TÜSİAD'ın 'pis siyaset'i

TÜSİAD'ın hükümeti eleştiren tutumu yeni değil. TÜSİAD toplantılarında, patronlar, hükümetten isteklerinin yerine getirilmesi talebinde bulunurken, eleştirilerini bir "tehdit" ve "şantaj" unsuru olarak kullanmışlardır.

TÜSİAD'ın 'pis siyaset'iHaber Analiz - Ayhan ÖzgürÖnceki gün yapılan TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu (YİK) toplantısında, başta TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan olmak üzere patron temsilcileri, zehir zemberek konuşmalarla hükümeti topa tuttu.YİK toplantısında patronları dinleyenler; eğer ses tonlarını alçaltarak konuştukları, "hükümetten istekler" bölümüne dikkat etmeseler; "ülkenin muhalefet merkezini TÜSİAD", TÜSİAD yöneticilerini de uygulanan politikaların "en radikal muhalifleri" olarak algılayabilirlerdi. Çünkü; patron temsilcileri, sadece hükümete veryansın etmediler; "Siyasi Partiler Kanunu" ve "Seçim Kanunu"nda değişiklik de isteyerek, seçime hazırlık yapılmasını, uygun bir zamanda "erken seçim"e gidilmesini istediler.TÜSİAD Başkanı hızını alamayarak; Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'i de hedefe koyarak; "Nerede bizi sıkıntıdan çıkaracak liderler?" diye konuştu. "Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir dünyada, nasıl bir vizyonla hareket ediyoruz bilen var mı ? Bizi sıkıntılardan çıkaracak lidere sahip miyiz? Yer yerinden oynarken Cumhurbaşkanı, Başbakan neden ulusa hitap etmez?" gibi "sorularla süslenmiş bir konuşma yapan TÜSİAD Başkanı Özilhan, hükümeti; "kapatılan işletmelere önem vermemek, uygulanan programı desteklememek, özelleştirmelere karşı bayrak açmakla" da suçladı.

TÜSİAD KAPALI KAPILAR ARKASINDA BAŞKA KONUŞUYORTÜSİAD'ın hükümeti eleştiren tutumu yeni değil. TÜSİAD YİK toplantılarında, patronlar, hükümetten isteklerinin yerine getirilmesi talebinde bulunurken, eleştirilerini bir "tehdit" ve "şantaj" unsuru olarak kullanmışlardır. TÜSİAD'cılar, bu konuşmalarla bir yandan hükümeti sıkıştırırken öte yandan da hükümeti eleştiren, halkın isteklerinin tercümanı olanların yine de TÜSİAD ve patronlar olduğu imajını oluşturmayı amaçlamışlardır.Zaten bu tür toplantılardan sonra büyük patronlar kulübü olarak TÜSİAD, bir vesileyle Başbakan ya da bakanları ziyaret ederek istek listesini bildirip; "Her şeye rağmen hükümetin ve programın arkasında olduklarını", "işlerin daha iyi gitmesi için kendilerinin bazı isteklerinin daha gündeme alınması gerektiğini" vs. konuşmaktadır; bundan sonra da konuşacaktır. Dolayısıyla; TÜSİAD'ın önde gelenlerinin kamuoyuna yönelik açıklamalarının "yüksek dozuna" bakarak, "Vay canına patronlar ama muhalefet yapıyor", "Patronlar bu hükümeti istemiyor, öyleyse hükümet gidici", ya da "Patronlar erken seçim istiyor öyleyse; yakında bir erken seçim olacak" gibi değerlendirmeler elbette ki yanıltıcı olur.Çünkü TÜSİAD, sadece siyaset değil, en bayağısından siyaset yapmaktadır.

BU HÜKÜMET KİMİN HÜKÜMETİDİR?TÜSİAD'ın uyguladığı en "pis politika"; bu hükümetin işbaşına gelmesinde, en önemlisi de hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarda kendilerinin hiçbir rolünün olmadığı havasını vermesidir. Sanki hükümet; bu ekonomi politikaları kendisi IMF ile oturup konuşup kararlaştırmaktadır? Oysa çok açık ki, bırakalım hükümeti, IMF'nin yetkilileri Türkiye'ye geldiğinde ilk yaptığı iş patron örgütleriyle konuşmak olmaktadır. Önce patron örgütlerinin fikri alınmakta, sonra hükümetle konuşulmaktadır. Dahası hükümetler; sık sık patronlarla resmi ve gayri resmi olarak görüşerek bu politikları geliştirmektedirler. Bütün bunların ötesinde TÜSİAD; bu hükümetin uyguladığı ekonomi politikanın en güçlü ve en istikrarlı savuncusu olmuş; aylardır da bu programı savunmakta; hükümeti ise sadece programı yeterince tutarlı uygulamadığı için eleştirmektedir. Kısacası TÜSİAD, hükümetin uyguladığı ekonomik programı desteklemekte; bunu da her platformda ilan etmektedir.Nitekim TÜSİAD Başkanı da; konuşmasında hükümetin, emekçi yığınların "kahrolsun" dediği IMF-Derviş programını uygulamaktan değil, "uygulamaması"ndan şikâyet etmektedir: Bunu Özilhan; "Hükümet programa kıytırık bir destek verdi; özelleştirmeye karşı bayrak açtı" diyerek itiraf etmektedir.Dolayısıyla Özilhan, hükümetin uyguladığı ekonomi politikalara değil, bu programının, sonuçları itibariyle, patronlara da dokunan yanına karşı çıkmakta, ama kamuoyu karşısında tüm halkı savunur gibi görünmeyi tercih etmektedir.

BU ÜLKEDE EGEMEN SINIF KİMDİR?TÜSİAD'ın yöneticileri, cumhurbaşkanını ve hükümeti, hatta devlet adına öne çıkan kişi ve kurumları da "Türkiye'yi nereye götürüyorlar", "Lider var mı" gibi eleştiri salvosuna tutarken, kendilerini bu işlerin dışında gibi sunuyorlar. TÜSİAD'cılar; ülkede sınıflar yok, partiler ve hükümetler bu sınıflardan "egemen olan"ın temsilcisi değilmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Ülkeyi hükümetler yönetiyor; bütün iyilik ve kötülükleri onlardan menkul gibi gösteren TÜSİAD, kendisini sütten çıkmış ak kaşık olarak sunuyor. Dolayısıyla "egemen sınıf gerçeği"ni, TÜSİAD'ın egemen sınıfın has örgütlerinden birisi olduğunu, bugün ülkede olup bitende "baş sorumluluğu" taşıyan örgütlerden birisinin de TÜSİAD olduğu gerçeğini saklamak istiyorlar. Kuşkusuz ülkeyi hükümetler yönetmektedirler; ama hükümetleri yöneten mekanizmalar ve onları işbaşına getiren süreçler ve hükümetlerin uyguladığı, iç ve dış politika ile ekonomi politikalar ise; son tahlilde egemen sınıfın politikaları olarak şekillenirler. Bu yüzden de TÜSİAD, Türkiye'nin bugüne gelmesinde başrolü oyanayan bir sınıfın "kaymak tabakası"nı temsil eden bir örgüt olarak bugün ülkenin sürüklendiği sefil durumdan ve ekonominin çökertilmesinden baş sorumlu durumundadır. Bu yüzden de; hükümete ve onun politikalarına bağırıp çağırma hakkı olmayanların başında TÜSİAD gelir. TÜSİAD'cılar herkesten çok bağırarak; suç bastırmaya, dahası halk indinde; gerçekleri söyleyen ülkeyi, ekonomisini, hatta işçileri düşünen bir "kesimin örgütü" gibi görünmeye çalışmaktadırlar. Yoksa TÜSİAD'ın ne "isithdamdaki düşüş", ne "erken seçim", ne de "liderler" ve "Türkiye'nin nereye götürüldüğü"ne dair ciddi kaygılarından söz edilebilir.
www.evrensel.net