Aktif patronları yalana sarıldı

Aktif patronları yalana sarıldı

İşçilerin kararlı mücadelesi karşısında zor günler yaşayan Aktif Dağıtım patronları, yalana sarılarak kendilerini aklamaya çalışıyorlar.

Aktif patronları yalana sarıldıŞahin BayarTÜMTİS üyesi Aktif Dağıtım işçilerinin direnişi ve kamuoyundan gelen tepkiler karşısında köşeye sıkışan patronlar, yalana sarılmaya başladılar. İsviçre'den Aktif Dağıtım patronlarını kınayan bir e-mail gönderen Sosyal Pedagog Kemal Koca'ya yanıt veren patronlardan Yusuf Köse ve Mehmet Akdağ birbirinden çelişkili ifadeler kulllandılar.Öyle ki Koca'ya yanıt veren Yusuf Köse, "Ağır ekonomik kriz yaşıyorken, haziranda 14 kişi dışında, isteyerek kimsenin işine son vermedik" derken, Mehmet Akdağ, "Fazla elemanımız olmasına rağmen bir tekini işten çıkarmadık. Lokmalarımızı küçültmeye, ama kimseyi lokmasız bırakmamaya karar verdik. Çevremizden eşimizin, dostumuzun getirdiği insanlardan çalışmaya çok ihtiyacı olanları işe aldık, elemana ihtiyacımız olmamasına rağmen. Bu şirket aç ve açıkta 5-10 kişiye bakamayacaksa batsın daha iyi dedik!" ifadelerini kullandı. Oysa herkesin bildiği gibi birbirinden çelişkili ifadeler kullanarak yalan söyleyen patronlar, sendikaya üye oldular diye İstanbul ve İzmir'de 250 işçiyi kapı önüne koymuşlardı. TÜMTİS ve işçiler hakkında iftiralarda bulunarak polise ihbar eden; TÜMTİS Başkanı Sabri Topçu, sendika yöneticileri ve işçilerin günlerce gözaltında işkence görmesine neden olan Genel Müdür Yusuf Köse, cevap metninde yalanlar sıralamaya devam ediyor: "110 işçimize zorla iş bıraktıran TÜMTİS yöneticileri hakkında ne polise şikayette bulunduk; ne bir sey yaptık! Ama minibüsleriyle adam kaçırırken yakalandıklari için polis gözaltına aldı... Bunda bizim ne suçumuz var?!". Yukarıda birbirinden çelişkili ifadeler kullanan patronların ortak oldukları tek nokta; kriz! Her iki patron da krizden etkilendiklerini öne sürüyorlar. Ama bu sefer de kendi internet sitelerinde yayınladıkları veriler onları yalanlıyor. Çünkü internet sitelerinde yayınladıkları veriler, yapılan işin azalması bir yana her ay düzenli olarak artığını gösteriyor. Örneğin Nisan ayında 2 milyon 200 bin olan dağıtım adedi, Mayıs ayında 3 milyon 76 bine yükseliyor. Ancak patronlar "kriz var" bahanesine sarılarak işçilerin ücretlerini taksitler halinde ödemeye başlıyorlar.

Patronun gözyaşları!Yanıt metninde geçmişinden, eğitim düzeyinden ve 'demokrat'lığından söz eden patron Mehmet Akdağ sonunda baklayı ağzından çıkarıyor: "Bir taraftan etik olarak doğru çalışmayan, sigortasız eleman çalıştıran, rüşvet vb. yöntemlerle çalışan rakiplerimiz ile mücadele etmeye çalışırken, bir taraftan da sendikalar ile uğraşmak zorunda kaliyoruz".1996 yılında Nakliyat-İş'in işyerinde örgütlendiğini ve sözleşme imzaladığını daha sonra sendikanın işyerinden çekip gittiğini anlatan Akdağ, "Bu yılın başlarından sonra da yeniden burada bir sendikanın örgütlenmeye başladığını duyduk, tedirgin olduk" diyor. Sigortasız işçi çalıştırmamakla övünen ve "sizin bildiğiniz patronlardan değiliz" diyen Akdağ tam bir patron ağzıyla yanıtlarına devam ediyor, "Bu dönemde bu sendikanın işyerimizde örgütlenmesine karşı çıktık, çünkü biz biliyorduk ki, bu insanlar geldiklerinde, bu şirketin bel kemiği olan taşeronları ortadan kaldırmaya çalışacaklar, onların olmaması da zaten bizim batmamız demek olacaktı. Bunu biliyorduk."Yanıt metninde İzmir'de işçilere yaptığı bıçaklı saldırıdan hiç bahsetmeyen Akdağ, işçilerin öfkesine uğradığı anı da şu ifadelerle dile getiriyor, "En sonunda İzmir de beni de, evet bu işyerinin sahiplerinden birini de Adliye önünde dövdüler".
www.evrensel.net