09 Ekim 2001 21:00

Kürt gerçekliğini anlattık

Bizim derdimiz sinema yaparken, Kürtler dışındaki insanlara Kürtlerin derdini anlatmak değil. Tabii doğal olarak daha geri planda bir hedefte söylenebilir.

Paylaş
Kürt gerçekliğini anlattıkŞenay Aydemir Mezopotamya Kültür Merkezi Sinema Birimi tarafından çekilen "Fotoğraf" isimli film, 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ilk kez Türkiyeli seyirci karşısına çıktı. Eksik ve biraz 'amatör' bulunmasına rağmen festivale Kürt sorununun ağırlıklı konu olmasında önemli bir etken olan filmin yönetmeni Kazım Öz, Kürt gerçekliğini anlatmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Bölgede yıllardır yaşananların nedenleri üzerine bir film çekmek istediklerini ve bunu büyük oranda gerçekleştirdiklerini aktaran Öz, birkaç yıl önce de kısa metrajlı filmi "Ax" (Toprak) ile dikkatleri üzerine çekmişti. Kazım Öz ile filmleri, son dönemde sinemanın Kürt sorununa bakışı ve Kürt illerinin yönetmenler için çekim merkezi haline gelmesi konularında konuştuk.Birkaç yıl önce "Ax" isimli kısa filminizle dikkatleri çektiniz. Kısa filmden uzun metrajlı filme geçerken bunun fayda ve zararları neler oldu?"Ax" bu film için önemli bir teknik altyapı oldu. Öyle bir deneyimimiz olmasaydı, bu düzeyde bir çalışma ortaya koyamayabilirdik. Bizim açımızdan o kısa filmin çalışması sinemayı, seti tanıma ve sinema bilgilerimizini pratiğe geçirilmesi anlamında önemli bir deneyim oldu. Filmde savaşın iki ayrı tarafını temsil eden iki genç yer alıyor. Ancak, ikisinin de çözümlemeleri eksik kalmış gibi. Onların kişisel serüvenlerini yakalayamayan seyirci açısından finalin bir 'zorlama' ve 'havada' kalması gibi bir risk taşımıyor mu? Zaten hedeflediğimiz kahramanların tek tek iç dünyalarını işlemek değil. Bu iki karakterle hiç özdeşleşmeden, olaya dışardan bakarak var olan sorunu ve bu sorunun kaynağını anlatmaya çalıştık. Bu konuda sisteme ilişkin göndermeleri de en fazla bu açıdan ele aldık. Mesela askerlik sisteminin bireyi ne hale getirdiğini, var olan temel sorunun tarihsel bir sorun olduğunu ve bunun yoğun milliyetçilik ayrıntılaryla dolu olduğunu ve bir kültür sorunu olduğunu anlatmaya çalıştık. Öyle bir izlenimin olduğu doğrudur. Bu durum aykırı da gelebilir. Ama bu aykırılık bizim tercih ettiğimiz bir şey. Film Kürt sorununa ilişkin bir süreci ele alırken 'sıcak çatışma' dönemlerini konu ediniyor. Ancak, sorun şu anda bambaşka bir zeminde. Filmin 'güncel dışına düşmek' gibi bir sıkıntısı olacağını düşünüyor musunuz?Bir sorun olacağını düşünmüyorum. Birincisi bir sanat ürünü güncele bağlı olarak gitmek zorunda değil. Dönemsel politikalara bağlı olarak sanatsal ürün yön değiştirmemeli. Bu sanat açısından da sanatçı açısından da böyle. Barış süreci başlamamış olsaydı da biz aynı filmi çekecektik. İkincisi, çok fazla dönemsel gelişmelere bakmayıp, daha genel, daha tarihsel bakan bir bakış açısı zaten her dönemde var olan gelişmelere hizmet eder. Zaten sorun da çözülmüş değil. Sorun aslında belli bir aşamaya gelmiş ve tıkanmış durumda. Kürtlerin mücadelesinin, batıda yaşayan halklar tarafından anlaşılması ya da bu mücadelenin onlara anlatılması hep ertelendi. Filmin, batıdaki insana sorunun kaynaklarını ikna edici bir biçimde anlatabilecek mi? Ya da anlatabilir mi?Bizim derdimiz aslında bu değil. Sinema yaparken, Kürtler dışındaki insanlara Kürtlerin derdini anlatmak değil. Tabii doğal olarak daha geri planda bir hedefte söylenebilir. Biz yaşadığımız gerçeği sinemaya aktarmak istiyoruz. İnsan bunu doğru yapınca, onun dışındaki topluluklar da onu daha rahat anlayacaklar. Ama biz özel olarak Türkleri bu konuda ikna edelim, ya da Avrupalılara 'Bakın Kürt sorunu böyledir' diyen bir yaklaşımla bu filmleri çekmiyoruz. Bu yönlü yaklaşım hiçbir planımıza yansımamalı diye düşünüyoruz. Bizim yaşadığımız bu ve bunun sanatını yapmaya çalışıyoruz. Ama bunları yaşayan zaten Kürtler. Dolayısıyla filmi izlerken onlar kendilerinden birşeyler bulabilirler ve ikna olabilirler. Ama bu gerilim iki tarafı da etkiliyor. Sorunu doğrudan yaşayanlar bir yana, aslında sorunun diğer tarafındaki insanlara da anlatmak doğru bir yöntem olamaz mı?Kuşkusuz. Ama sinema yapmamızın amacı o değil. Bizim dışımızdaki topluluklara sorunlarımızı ikna edici bir yöntemle anlatmak değil. Ama sonuçta yaptığımız ürünün bir amaçı var. Bu filmi Türkler de Avrupalılar da izlediğinde doğru bir ürünse herkes durduğu noktadan kendini sorgulamaya başlayacaktır. Biz gerçeği işlemeye çalıştık. Ucu kime dokunuyorsa, olumlu ya da olumsuz herkes payına düşeni alacaktır. Eğer film doğru olursa.
ÖNCEKİ HABER

2. hedef Irak mı?

SONRAKİ HABER

Ürosan Kimya'da işçiler greve çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa