisini ateşlemesinden ve koyu Batı düşmanı radikal İslamcıların harekete geçmesinden korkuyor. Blair, Müslüman dünyasında Afganistan'a yönelik saldırıya karşı büyük bir tepki olduğunu kabul ederek, Batı'nın ılımlı Arap kamuoyuna yanına çekmek için daha çok çaba sarf etmesi gerektiği uyarısı yapıyor. Bu çerçevede, İngiltere Dışişleri Bakanlığı Sekreteri Jack Straw, Irak'a saldırı yapılması ihtimalini yalanlayarak, Arapları rahatlatmaya çalıştı. BBC'ye konuşan Straw, "Irak'ın 11 Eylül'deki acımasızlık ile ilişkisini gösteren hiçbir kanıta rastlamadık" dedi ve hükümetlerinin Afganistan dışında herhangi bir yere operasyon düzenlenmesi niyetinde olmadığını ekledi.

'İnşallah başka zaman'Suudiler, başka bir tarihte Blair'i davet edeceklerini bildirdiler. İngiltere hükümetinden bir sözcü ise, Riyad'ı da gezi programına katmalarının pek de mantıklı olmadığını söyleyerek, ziyaretin yakın zamanda gerçekleşmesini umduklarını belirtti. Suudi Arabistan da, birçok Arap ülkesi gibi, New York ve Washington'daki saldırılarla Ladin'in ilişkisi konusundaki "kanıtların" güvenilir olduğunu savunmuştu. Ama, Afganistan'a yönelik hava saldırıları konusundaki yorumunu hâlâ belirtmiş değil. 1991'deki Körfez Savaşı sırasında, Irak'a saldırmak için konuşlanan binlerce Amerikan, İngiliz ve diğer Batılı devletlere ait askeri güçler, ülkedeki varlıklarını sürdürüyor. Radikal İslamcılar ise Krallığı, Mekke ve Medine gibi kutsal şehirlerin kapılarını "kâfirlere" açmakla suçluyor. Bu söylemleri yüzden Ladin, 1994'te vatandaşlıktan çıkarılmıştı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Polise işkence davasıAnkara Mamak'ta Tuzluçayır semtindeki 30 Ağustos Polis Karakolu'nda görevli 8 polis hakkında Mehmet ve İsmail Candoğan isimli kardeşleri gözaltına aldıktan sonra işkence yaptıkları için dava açıldı. Polislerin 3 aydan 5 yıla kadar hapsi isteniyor.Metin ve İsmail Candoğan kardeşler 26 Haziran 2001'de "şüphe" üzerine gözaltına alındıktan sonra götürüldükleri 30 Ağustos Karakolu'nda coplu, sopalı ve tekmeli dayakla sorgulandılar. Gözaltından bir gün sonra Adli Tıp'a götürülen kardeşleri doktor Cumhur Akpınar muayene etti. Akpınar, İsmail Candoğan'a sağlam raporu, Metin Candoğan'a ise bir günlük rapor verdi. Serbest bırakıldıktan 6 gün sonra savcılığa suç duyurusunda bulunan Candoğan kardeşler, Adli Tıp'a sevk edildi. Adli Tıp'ta muayenesi yapılan mağdurlara bu kez 15'er günlük raporlar verildi. Raporlarda vücutlardaki darp ve işkence izleri yer aldı.

İşkenceli sorguBunun gelişme üzerine Savcı Hüseyin Yalçın, 8 polis hakkında "Efrada kötü muamele yapmak" suçundan dava açtı. Yalçın tarafından hazırlanan iddianamede şöyle denildi: "Sanıkların olay tarihinde 30 Ağustos Polis Karakolu'nda görev yaptıkları sırada yaralama olaylarına adları karışan Metin ve İsmail Candoğan'ı adli işlerini yapmak üzere karakola getirip alıkoydukları her iki mağdura sopa, cop, tekme, tokat ve yumruklarla vurup ayrı ayrı 15 gün iş ve güçlerinden kalacak şekilde yaraladıkları, çeşitli hakaretler yönelttikleri, mağdurların anlatımları, adli tıp raporu, takip ve yakalama tutanağı, görev yazısı ve ekli evrak içeriğiyle belirlenmiştir." İddianamede, İlhan Bozkur, Yılmaz Çetin, Ali Haşim Erkuş, M. Kemal Yıldırım, Musa Aktürk, Nedim Binay, Yusuf Büyükoğlu ve Şerafettin Varol adlı polislerin Türk Ceza Yasası'nın 245'nci maddesi uyarınca 3 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına mahkum edilmesi istendi. Metin ve İsmail Candoğan'ın avukatı İmam Buğu, Adli Tıp'ta görevli doktor Cumhur Akpınar hakkında da suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Buğu, müvekkillerinin olaydan hemen sonra muayene oldukları halde birine rapor verilmezken, diğer müvekkiline bir günlük raporun verilmesinin, 6 gün sonra verilen raporla çeliştiğine dikkat çekti. Müvekkilerinin polis eşliğinde muayene edildiğine vurgu yapan Buğu, Akpınar'ın meslek ilkelerini ihlal ettiğini ve "hasta-hekim" prensiplerine uymayarak sağlıklı muayene yapmadığını ifade etti.
www.evrensel.net