Hong-Kong

Hong-Kong'da 'Aşk Zamanı'

Cuma günü gösterime giren Wong Kar-Wai'ın "Aşk Zamanı" adlı filmi İstanbul Film festivalinde gösterildiğinde büyük beğeni toplamıştı.

Hong-Kong'da 'Aşk Zamanı'Wong Kar-Wai, Cannes Film Festivali'ndeki prömiyerinden önce, "Kariyerimin en zorlu deneyimi" ifadesini kullanmıştı "Aşk Zamanı" için. Gerek zaman, gerekse maliyet açısından dar kapsamlı bir çalışma olarak tasarlanmış ve iki başrol oyuncusu ve küçük bir yardımcı kadroyla Hong Kong'da 1999 yılının ilkbaharı boyunca çekilip bitirilmesi planlanmış olan filmin tamamlanması tam on dört ay aldı. Wai'in kadim çalışma arkadaşlarının bir kısmı bu uzadıkça uzayan projeden çekildi.Hong Kong'da çekilmiş orijinal sahnelerin bir kısmı Bangog'da çekilmiş yeni sahnelerle değiştirildi; filmin Cannes'daki dünya prömiyerinden yalnızca birkaç gün önce filme Kamboçya'da çekilecek sahneler eklenmesi kararlaştırıldı. Neyse ki "Aşk Zamanı" Wai'ın en iyi filmlerinden biri oldu sonuçta; sadakat ve dürüstlük temalarının etrafında dönen son derece dokunaklı bir duygusal vals ve en sonda da yitik zamanın ve değerlerin ardından yakılan bir ağıt. Wai film boyunca aldatan tarafların yüzlerini seyirciden gizlerken, Bayan Chan ve Bay Chow'un hayatlarına neredeyse fetişistçe odaklıyor kamerayı; iş günlerine, marketten yiyecek satın alışlarına, sinemaya gidişlerine...Film tekrarlama ve varyasyon yöntemleriyle bolca oynuyor; bir yandan tuhaf, bir yandan da hafifçe absürd bir atmosfer yaratarak. Yönetmen, baş karakterlerin cinsel ihanetle çevrili olduklarının (ekran ötesinden) altını çizer ve bu ihanete uğramış kadın ve adamın kırgın hazlarını seyircinin hayal gücüne bırakırken, yok olmanın eşiğindeki bir dünyayı tarif etmeyi de bir şekilde başarıyor. Filmi, Hong Kong'da; Çin'deki kültür devriminin etkisiyle; sömürgecilik karşıtı başkaldırıların patladığı 1966 yılında bitiriyor Wai. Bay Chow, General de Gaulle'ün Kamboçya ziyaretinin haberini yapmak için Phnom Penh'e gitmiştir ve Angkor'da yıkık bir duvardaki bir deliğe bir sırrı fısıldarken görürüz onu son sahnede...Filminizin son halini alması neden bu kadar uzun sürdü? Projenin çok karmaşık bir evrimi oldu. Başlangıçta yalnızca 1962'de geçmesini planladık, sonra iki baş karakterin hayatlarının içinden geçerek 1972'de sona ermesi fikri geldi gündeme. Ama on dört ay süren çekimlerin sonunda filmi böyle bitiremeyeceğimizi düşündük ve '70'leri unutarak filmi 1966'da bitirdik. Filmin finaline karar verene kadar çok düşündüm. Bu temel olarak iki baş karakterin arasında geçen bir aşk hikayesi miydi? Sonunda bundan fazlası olduğuna karar verdim. Bu bir dönemin de sonuydu. 1966 Hong Kong tarihinde bir dönüm noktasıydı, bir şeylerin bitişi ve yeni bir şeylerin de başlangıcıydı.Final sahnesi için neden Kamboçya'ya gittiniz? Bir nevi kaza sonucu. Filmin geri kalan kısmıyla görsel bir kontrast yaratabileceğimiz bir yere ihtiyacımız vardı. Doğadan ve tarihten bir şeyler olsun istiyorduk. Yapım menajerimiz bize Angkor'u önerdi, önce deli olduğunu düşündük ama, sağ olsun sayesinde Kamboçya'da çekim iznimizi kolayca aldık. Ben bir de o yıl de Gaulle'ün Kamboçya'yı ziyaret ettiğini öğrendim ve bunu da filmde kullanmak istedim.Başroldeki çift birbirlerine duydukları hisleri bastırabilmek için ellerinden geleni yapıyor. Hatta siz, seviştikleri tek sahneyi de çıkarttınız filmden. Çiftin bastırılmışlığının, içinde yaşadıkları dönemle ilgisi var mı? Sevişme sahnesini son anda sildim. Bir an onları sevişirken görmek istemediğimi fark ettim. Ve Chang'a (projenin en önemli çalışanlarından biri) bunu söylediğimde bana kendisinin de aynı şeyi hissettiği ama bana yansıtmadığı ortaya çıktı.Ben o dönemin atmosferini yoğun bir şekilde taşıyan bir film yapmak derdindeydim, çünkü o dönem bizim dönemimizden daha güzeldi. Bir aşk hikayesinin filmini yapmak istemediğimi biliyordum en baştan beri. Çünkü o zaman çok sıkıcı, en azından sonu baştan belli olurdu, ya birleşirler ya ayrılırlardı; benim ilgilendiğim bu hikayenin koşullarındaki insanların nasıl davranacaklarıydı, sırları nasıl saklayıp nasıl paylaşacaklarıydı.Neden eşleri göstermediniz? Temel olarak başroldeki çift eşlerinin yapmakta olduğunu yapacak olduğu için, bir başka değişle, tek bir çiftte iki ilişkiyi de görecek olduğumuz için -hem zina ilişkisini hem de baskı altındaki dostluğu. Bu benim Julio Cortazar'dan öğrenmiş olduğum bir tekniktir.

(Tony Rayns'ın, Sight and Sound dergisi Ağustos 2000 sayısında yayınlanmış röportajından
derleyen Buket Cengiz)
www.evrensel.net