Geçici çözüm istemiyorlar

Geçici çözüm istemiyorlar

TEKEL'de geçici olarak çalışan işçiler, hükümetle sendikaları arasında varılan anlaşma gereği şimdilik eylemlerine son verdiler.

Geçici çözüm istemiyorlarŞengül KaradağTEKEL'de çalışan geçici işçiler, "geçici" çözüm istemiyorlar. Onlar için "kalıcı" tek çözüm kadrolu olmak. Tek Gıda-İş'in hükümet ve TEKEL Genel Müdürlüğü ile vardığı anlaşma ise yine her an işten atılma korkusuyla yaşamak demek. Sendikalarının hükümetlerle birlikte yıllardır kendilerini oyaladığını söyleyen işçiler, artık verilen sözlerin tutulmasını istiyorlar. TEKEL Genel Müdürlüğü bu yılın nisan ayında, tütün işleme işletmelerinde çalışan geçici ve mevsimlik işçilerin iş akitlerinin eylül sonu itibariyle askıya alınmasına karar verdi. Bu süre içerisinde hükümetle ve bakanlarla görüşerek "işi halletmeye" çalışan Tek Gıda-İş, karar uygulamaya konunca eyleme geçmek zorunda kaldı. İlk eylem olan yemek boykotu sonuç vermedi. İkincisi TEKEL Genel Müdürlüğü önünde basın açıklamasıydı. Uzak yakın bir çok ilden "sonuç almadan dönmemek üzere" gelen TEKEL işçileri, kısa bir açıklamanın ardından geri gönderildiler. Türk-İş'in ve Tek Gıda-İş'in hükümetle görüşmeleri devam ediyordu çünkü. Bu sırada bazı işletmelerdeki işçilerin işine son verilmişti ve tabi eylemler de başlamıştı. Ardından topluca ANAP Genel Merkezi'ne gidilmesi kararı alındı. Buradan çıkacak sonuca göre, gerekirse, işçiler işyerlerini terk etmeyecekti. Ancak eylem iptal edildi. Anlaşma sağlanmıştı! Buna göre; iş akitleri askıya alınan işçiler işbaşı yapacak, işleme atölyelerindeki işçiler bu yıl kasım ayı sonuna kadar, önümüzdeki yıl ise 5 ay çalışacaklar. Oysa Tek Gıda-İş Genel Başkanı Hüseyin Karakoç, daha önce, bu anlaşmayı asla kabul etmeyeceğini açıklamıştı. Peki ne olmuştu da birden anlaşmaya karar vermişti?

Şeref sözü! Cevizli'de bulunan TEKEL Araştırma Enstitüsü Başkanlığı'nda çalışan işçiler, bu duruma şaşırmıyor. Kendilerine verilmiş fakat tutulmamış çok söz var çünkü. ANAP önündeki eylemin iptal edildiği ve söz konusu anlaşmanın yapıldığı gün görüştüğümüz geçici işçilerden Erdem Urhan, "9 yıl oldu biz bu işe gireli. Bu zamana kadar ne hükümet bize eğildi, ne de başımızdaki sendika" diyor. Sürekli "giriş-çıkış korkusu" yaşadıklarını söyleyen Ayhan Tanyol ise, "Sorunumuz çok, sendika ise bizi sorun etmedi . Oturdular, attılar bacak bacak üstüne. Şeref ve namus sözü verdiler. Hep aynı hikâye Hüseyin Karakoç'tan da duyduk, Rahmetli Orhan Balta'dan da" diye anlatıyor. Orhan Balta'nın "Ben ölmediğim sürece bu TEKEL satılamaz" dediğini hatırlatarak söze giren Erdem Urhan, gülerek "Gerçekten de adam öldü TEKEL satılmaya başlandı. Yani gelen gideni aratıyor" diyor. Ayhan Tanyol ise öfkeyle devam ediyor: "Şeref sözü diyorsun ya! 2000 kişiye kürsüden söylüyorsun. Ertesi gün verdiğin şeref sözü de meydanda yok, sen de yoksun."

'Kuru hikâye istemiyoruz'Kendi deyimleriyle "uzatmaları oynayan" işçiler, kasımdan sonrası için garantilerinin olmadığının farkında. "Yeniden işe almayacaklar bizi, sendika aracılığıyla bizi oyalamaya çalışıyorlar" diyen Sema Demirkol, bir an önce bir şeyler yapılmasını istiyor. Ayhan Tanyol, "Sendika olmadan biz tek başımıza ne yapabiliriz ki? Şurada 22 kişiyiz, ben yarın çalışmayacağım desem işten atarlar. Sendika örgütlemeden nasıl bir eylem yapabiliriz? diye soruyor.Hep aynı şeyleri duymaktan bıktıklarını söylüyor Urhan; "Bir şeyler bir yere dayandıktan sonra kuluçka aramaya başladık. Sendikanın politikası bu. Böyle olduktan sonran ne sendika verimli olabilir, ne de bizim sendikaya güvenimiz olamaz. Güven verici hiçbir şey yok zaten. Ben şahsen Karakoç'un Unkapanı'ndaki konuşmasından tatmin olmadım. Seçime giren milletvekili gibi boy gösterisi yaptı. İcraat istiyoruz artık, kuru hikâye istemiyoruz."

Birlik, ama nasıl? Geçici işçiler sorununda da işçiler atılmadan harekete geçilmediğini belirten işçiler, kendi aralarında da birlikten yoksunlar. Hatta Cevizli TEKEL'de site içerisindeki arkadaşlarını bile tanımadıklarından yakınıyorlar. "Birliği nasıl sağlayacağız biz biliyor musunuz? Bizi işten attıkları gün" diyen Tanyol, diğer yerlerdeki eylemlerin de işçiler atıldıktan sonra başladığını hatırlatıyor; "Niye daha önce değil? İlla birilerinin atılması mı gerekiyor eylem yapmak için?". Erdem Urhan'da katılıyor, Ayhan Tanyol'un yakınmalarına, "Sendikacılık öldü. Ne zaman sendikacılardan milletvekili seçilmeye başladı, ,pazarlıklar başladı, sendikacılık öldü. Sendika şimdi ne yapıyor, bir yerden işçi mi atılacak, hadi eyleme!" İşyeri Temsilcisi Recep Doğruyol. Bu sözlere "Önce kendimize güveneceğiz" diye müdahale ediyor. "Ne basına, ne bakanlara, ne başımızdaki duyarsız sendikaya. Kendimize güveneceğiz. O zaman başarırız. Zorlayacağız, oturuyorlarsa kaldırıp götüreceğiz. Kendi içimizdeki birliği sağlayacağız. Bunun başka yolu yok" diyen Doğruyol'un sözleri diğer işçilerden de destek görüyor.
www.evrensel.net