Sendikalar harekete geçiyor

Sendikalar harekete geçiyor

İzmir'de sendikalar ve meslek odaları, ABD'nin savaş politikasına çanak tutulmasına karşı mitinglerden üretimi durdurmaya kadar her yola başvurmaya hazır.

Sendikalar harekete geçiyorSinan SarısaltıkABD'nin savaş çığlıklarına, İzmir'deki emek örgütlerinden tepkiler artıyor. DİSK'e bağlı sendikaların İzmir Şubeleri, savaşa karşı Emek Platformu'nun artık tavrını net olarak koyması gerektiğini vurgularken, somut adımların atılması çağrısı yapıyorlar. 14 Ekim'de sendika, kitle örgütü ve siyasi partilerin yapacağı ortak miting ve öncesindeki basın açıklamaları bu çağrıların somut ifadesi.Genel-İş 5 No'lu Şube Başkanı Murat Hançer, Amerika'nın Ortadoğu, Asya ve Afrika gibi bölgelerde savaşlar yaratarak, ekonomisindeki durgunluğu yeni egemenlik alanlarıyla aşmayı hedeflediği değerlendirmesini yaptı. Türkiye hükümetinin aldığı tavıra değinen Hançer, hükümetin Amerika'nın kuklası gibi davrandığını belirtti. Körfez Savaşı döneminde Özal'ın izlediği politikaların sonuçlarını anlatan Hançer şöyle konuştu: "Irak'ta da aynı şeyi yapmıştır. Bir koyup 5 alacaktık, oysa bir koyduk 15 kaybettik. Bugün de aynısı olacaktır. Çünkü işsizliğin, açlığın, zulmün, kin ve nefretin kol gezdiği Türkiye gibi bir ülkede, işçisinden memuruna, esnafından çiftçisine, emeklisinden dul ve yetimine insanlar eve bir parça ekmek götüremeyecekler. 'Savaş hali' diyerek, örgütlenme hakkını daha da yok edecekler. Türkiye'yi dikensiz bir gül bahçesine çevirerek, yoksullar ülkesi haline getirmek için savaş onlara göre büyük bir fırsattır." Sendikaların savaşa karşı nasıl bir mücadele vermesi konusuna gelince ise Hançer, Emek Platformu'nun suskunluğunu eleştirdi. İlk ortaya çıkışında emekçilerin alttan yukarı seslenişine cevap verme eğiliminde olduğunu söyleyen Hançer, "Daha sonra Emek Programı'nın ortaya çıkışıyla, kulağını birileri çekti" diye konuştu. Emek Platformu'nun üstünde ölü toprağından kurtularak, ABD'nin dünyayı ve Türkiye'yi savaşa sürüklemesine karşı harekete geçmesini isteyen Hançer, bu uğurda uluslararası emek örgütleriyle de işbirliği yapılabileceğini söyledi. Hançer, sözlerini "Sendikalarla ve diğer kitle örgütleriyle, bu savaşın dünyamızda çıkmaması için sesini yükseltmelidir. Aksi halde Türkiye'de olan yoksullaşma çevresimizdeki bütün ülkelere de yayılacaktır" diyerek bitirdi.

Üretimi durdurmalıyızGenel-İş 3 No'lu Şube Sekreteri Can Bahadır, "Bugün Amerika düşmanını kendisi yaratmıştır" tespitinde bulunarak, "Bizim için önemli olan emekçi sınıfların böyle savaşlara alet olmamasıdır" dedi. Bu savaşı bir rant aracı olarak kullanan sermayenin oyununa gelmemek için ortak mitinglerle 'Savaşa hayır' deneceğini anlatan Bahadır, gerekirse üretimden gelen gücün kullanılması gerektiğini söyledi: "Bu ülkede gerçekten savaşa hayır demek istiyorsak ve yukarıdakilerin de buna kulak vermesini bekliyorsak, üretimi durdurmamız gerekir. Emek Platformu emekçileri zamanla harekete geçirme gücü oluştu. Şimdi bu gücünü bir kez daha kullanmalıdır."

Emperyalizmle savaşGenel-İş Ege Bölge Başkanı Kani Beko ise Körfez Savaşı sırasında Amerika'nın Irak'a karşı saldırılarının daha çok halka yönelik olduğunu hatırlatarak, son gelişmelerle ilgili şu yorumda bulundu: "Afganistan'da ABD emperyalizmin yıllar önce yaratmaya çalıştığı Yeşil Kuşak projesi vardı. Bunu Türkiye de, bütün dünya da bilir. Bu proje sosyalist ülkelere, insan haklarından, demokrasiden ve barıştan yana olan insanlara karşı hazırlanmıştı. Sonuçta ABD kendi eliyle yarattığı canavarı kontrol edemez hale geldi. Bu canavar bu kere ABD'ye saldırdı." DİSK olarak kesinlikle savaşa karşı olduklarını vurgulayan Beko, savaş çığırtkanlığıyla birlikte, işçilerin, köylülerin, esnafın açlık ve yoksullukla daha fazla karşı karşıya kaldığını söyledi. Hükümeti eleştiren Beko, "Bugün üslerimizi kalkıp ABD emperyalizmine açıp, başımızı diğer komşu ülkelerle derde sokmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Şunu da unutmamak lazım, ABD hiçbir zaman halkın yanında yer almamıştır ve halkın dostu olmamıştır" diyerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Savaş gibi bir durum varsa emperyalizme ve kapitalizme karşı savaşmalıyız. Halkımızı bu hale getiren çetelere ve mafyalara karşı savaşmalıyız." Genel-İş Ege Bölge Sekreteri Ali Rıza Tekin, Türkiye'nin bu savaşta taraf olmaması gerektiğini söyleyerek, şu ifadelerle hükümete yüklendi: "Konuşmasını bile zorlukla tamamlayabilen Başbakan kararsızlık içindedir. Birilerinden emir bekliyor, nasıl bir şey konuşayım diye. Çok ciddi bir sorun. Tavırsızlık ortada. Böyle bir savaşın yaraları ülkemizde yıllarca silinmez. Bu anlamda savaş çığlıkları atanlara karşı tüm toplum katmanları olarak tepki koymalıyız. 1999 yılında yaşanan depremlerde onbinlerce insanımız ölürken Türkiye Cumhuriyeti maalesef bayraklarını yarıya indirmedi. İkiz kulelere çarpan bir uçağın insanları öldürmesinden sonra, bu ülke, Amerika'dan sonra ikinci ülke olarak bayrağını yarıya indirmiştir." Tekin, DİSK'in bu süreçte işsizlik, yoksulluk ve savaşın sebeplerini halka anlatma yoluna gideceğini de sözlerine ekledi.

Emek Platformu'na çağrıGenel-İş 3 No'lu Şube Başkanı Cafer Konca, ABD'nin Ortadoğu petrol kaynakları peşinde olduğuna işaret etti ve "İşçi sınıfı ve demokratik kitle örgütleri tavırlarını ortaya koyarak, savaşa karşı olduğunu göstermelidir" dedi. Konca, bugün ülkeyi savaşa sürükleyenlerin yıllarca Dünya Bankası, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü gibi adlarla bizler üzerinde baskıcı politikalar uygulayarak sömürenler olduğuna da dikkat çekti.Genel-İş 1 No'lu Şube Başkanı Saim Geylani de, Amerika'nın Ortadoğu'da yıllardır sistematik olarak baskı uyguladığını vurgulayarak, şunları söyledi: "Bu politikalar sonucunda ezilen halklar daha da yoksullaşmıştır. Amerika'nın Ortadoğu'da yapacağı bir savaştan Türkiye de, işçi sınıfı da nasibini alacaktır. Amerika terörizme dur demek bahanesine sığınarak kirli ellerini ezilen halklar üzerinden çekmeyecektir. IMF ve Dünya Bankası tarafından emekçiler üzerinde uygulanan reçeteler artacaktır. İşsizlik ve yoksulluk artacaktır." Geylani, artık Emek Platformu'nun tavrının net olması gerektiğini söylerken, geçen yıl 1 Aralık eylemi örnek alınarak, benzer eylemlerin daha sık yapılması çağrısında bulundu.Hem sendikacı, hem sade vatandaş kimliğiyle savaşa karşı olduğunu söyleyen Lastik-İş İzmir Şube Başkanı Atilla İlmihan ise, DİSK'in savaş ile ilgili geniş bir açıklamasının olmamasının üzüntü verici olduğunu ifade etti ve "İzmir'de Lastik İş olarak 500-600 üyemiz buluyor. Geçenlerde kriz nedeniyle 20 işçimiz işten çıkarıldı. Yaşanacak bir savaşta işsiz sayısı daha da artacaktır. Çünkü savaşta en büyük zararı emekçiler çekecektir. Savaş sanayi geceli gündüzlü çalışacak bizim gibi lastik vb. sanayilerin üretimi de duracaktır" dedi. İlmihan, tüm sendika ve konfederasyon başkanlarına da çağrı yaptı: "Emek örgütleri savaşın neler getirip neler getiriceğini tartışmalıdır." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Anayasa için hızlı tempoTBMM Genel Kurulu'nda, Anayasa değişikliği görüşmelerinin 2'nci turuna dün başlandı. Görüşmeler için cuma gününe kadar, 11.00-21.00 saatleri arasında çalışma kararı alan Genel Kurul'un, Anayasa değişikliğini bugün veya yarın öğlene kadar bitirerek kabul etmesi bekleniyor.Anayasa değişikliğinin 2'nci tur görüşmeleri için Meclis Genel Kurulu dün saat 11.00'de Meclis Başkan Vekili Ali Ilıksoy başkanlığında toplandı. Anayasa değişiklik teklifinin görüşmelerine başlanmadan önce Başkan Vekili Ali Ilıksoy, Anayasa ve İçtüzük gereği oylamanın nasıl yapılacağını ve görüşme prosedürünü anlattı.Genel Kurul'da daha sonra, birinci turda üzerinde verilen önerge bulunmadığından 1. maddenin oylamasına geçildi. Başbakan Bülent Ecevit ile Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, oylamanın başında oyunu kullandıktan sonra Bakanlar Kurulu'na oturarak sohbet etmeyi tercih ederken, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, oyunu kullanmak için Osmaniye'ye sıranın gelmesini bekledi. Genel Kurul'a gelemeyen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile diğer bakanların yerine vekâleten oy kullanıldı.

Sadece oy kullanıyorlarÜzerinde herhangi bir tartışma yapılmadığı, önerge verilmediği için maddeler birer birer okunarak oylamaya geçilen Anayasa değikliği görüşmelerinde, milletvekillerinin oy kullanmadan oy kullanmaya geldikleri, onun dışında kuliste sohbeti tercih ettikleri görüldü. Genel Kurul, öğle arasına kadar ilk dört maddeyi oylayarak kabul etti. Buna göre; Anayasa'nın, "Başlangıç" ile "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması" başlıklı 2'nci maddesi okunup oylandı. Birinci turda önerge verildiği için, ikinci turda da önerge verilmesi olanağı doğması nedeniyle SP Van Milletvekili Fetullah Erbaş ve arkadaşlarının, maddenin sonuna, "öngörüldükleri amaç dışı kullanılamaz" ibaresinin eklenmesi önergesi kabul edilmedi. 3'üncü madde ile toplu gözaltılarda süreyi 4 güne indiren, "Kişi Hürriyeti ve Güvenliği" başlıklı 4'üncü madde çok kısa sürede kabul edildi. Öğleden sonra ise görüşmeler, "Hakim ya da yetkili makamın kararı olmadıkça kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyasının aranamayacağına" ilişkin 5. maddenin kabul edilmesiyle başladı.

İkinci turda red'ler arttıAnayasa'nın "konut dokunulmazlığı"nı düzenleyen 21'inci maddesinde değişiklik öngören 6'ncı madde de hiçbir değişiklik yapılmadan kabul edildi. FP'nin kapatılmasının ardından Anayasa Mahkemesi tarafından milletvekilliğine son verilen İstanbul Milletvekili Nazlı Ilıcak da gerekçeli karar henüz yayınlanmadığı için oy kullandı. Anayasa'nın "Haberleşme Hürriyeti"ni düzenleyen 22'inci maddesini değiştiren 7'inci madde, "yerleşme ve seyahat hürriyeti"ni düzenleyen 23'üncü maddede değişiklik öngören 8'inci madde de birinci turdaki oylamaya yakın oy alarak kabul edildi. Ancak Anayasa'nın 26'inci maddesinde düzenlenen "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti"nde düzenleme getiren 9'uncu maddenin ilk tur oylamada 28 red oyuna karşılık 397 oyla kabul edilirken, ikinci turda 78 red'e karşı 381 oyla kabul edilmesi dikkat çekti. Yine yüksek red alan maddelerden biri de Anayasa'nın 28'inci maddesinde düzenleme getiren "basın hürriyeti" başlıklı düzenleme oldu. Düzenleme ile "kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım yapılamaz" hükmü metinden çıkartılırken, kamuoyunda madde, "Kürtçe ile yayın yapılabileceği" şeklinde yorumlandı. Madde ilk turda 391 "kabul", 25 "Red", ikinci turda ise 393 kabul, 74 red oyu aldı. Anayasa'ın 31'inci maddesini değiştiren 11'inci, 33'ünca meddesinde değişiklik öngören 12, 34'üncü maddesinde değişiklik yapan 13 ve 36'ıncı maddesinde değişiklik yapan 14'üncü maddeleri de ilk turdakine yakın oylarla kabul edildi. Kamuoyuna "idam maddesi" olarak yansıyan, Anayasa'nın 38'inci maddesinde düzenleme yapılarak, "savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm cezası verilemez" ibaresi getirilen 15'inci madde de ilk turdakinden fazla red oyu aldı. 465 milletvekilinin katıldığı oylamada 383 milletvekili kabul ederken, 74 milletvekili red oyu kullandı. Red oyunun MHP ve DYP'den milletvekilleri olduğu söyleniyor.
www.evrensel.net