Almanya 'ön koltuğa' geçiyor

Alman emperyalizmi, ABD öncülüğünde başlatılan sözde "terörle mücadele"yi, uluslararası nüfuzunu artırmak için bir fırsat olarak değerlendiriyor.

Almanya 'ön koltuğa' geçiyorAlman emperyalizmi, ABD öncülüğünde başlatılan sözde "terörle mücadele"yi, uluslararası nüfuzunu artırmak için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Başbakan Gerhard Schröder, konuyla ilgili açıklamasında, "Almanya'nın, tali bir oyuncu olmaktan ibaret olan 2. Dünya Savaşı sonrası rolü, kesin olarak sona ermiştir" dedi. Böylece Alman hükümeti, artık "ekonomik olarak güçlü, ama askeri olarak zayıf" olmanın kendisine yetmediğini de ilan etmiş oldu.Emperyalist devletler arasındaki çıkar çatışmalarının giderek şiddetleneceğinin habercisi olan bu demeç ile, hükümet, "dış politikada risk almama" ilkesini de mezara gömdü. 2. Dünya Savaşı yenilgisinin izlerini taşıyan söz konusu ilke, ilk darbeyi, iki yıl önce Kosova saldırısına katkı sağlanması ile almıştı.

'Bir dönem kapandı'Schröder, perşembe sabahı, parlamentonun alt kanadı Bundestag'a yaptığı konuşmada, "Soğuk Savaş'ın, Alman birliğinin sağlanmasının ve tam egemenliğimizin tesis edilmesinin ardından, Almanya, yeni bir uluslararası sorumluluk göstermelidir" dedi. Alman lider, "On yıl önce kimse, altyapı ya da fon sağlamak gibi tali yardımın ötesine geçemezdi. Ama Alman tarihinde bu dönem, bir daha geri gelmemek üzere bitmiştir" şeklinde konuştu.Almanya'nın ABD saldırganlığına "güvenlik sağlama" politikasının, "yeni bir konsept" olduğunu söyleyen Schröder, "Her doğrudan riskten sakınmak, Almanya güvenlik ve dış politikasının kılavuzu olmamalıdır" diyerek, önümüzdeki dönemde "riskli hamleler" yapacaklarını vurguladı. Schröder şöyle devam etti: "Amerikalı ve Avrupalı dostlarımızın yardımı ve dayanışmasıyla, 2. Dünya Savaşı'nın sonuçlarını altedebildik. Şimdi, yeni sorumluluklarımızı yerine getirme zorunluluğumuz var. Bu sorumluluklar arasında, özgürlük ve insan haklarını savunmak için askeri operasyonlara katılmak da yer alıyor."

Rol değişiyorGözlemcilere göre bu "tarihi" konuşma, Almanya'nın uluslararası rolünün "önemli ölçüde genişleyeceğine" işaret ediyor. Almanya Dış İlişkiler Konseyi şefi Karl Kaiser, "Bu, Almanya ve onun hazırlandığı rol için belirleyici bir an. Bush, ABD etrafındaki koalisyondan bahsederken İngiltere, Fransa, Avustralya ve Almanya'yı saydı. Bunun anlamı çok büyük" yorumunu yaptı. Alman tekelci medyası da, halkı bu "yeni ve riskli" döneme hazırlamak için elinden geleni yapıyor. Der Spiegel dergisi tarafından hafta içinde yapılan bir ankete göre, halkın yüzde 58'i, Alman ordusunun ABD'nin saldırılarına doğrudan destek vermesini istiyor. Aynı derginin 1999 tarihli anketinde, Kosova'ya Alman askeri gönderilmesinden yana olanların oranı sadece yüzde 19'du.

PDS dışlandıDemokratik Sosyalizm Partisi'nin (PDS) "utangaç muhalefeti" dışta tutulursa, sağ ve "sol" bütün düzen partileri, Afganistan'a yönelik saldırıya katılınmasını onaylıyor. Son olarak, koalisyonun küçük ortağı Yeşiller, Alman ordusunun cepheye sürülmesine onay verdi.Saldırılara karşı çıkan halkın, genellikle Doğu Almanya kökenli olması da dikkat çekiyor. Doğu'da örgütlü olan PDS'nin güvenlik brifinglerine katılımı, hükümet tarafından engellendi. Parti, savaşa karşı çıkması nedeniyle muhatap kabul edilmiyor.ABD, bugüne dek Almanya'dan saldırılara katılmasını istemedi. Alman ordusu, şimdilik, ABD topraklarına keşif uçakları göndererek "pasif destek" sağlıyor.
www.evrensel.net