Anadolu'nun bitmeyen romanı

Üzerlerinde renkli elbiseler olmasa da, yüreklerindeki renkler kilim olup yeryüzünde hayat bulur. Çoğu kilimlerin günümüzde yere serilmeyip, duvarları süslemesi de bu yüzdendir.

Anadolu'nun bitmeyen romanıAli BaşAyçiçekleri çoğu zaman hiç bitmeden sürüp giden göçleri anlatır. Evrenin en büyük göçünü hiç şüphesiz her gün tepemizde duran güneş gerçekleştirir. "Doğduğu ülkeden ayrılan güneş" göç yollarında yeni bir yaşam verir insanlara. Her göç neşeli değildir, güneşin göçünde de hüzün vardır. "Çünkü ay ölür."Sokaklarda rastladığımız çocuklar, tarladaki kadınlar, bu yüzden 'ay parçası' kadar güzeldir. Kopmaz bağlarla ve sımsıkı sarılırlar yaşama... Peki kim selamlar göçleri? Güneşin uzun göçünü tarladaki toprağı sımsıkı bağlı olan ayçiçekleri bilir en iyi. Başları hep yukarıdadır. İsimleri 'ayçiçeği'dir ama aya küstürler... Ayçiçekleri, yüzlerini sürekli aydınlığa dönerek insanlara geleceğe dair nasihatlar verir. Reyhan Şahin'in Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde açtığı yağlıboya tablolarını ardı ardına görenler 'cümlelerin yer almadığı bir öykünün içinde buluveriyor kendini'. Suretleri birbirinin aynı olan kadınların ayçiçeklerinin ortasındaki hüzünlü bakışları hep göçleri anlatır.

Ayçiçeği ve kadın... Günün değişik saatlerinde durdukları tablonun içinden, sergiyi gezen insanları izleyen kadınlar, güneşin tablolara yansıyan ışığında üretimi anlatır. İlk tabloda güneş yüzünü daha yeni göstermeye başlar. Beyaz başörtülü kadın, ayçiçekleri henüz uyanmadan, "Ayın çiçeklerini koparmaya çoktan başlamıştır". Yüzünde, kendisine sorulmadan fotoğraf çekilen bir kadının ifadesi yer alır. İkinci tabloda ise çalışmaktan yorulan ve mola veren bir kadın çıkar karşımıza. Ayçiçekleri ise alabildiğine güneşi selamlar, masmavi göğe doğru, uzanarak.Kadın bir elinde leylakları tutar, tuttuğu ayçiçeğinin ekmeğe dönüşeceğini bilen kadın yorgun düşen ellerini leylaklarla dinlendirir. "Başındaki beyaz örtme bir güvercin olup eline konar". Güvercin beyazdır ve barışı anlatır. Öğle sıcağında tarlada dinlenmeye çekilen kadının hüzünlü bakışları, elinde tuttuğu güvercin, özlemi çekilen bir barıştan başkası değildir. Güneş göç etti mi ayçiçeklerinin boynu bükülür. Hele bir de "her gün kendilerini okşayan kadınların elleri yoksa", hepten boynu bükük kalır. İşte o anlarda kadınlar "Bir güneş olup gecenin içine doğar". Gecenin içindeki köylü kadını görmek için "Ayçiçeklerinin yapraklarını aralamak yeterli olur".

Kilimler rengârenkKadının üretkenliği elbette sadece ayçiçekleri ile sınırlı değildir. Düz renksiz, basma entariler giyen kadınların dokudukları kilimler rengârenktir. Onların üzerinde renkli elbiseler olmasa da, yüreklerinde yer alan renkler bir kilim olup yeryüzünde hayat bulur. Çoğu kilimlerin günümüzde yere serilmeyip, duvarları süslemesi de bu yüzdendir. "Duvardaki her kilim üreten köylü kadınların duygularının yansımasıdır aslında".Elma toplayıp yeşilliğin ortasında sohbete dalan, evlerine su almak için başlarında bakraçlarla düzgün bir yürüyüş tertipleyen, boynunu büküp uzaklardan haber bekleyen kadınlar, Reyhan Şahin'in tablolarında bir kez daha hayat bulurken, yaşamda var olduklarını haykırır. Reyhan Şahin'in "Hayalinde Canlandırdığım" dediği tablolarda yer alan köylü kadınlar, özünde Anadolu coğrafyasında 'hiç bitmeyen uzun bir göç romanı'nı anlatır...
www.evrensel.net