Altın Portakallar sahibini buluyor

Altın Portakallar sahibini buluyor

Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ödüller bu akşam düzenlenecek törenle verilecek. Festivalde gösterilen filmler arasında en fazla öne çıkan yapım Handan İpekçi'nin "Büyük Adam Küçük Aşk" adlı filmi oldu.

Altın Portakallar sahibini buluyorŞenay AydemirAltın Portakal Film Fetivali bu akşam düzenlenecek ödül töreni ile sona eriyor. Geçtiğimiz sinema sezonunda gösterime giren "Vizontele", "Dansöz" ve "Hemşo"nun yanı sıra, sekiz film ilk kez seyirci karşısına çıktı. Geçtiğimiz yıllara oranla hayal kırıklıklarının oldukça fazla yaşandığı festivalde, Handan İpekçi'nin "Büyük Adam Küçük Aşk" isimli filmi beğeni topladı. Festivalde salı ve çarşamba günü gösterilen filmler arasında en fazla ilgiyi bu film gördü. Festival kapsamında salı günü Savaş Ay'ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği "Dansöz", Zeki Demirkubuz'un "Yazgı" ve Handan İpekçi'nin "Büyük Adam Küçük Aşk" isimli filmleri sinemaseverlerin ilgisine sunuldu.

Dansöz beğenilmediGeçtiğimiz yıl sinema sezonunda gösterime giren ve eleştirmenlerin beğenisini kazanamayan "Dansöz" Antalya'da da benzer tepki gördü. Savaş Ay'ın Türkiye Çingenelerinin hayatlarından kesitler aktardığı film, Romanların hayatları etrafında dansözlerin hikâyesini anlatıyor. Savaş Ay bu ilk yönetmenlik denemesinde sınıfta kalırken, filmin Altın Portakal'da ödül kazanma olasılığı oldukça zor görünüyor.

Demirkubuz iki filmleSalı gününün ikinci galası ise festivalde iki filmi yarışan Zeki Demirkubuz'un "Yazgı" isimli filmiydi. "Masumiyet" ve "Üçüncü Sayfa" filmleriyle daha önceki fesivallerde ödüller kazanan Demirkubuz, bu festivalden de eli boş dönmeyecek gibi görünüyor. Demirkubuz'un, Albert Camus'un "Yabancı" isimli eserinde esinlenerek oluşturduğu senaryosunda, sıradan insanların sıradan olmayan hayatları konu ediniliyor. Demirkubuz, yerleşik insan değerlerinin tamamen dışında; gündelik insan kaygılarından uzak kahramanıyla Camus'un "Yabancı"sının yanısıra, Franz Kafka'nın ünlü "Dönüşüm" romanının kahramanı Gregor Samsa'ya da göndermeler yapmayı ihmal etmiyor.Filmlerinde sıradan insanın gündelik kaygılarını anlatmakta ısrar eden Demirkubuz, insan hallerinin çözümlemelerinde yine başarılı. Demirkubuz'un senaryosunun festival jürisi tarafından da dikkate alınacağı kesin. Ancak Demirkubuz'un senaryosunun festivalde iki yıl önce gösterilen filmi "Üçüncü Sayfa" ile benzerlikler taşıdığını da ifade etmek gerekiyor. Öte yandan televizyon izleyicilerinin "Deli Yürek" dizisinden tanıdıkları Zeynep Tokuş'un filmde sinemaseverleri şaşırtan bir oyunculuk çıkardığını da eklemek gerekiyor."Yazgı" ile ilgili olarak söylenebilecek bir diğer önemli nokta da Zeki Demirkubuz sinemasının klasik formlarının burada da kullanılmış olması. Durmadan açılıp kapanan kapılar, dar ve insanı boğan karanlık mekân çekimleri ve artık Demirkubuz sinemasının vazgeçilmezi haline gelen, eski Türk filmi repliklerinin yer aldığı televizyon görüntüleri.Demirkubuz'un ikinci filmi "İtiraf" ise çarşamba günü sinemaseverlerle buluştu. Demirkubuz, bu filminde de orta sınıf insanlarının 'açmazları'nı ele alırken, 'geçmişin' insan hayatındaki izlerini de sürüyor. Ancak "İtiraf"ın "Yazgı" kadar etkili bir film olduğu söylenemez. Yönetmenin "Üçüncü Sayfa" isimli filminde de görev verdiği ve 1999 yılında festivalde En iyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü kazanan Başak Köklükaya'nın "İtiraf"ta da benzer bir performans sergilediğini belirtmek gerekiyor.

İpekçi'nin filmi beğenildi Festivalde pazartesi, salı ve çarşamba günü gösterilen filmler arasında en fazla ilgi gören film birkaç yıl önce "Babam Askerde" filmiyle dikkatleri üzerine çeken Handan İpekçi'nin "Büyük Adam Küçük Aşk" adlı filmi oldu. Son yılların önemli sorunları üzerine insani ve bir o kadar da politik bir bakış getiren film, Şükran Güngör, Füsün Demirel ve Yıldız Kenter'li kadrosuyla oyunculuğun en fazla öne çıktığı yapım oldu. "Büyük Adam Küçük Aşk"ta rol alan 5,5 yaşındaki küçük oyuncu Dilan Erçetin'in performansı dikkate değer. Film annesi ve babası ölmüş olan küçük bir Kürt kızının amcası tarafından durumu iyi olan bir avukat akrabasının yanına bırakılmasıyla başlıyor. Ancak genç avukatın arkadaşlarıyla birlikte kaldıkları ev bir 'hücre evi'dir ve polis tarafından basılır. Avukat ve iki arkadaşı öldürülür ama küçük kız saklanarak kurtulmayı başarır. Aynı apartmanda eski bir hakim emeklisi de yaşamaktadır. Koyu bir cumhuriyet taraftarı olan hakimin evine küçük kızın sığınmasıyla birlikte bütün hayatı değişir. Evindeki Kürt yardımcısına Kürtçe konuşmasını yasaklayan hakimin hayatı, bu küçük çocuğun hiç Türkçe bilmemesiyle birlikte değişecektir. Kendi fildişi kulesinde Cumhuriyet gazetesini okuyarak, ülkenin durumunun iyi olduğunu düşünen emekli hakim, bir anda küçük bir çocuğun bile dilini anlayamadığını fark eder. Onu önceleri Türkçe konuşmak konusunda ikna etmeye çalışsa da, küçük kızın inadı karşısında boyun eğmek zorunda kalacaktır.Bu, aynı zamanda ihtiyar hakim emeklisinin, başkalarını dillerinde anlamaya başlamasının da yolunu açacaktır. Küçük kızın geçmişini araştırırken çıktığı serüven onun hayatında da önemli değişikliklere neden olacaktır. Film ayrıca, Serdar Yalçın ve Mazlum Çimen tarafından hazırlanan müzikleriyle de dikkate değer.

Ve diğerleri Ömer Faruk Sorak ve Yılmaz Erdoğan'ın "Vizontele"si eğlenceli bir film olmasına rağmen, seyircisinin sayısına oranla eleştirmenlerin beğenisini kazanamamıştı. Bu durumun Altın Portakal jürisi tarafından da devam ettirileceği düşünülüyor. Ayrıca "Hemşo"nun da benzer bir durumla karşı karşıya olduğunu belirtmek gerek. Bu yazı kaleme alındığı sırada Barış Pirhasan'ın "O da Beni Seviyor" ve Ersin Pertan'ın "Şarkıcı" isimli filmleri henüz gösterilmemişti.
www.evrensel.net