Bombaların ardından Kabil

Bombaların ardından Kabil

Kabil'de bir lokantada garson olarak çalışan Muhammet Halil: "Aman Allahım, bu ülkede neler olup bittiğini anlamak imkânsız. 1979'da Rus işgali sırasında bir kardeşimi kaybettik.

Bombaların ardından KabilAmir ŞahHava saldırısının sabahı Kabil... Yıllardır savaşa, kuraklığa alışmış Afgan halkı için yine de diğerlerinden farklı bir gün. Pazartesi sabahı tasını, tarağını toplayıp şehri terke hazırlanan Mirsa Muhammet: "Bahtımızın bu kadar kara olmasının nedenini anlayamıyorum'' diyor. Şehir sanki saldırıya uğramamış gibi. Dükkânlar açılıyor, pazar yeri kuruluyor. Halk ikircikli ve korku içinde.Amerikalılarla İngilizlerin niçin Taliban kampları ve Bin Ladin taraftarlarının barınaklarını değil de sivil halkı bombaladıklarını anlayamıyorlar. Herkes saldırının uzun süreceğine emin. Otobüs şöförü Fida Muhammet her iki tarafın da güçlü olduğunu, ne Amerika'nın ne de Bin Ladin'in korkup geri çekilmeye yanaşacağını düşünüyor. Evinin bulunduğu bölge tehlikede olduğu için ağabeyinin evine taşınmış: "Tedbir tedbirdir. Bu savaş uzun sürer. Amerikalıların nasıl olsa yeteri kadar yiyecekleri var, biz de kuru ekmek yeriz, ne yapalım" diyor. Kabil hastanelerinde saldırının izlerine rastlamak olanaksız. Ancak havaalanı kapalı tutuluyor. Pazar akşamı saldırıların başladığında sokağa çıkma yasağı olduğu için can kaybının fazla olmadığı gözlemlenebiliyor. Kabil sokaklarına düşen beş bomba şehirde elektriğin kesilmesine neden olmuş. Taliban askerleri kamyonlarla dolaşarak halkın durumunu öğrenmişler ve iki saat içinde elektrik verilmeye başlamış.Bir lokantada garson olarak çalışan Muhammet Halil: "Aman Allahım bu ülkede neler olup bittiğini anlamak imkânsız. 1979'da Sovyet işgali sırasında bir kardeşimi kaybettik, şimdi de Amerikan bombaları altında yeni kurbanlar vermek istemiyoruz. Dün gece şarapneller evimizin pencerelerini tuzla buz yaptılar. Geceyi komşumuzun bodrumunda geçirdik'' diyor.Vezir Ekber Han camisinin imamı mikrofondan İslam ülkelerinin Afganistan'ı yalnız bıraktıklarını ilan ediyor: "Müslümanlara yardım edecek Müslüman da mı kalmadı?" diye kahırlı bir şekilde islam ülkelerinin hükümet başkanlarını sorguluyor.Havaalanına yakın yerlerde oturan birçok aile başlarına bir şey gelmesin diye göçe hazırlanmış durumda. Bazıları köylere gitmek istiyor, bazıları başka şehirlerdeki yakınlarının yanına sığınma hayalleri kuruyor. Jan Muhammed korku içinde yaşadıklarını ama tarlayı ekip biçtiği için şehirden ayrılamadıklarını söyleyerek: "En fazla bombaların altında öleceğiz. Kaçsak ne olacak sanki? Yoksul halkın kaderi bu. Kısacası bahtımız kara bizim."(Berliner Tagesspiegel gazetesinden çeviren Semra Çelik)
www.evrensel.net