Demokrasi başka bahara kaldı

Demokrasi başka bahara kaldı

"AB ile entegrasyon" amacıyla başlatılan değişiklik süreci, özlük haklarını genişleten önergenin ise ezici çoğunlukla kabulüyle son buldu.

Demokrasi başka bahara kaldıSultan ÖzerAnkara Barosu Başkanı Sadık Erdoğan, yetersiz gördüğü Anayasa değişikliğinin, topluma nefes aldırabilecek düzenlemeler içerdiğini düşünüyor. Erdoğan, TBMM'de kabul edilerek Cumhurbaşkanlığı'na sunulan değişiklik yasası hakkındaki görüşlerini gazetemize aktardı. Ankara Barosu Başkanı değerlendirme yaparken, -aslında yeni bir anayasanın yapılması gerektiğini belirttikten sonra-, olumlu bulduğu yenilikleri sıralıyor: Anayasa'nın başlangıç kısmında geçen "mülahaza" ve 14. maddesinde geçen "amaçlama" kelimeleri yerine, "faaliyet" sözcüğünün geçirilmesi. Çünkü, hak ve hürriyetlerin devlete ve düzene karşı kullanılmamasını düzenleyen bu maddeler artık, "düşünceyi" değil "faaliyeti" suç sayacak. Değişiklikteki olumlu bulunan hükümlerden biri, toplu suçlarda 15 gün olan gözaltı süresinin 4 güne indirilmesi. Bunlar, "kabul edilen"ler. Erdoğan'ın değişikliklerde "olumlu" bulduğu bir olay da, kabul edilmeyen bir madde: Uluslararası sözleşmelerin iç hukukun ve Anayasa'nın üstünde bir konuma getirilmesini içeren 90. madde düzenlemesinin reddedilmesini olumlu bulan Erdoğan, "AB ile bir entegrasyon adına egemenlik hakkından vazgeçilemez" diyor. Tabi milletvekillerinin -ve Cumhurbaşkanı'nın- bu maddeye itirazı Erdoğan'dan farklı olarak, teknik boyuta dairdi. Onlar bunun öncelikle, iç hukukta düzenlemeler yoluyla yapılmasını istiyor..."37 dev adım" olmamakla birlikte, Anayasa değişikliği bu birkaç maddeyle ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarını ve özlük haklarını genişletmeleriyle sınırlı da değildi. Değişiklik yasasının geneli hakkında, Sadık Erdoğan'a yönelttiğimiz sorular ve aldığımız yanıtlar şöyle:Anayasa değişikliğini bir bütün olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeterli bulmuyorum. Çünkü bizim daha önceden dile getirdiğimiz isteklerimizin tamamını kapsadığı söylenemez. Nedir bunlar derseniz; geçici 15'inci maddenin tamamen kaldırılmasını istiyorduk, ama sadece ikinci kısım kaldırıldı. Birinci kısmın da kalkması gerekirdi. Kaldırılan madde, 12 Eylül yasalarının Anayasa'ya aykırılığının iddia edilemeyeceğini düzenliyordu. Fakat, 12 Eylül'ün icraatları aleyhinde hukuka başvurmayı engelleyen kısım kaldırılmadı; bu önemli bir eksikliktir. İkincisi; idam ceza olamaz. Bunun da kalkması gerekirdi; ama birtakım hükümlerle muhafaza ediliyor. Şahsa göre bir kıyaslama yapmıyorum. Şu anda yargılanan ya da yargılama aşaması bitmiş herhangi birisi veya bir başkası benim için önemli değil. Ben genel ilkeler olarak olaya bakıyorum; idam denen olayın kalkması gerekirdi."Savaş hali, yakın savaş, terör" deniyor. Bu gibi durumlarda idam cezası verilebileceği hükmü konuyor. Bu da gelişmiş hukuk düzenlerinde olmayacak bir düzenleme. Adalet ve yargı konusundaki düzenlemeler hakkında ne düşünüyorsunuz?Çok önemli bir nokta, savunmanın Anayasa'da olmayışı idi. Savunma, 36. maddede bir kelime ile "herkes yargı önünde davalı ve davacı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir" diye geçiyordu. Bu, çok az bir ekleme ile "adil yargılama hakkına da sahiptir" şeklinde değiştirilmiştir. Ama bizim isteğimiz yıllardır şuydu; yargı ile ilgili düzenleme Anayasa'da 138. maddede yapılmaktadır. Biz savunmanın bu madde yanına taşınması gerektiğini söylüyorduk. Bu da çok önemli bir eksikliktir. Yine bir eksiğe bakarsak; DGM'ler olağanüstü mahkemeler olduğu için kaldırılması gerekir. Çok ciddi bir eksiklik, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısını muhafaza etmesidir. Bakan ve müsteşar bu kurul dışına çıkmalı. Önceden beri bunu savunuyoruz. Bu düzenlemenin yapılmaması önemli bir eksiklik. Barolara yasaları Anayasa Mahkemesi'ne götürme hakkının tanınması gerekirdi. Bu da önemli bir eksiklik diye düşünüyoruz. Düşen maddelerle ilgili düşünceniz nedir?Dokunulmazlıkla ilgili 83. madde, Meclis'in önüne gelen bir şanstı. Milletvekillerinin Meclis'teki söz ve davranışlarından dolayı dokunulmazlıkları olsun, bu her demokraside var. Ama Meclis dışındaki olaylardan dolayı onların dokunulmazlığını savunmak gereksiz. Böyle bir dokunulmazlık zırhı olmasa idi, yargı önünde bunların en azından aklanabilmeleri de mümkün olurdu. Yine Anayasa'nın 76'ıncı maddesinde düzenlenen milletvekili seçimi ile ilgili düzenleme de düştü. O da iyi olacaktı. Seçilme yaşı ufalıyordu. Bazı kolaylıklar geliyordu. 90'ıncı maddenin reddedilmesi epey anlamlı. Bu durumu "egemenliğin devredilemeyeceği hükmünü Meclis kabul etti" şeklinde olumlu olarak değerlendiriyorum. Çünkü AB ile uyum sağlamaya dayanan bu madde düzeltmelerine baştan beri karşıydım. Biliyorsunuz bu madde düzeltmelerindeki önemli hedef uluslararası sözleşmelerin Türk hukukunun üstüne çıkmasıydı. Böyle olunca da AB ile bir entegrasyon hedefleniyordu. "AB'ye gireceğiz" diye egemenlik hakkından vazgeçen bir devlet düşünemiyorum. Bu, Ankara Barosu'nun da görüşüdür. Bu Anayasa 12 Eylül darbesinin bir ürünü. Bu tür değişiklikler yeter mi 12 Eylül'ün izlerini silmek için?Umulan yeni bir anayasaydı. Öyle olsa daha iyi olurdu. O zaman 12 Eylül damgası tamamen kalkardı. Yeterli olmamakla birlikte geçen 34 maddenin büyük bir adım olduğunu düşünüyorum.
www.evrensel.net