İnsanlığın ortak belleği

İnsanlığın ortak belleği

Savaş insanlığın ortak belleğinde bir ürküntü bırakmış olmalı. Silahlar, ateş, gümbürtüler ürkütmeli insanı daha bebekken...

İnsanlığın ortak belleğiSennur SezerSon yıllarda onca savaş filmi, dehşet kurgusu izledik ki, gerçek savaş olasılığı bile etkilemiyor yaşlı beynimi.Yalnızca geceyi bölen ışıldaklar ve sirenler giriyor düşlerime. Çocukluğumun savaş yılları. Savaş yıllarının sonsuz yokluğu ve yoksulluğu da uzun süredir yaşanan gündelik bir olay. Şeker yok, ekmek yok, oyuncak yok, ilaç yok. Ama bugün de bütün bunlar parası olanlar için var zaten. Hele ilaç. Elinizde altı ay alacağınız ilacın yaşamsal önemi olduğuna dair bir rapor olsa bile değişik yorumlarla para ödüyorsunuz Sosyal Sigortalar'da ilaca. Kimi zaman da ayda kırk elli milyon ilaç parası ödeyemeyeceğiniz için cayıyorsunuz. Siz yine bir şemsiyenin altındasınız (Bu şemsiye Çingene delikanlısının örtündüğü balık ağını andırsa da.), ya sosyal koruması olmayanlar ne yapacak? Silah tüccarlarının kârı için savaş çıkacak, öyle görünüyor. Ticaretin bir ucu kargaşa çıkaracak, öbür ucu insanlar birbirini boğazlasın diye silah satacak... Ekmeği, sütü alamayanlar açlıktan ölecek. Birileri, ekmekten, etten, şekerden zengin olacak. Yoksullar, savaşanlar; şeker yerine, süt yerine yapay kimi maddeler tüketip şükredecek. Toprak alabildiğine kirlenecek bombalarla... Birileri ellerini ovuşturup, yeni kârları düşecek defterine. Ve nükleer artıklar yüzünden yıllarca sakat bebekler doğacak. Doğa çıldıracak. Savaş insanlığın ortak belleğinde bir ürküntü bırakmış olmalı. Silahlar, ateş, gümbürtüler ürkütmeli insanı daha bebekken... Marşlardan ödümüz kopmalı. Ama öyle olmuyor. Marşların ritmini seviyoruz. Silahları elimize yakıştırıyoruz. Acaba insanın kendini koruma güdüsü mü? Yoksa her insanın içinde gizli bir fatih mi var?Genlerin aktaramadığı dehşeti, savaşın gerçek yüzünü edebiyattan sinemadan izlemekten başka çare yok. Rusların Napolyon filmindeki çaresiz atları, "Savaş ve Barış" romanını anımsamak gerekli. Orhan Kemal'in "Dünyada Harp Vardı" adlı uzun öyküsünü.Barışı savunmak ancak savaşı gerçek yüzüyle tanıyarak olası.İnsanlığın tek ortak belleği de sanat. Toplumcu gerçekçi sanat. Romanları Amerikancaya çevrildi ve çok satıyor diye, kendini Amerikan yurttaşı sayanların, Amerika'nın birtakım ülkeleri cezalandırmasını coşkuyla bekleyenlerin yaptığı sanat sanattan sayılmaz. İştir elbettte. Kârlı iş. Ama sanat yanı eksiktir.
www.evrensel.net