Tek hedef borçları ödemek

Yapılması gereken borçların ertelenmesini istemek olabilir. Türkiye bu kadar borç yükünü bu cendere altında ödeyemez, ödeyemiyor zaten. Vergi reformuna gidilebilir. Vergi vermeyen kesimin üzerine gidilir.

Tek hedef borçları ödemekMustafa Sönmez /İktisatçı-YazarProgram adı altında borçların ödenmesi ön planda tutuluyor. Herşey bunun üzerine kurulu. Sorun yaşandığı ölçüde de güven problemi ortaya çıkıyor ve dolar yükseliyor. Aslında ortada program hedefi yok. Borçların ödenmesine ilişkin üç yıllık kemer sıkma politikası var. Borçlar da iki şekilde ödeniyor. IMF'den alınan kaynaklar ve iç talep daraltılarak sağlanan artıkla borç ödeniyor. Bu artık da eğitimden sağlığa ve maaşlara kadar pek çok kısıntılarla elde ediliyor. Ya da dolaylı vergiler artırılarak büyük ölçüde gelir dağılımı bozularak sağlanıyor.Bunun dışında dış borç ihtiyacı da var. Ancak hem Türkiye ekenomisine güven tesis edilemediğinden hem de dünyada yaşanan krizle bu kaynağın edinilmesi zorlaştı. IMF kaynak bulma taahhüdünde bulundu ama buna karşılık 2002 Bütçesi'nde fazladan bir kemer sıkma vaadi istiyor. Bunun için ekim ayının ortasında açacağı kredi dilimini ertelemiş bulunuyor. Bütçede istediği düzenlemeler yapılmadığı taktirde ve yine IMF'nin istediği yeni bazı bankalara el konulmaması halinde vermeyecek. Dolayısıyla ortada program denen şey borçların tahsili. Bu da yeniden borçlandırarak ve gelir dağılımını adaletsiz yaparak gerçekleştiriliyor ve ağır bedellere mal oluyor.Borcu borçla kapatmak gibi bir politika var. Bunun tersi vergilendirme olurdu. Bu yola gidilmiyor çünkü vergilendirilecek kesimin üzerine gidilmiyor. Bunlar varlıklı kesimler. Bu yapılmadığında geriye borcu borçla kapatmak, yeniden borçlanmakla bu dönemi geçiştirmek kalıyor. Bu da zor oluyor.Çünkü ne içerden istenen faizlerle ve istenen zamanda ödeme koşuluyla borçlanabiliyor, ne de dışarıdan kaynak bulabiliyor.Bunun sonucunda IMF, "Tamam size ek kredi bulayım ama bunun karşılığında benim bütün dediklerimi yapacaksınız" diyor. Bunlar da Türkiye'nin üretim dinamiklerini kurutuyor. Kamu kesimini küçültüyor. Ekonomiyi yüzde 9'lara varan ölçüde küçültüyor. Üretim eşiğini aşındırıyor. Bu durumun sürmesi halinde Türkiye borçlarını ödeyemez hale gelebilir.

Program yoksullaştırıyorEkonominin küçülmesi ise şu anlama geliyor: Türkiye geçen yıl 200 milyar dolarlık bir gelir üretirken bu rakam 150 milyar dolara düşecek. Bunun da kişi başı ortalama paylaşımı 3000 dolardan 2500 dolara düşecek bunun tek anlamı da yoksullaşmadır. Bazı kesimler yoksullaşmıyor, zenginleşiyor. Bazı kesimler aşırı yoksullaşıyor. İşsizlik yaygınlaşıyor. Aileye giren gelir azalıyor, bu ölçüde yoksulluk yaşanıyor. Küçülmenin en birinci yansıması yoksullaşmadır. Programın sürdürülmesi halinde yoksulluk ve işsizlik daha da artacak. Örneğin kamu bankaları. IMF kamu bankalarında çalışanların sayısının 62 binden 32 bine düşmesini istiyor. Devleti küçültmek, kamuyu küçültmek ve ekonomiyi küçültmek bu anlama geliyor.

Borçlar ertelenmeliYapılması gereken borçların ertelenmesini istemek olabilir. Türkiye bu kadar borç yükünü bu cendere altında ödeyemez, ödeyemiyor zaten. Vergi reformuna gidilebilir. Vergi vermeyen kesimin üzerine gidilir. Bunu tamamlayıcı olarak kur politikası daha korumacı, denetimli, daha az liberal ve kontrollü hale getirilebilir. Bu şekilde üçlü reformla bazı şeyler iyileştirilebilir. Tabii bunu yapacak bir siyasi irade gerekiyor.
www.evrensel.net