Ekonomi bombalandı

Ekonomi bombalandı

Amerik Birleşik Devletleri'nin Afganistan'a saldırması başta turizm ve ulaştırma olmak üzere pek çok sektörde işleri durma noktasına getirdi. Savaş nedeni ile yatırmlar duracak.

Ekonomi bombalandıAmerika Birleşik Devletlerin'nin Afganistan'a yağdırdığı bombalar ekonomiyi de vuracak. Savaşın başlamasının ardından sert düşüşler yaşayan borsalar durulsa da başta turizm ve ihracat olmak üzere bellli başlı sektörlerde durgunluk artarken, canlanan tek sektör silah sanayii oldu. Yaklyaşık üç yıldır durgunluğa giden "gelişmekte olan ülkeler" ekonomilerinde ise savaşın krizi derinleştirmesi bekleniyor. Bu ülkeler arasında gösterilen Türkiye'de bunun ilk ipuçları da görülmeye başladı. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın savaşa verdiği ilk tepki Turizm ve ulaştırma endeksinin dibe vurması oldu. Savaşın ardından ayakta kalan tek endeks savunma endeksi olurken önümüzdeki günlerde ihracatta büyük düşüşler bekleniyor. Savaşın Afganistan'la sınırlı kalmayacağı Irak, Sudan gibi ülkeleri kapsaması olasılığının artaması da Türkiye ekonomisini derinden etkileyecek. Çünkü Savaşın yayılması ile Gap'tan Irak ve Suriye gibi ülkelere yapılan ihracatın tamamen durması söz konusu.

Türkiye'yi de etkiliyorDiğer yandan sürekli kriz halini yaşayan Türkiye ekonomisinde savaştan kaynaklı iç talebin daraltılması da ekonomiyi zorlayacak. Savaş nedeni ile insanların nakit tutma eğilimine girmesi, harcamaları kısması ekonominin iyice yavaşlamasına neden oluyor. Üstelik Türkiye'de nakit tutmanın döviz tutma şeklinde olması da döviz kurlarını yükseltirken ekonomiye ciddi zararlar veriyor. IMF'nin iç talebi kısarak bütçedeki faiz dışı fazlayı yüzde 6.5'de tutmak istemesi de ekonomideki durgunluğu artıracak bir önlem olarak görülüyor. Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Orhan Morgil, savaşın uzamasının ekonomideki durgunluğu artıracağına dikkat çekti. Türkiye açısından ekonomik hareketlenmenin motoru olarak görülen turizm ve ihracatın olumsuz etkilenebileceğini hatırlatan Morgil, IMF'nin ise iç talebi kısarak ve faiz dışı fazlayı yüzde 6.5 seviyelerinde tutmak istediğini hatırlattı. Programda dünyadaki gelişmeleri de gözönüne alarak iç talebin daha fazla kısılması şeklindeki yaklaşımların gevşetilmesi gerektiğini söyleyen Morgil, şöyle devam etti: "İç piyasayı biraz harekete geçirerek, atıl kapasitelerin harekete geçirilmesi gerek. Bu mutlaka enflasyon yaratmaz. Talepte akıllıca noktalardan artış yapıp, bu da üretimi harekete geçirirse, üretim artışı talep artışı ile dengeleneceği için enflasyonist etkisi olmayabilir. IMF'nin bu konuda çok istekli davranmadığı gözüküyor. Ama dünyadaki bu gelişmeler karşısında dış pazar genişlemesi sınırlı kalacağına göre bunu bir miktar iç pazar genişlemesi ile telafi edip ekonomiminin içindeki resesyonu da aşmak lazım."
www.evrensel.net