Sayıların peşi sıra...

Sayıların peşi sıra...

'1' rakamından başlayarak ardışık sayıları tuval üzerine boyamak kimin aklına gelir? Hem de ölene kadar! Polonya asıllı sanatçı Roman Opalka, 'OPALKA 1965/ 1-8' adını verdiği ve bir yaşam yapıtı olarak nitelendirdiği projesinde, var oluş, zaman-mekân ve ölüm gibi kavramlarla hesaplaşmaya çalışıyor.

Sayıların peşi sıra... Koray KaraermişSen kalk 1965 yılında bir karar al ve asal sayıların başlangıcı olan '1 rakamından başlayıp, ardışık sayıları ölene kadar tuval üzerine yazacağım' de. Sonsuzluk teorisinden hareketle başladığı ve 'bir yaşam yapıtı ya da yapıt yaşam' olarak nitelendirdiği 'OPALKA 1965/ 1- 8' adlı projesiyle neyi amaçlıyordu Roman Opalka? Sanatçının aldığı bu karar zamanla korkusuzca oynadığı bir kumardı. Bu kumar insanın dünya üzerindeki varlığıyla ilişkili ve sanat aracılığıyla zaman içinde var olduğunu kanıtlamaya çalışmakta. Bunu nasıl yapıyor? Bir yaşam boyu süren 'OPALKA - 1965/ 1- 8' projesi; 'Detail' adını alan ve her biri 196x135 cm olan tuvaller üzerine ardışık sayıların dizilmesinden oluşuyor. İlk 'Detail' in sol üst köşesine boyadığı küçücük '1' rakamıyla başlayan süreç, ölmeden önce boyadığı son rakama kadar devam edecek. Yaşamının sonunu belirleyecek bu sayının ne olacağı ise şimdilik belirsiz. Kendi var oluşunun bu son anı (ölümü) Opalka'nın programının da sonu olacak. Peki ondan sonra ne olacak? "Benim ölümüm, yapıtımın tamamlandığını gösteren mantıklı ve duygusal bir kanıttır. Benim ölümüm, son 'Detail'e son dokunuştur, onu tanımlar ve bir söz olarak belirler. Bu anlamda, yapıtımın sonsuzluk aracılığıyla sona erdiğinin mantıksal ve ahlaksal kanıtını elde ederim- artık var olmayanla yapıtım tamamlanmıştır. Buluşumda ölüm, sonsuzluğun mat edilmesidir. Beni anlayabilmeniz ancak ölümü, yaşamın gerçek bir boyutu olarak kabul ettiğimiz takdirde mümkündür. İnsan yaşamı, tam değil, bir şeylerin eksik olduğu bir var oluştur. Var oluşu ölüm tanımlar. " Opalka'nın projesine bakıldığında yaşanan duygu yalnızca zamanın geçmesi; bunun dışında her şey neredeyse hareketsiz. Her şey geride bıraktığımız zamanı bize hatırlatmakta. "Her zaman yeterince sonlu bir sonsuzluk vardır, ölüm bir araç gibidir, sonluluğun ilkelerini ve kurallarını belirleyen bir sistem, sonsuzluk sonluluğu tanımlar" diyor sanatçı.

'Beyaz vakti'Sanatçının geniş kapsamlı programının bir başka önemli bileşeni de her günün sonunda yaptığı resmin, yani boyamakta olduğu Detail'in önünde kendi yüzünün siyah-beyaz fotoğrafını çekmek. Opalka'nın tuvallerinin fonu ve çektiği resimlerin rengi siyahtan beyaza doğru gidiyor. Bu sürecin son aşamalarında, tuval fonu giderek sayıların beyazı ile buluşacak ve sayılar görünürlüğünü yitirecek, tıpkı onun yüzü gibi. "... Sayıları belgeleme düşüncesi, yani bu fikir bir noktada, bir gün beyaz üstüne beyaza ulaşabilme umudumdan kaynaklanıyor" diyen sanatçı, buna "Beyaz vakti" demektedir. Polonya asıllı sanatçı bugün 70 yaşında. Ve yaşamının neredeyse yarısını programına adayarak geçirdi. Bu proje, onun çalışmasıyla, yaratım süreciyle ve hem yapıt, hem de sanatsal sürecin taşıdığı mesajla kendi varlığının tam bir kimlik tanımını ya da yaşamöyküsünü ortaya koyan ender bir model, sonsuzlukla girişilen bir iddia sanki. Bu sıradışı sanatçının bıkıp usanmadan tuvale aktardığı sayıları görmek için Bankalar Caddesi No: 2 Karaköy adresindeki 'Kasa Galeri'ye uğramak lazım. Sergi 12 Ekim'e kadar açık.
www.evrensel.net