Aktif Dağıtım işçileri:

Aktif Dağıtım işçileri:

   Zor ama kazanacağız

Aktif Dağıtım işçileri: Zor ama kazanacağızSinan Sarısaltıkİstanbul ve İzmir'de direnişleri süren Aktif Dağıtım işçilerinin TÜMTİS'te örgütlenme çalışmaları devam ediyor. Bir aydır direnişlerini sürdüren işçiler, birlik ve beraberliklerini bozmamakta kararlılar. Direnişteki işçilerden Mesut Açık, direnişinin ilk günkü gibi kararlılıkla sürdüğünü vurgularken, "İlk günden itibaren katılmayan arkadaşlarımızı ikna etmeye çalışıyoruz. Evraklar işverenin istediği gibi dağıtılamıyor. Evrakların kayıtlarını bilgisayarlara yükleyip dağıtıldı gibi gösteriyorlar. Dışarıdan acentalar oluşturmaya çalışıyorlar. Tüm bunlara rağmen bizim inancımız ilk günkü gibi. Sonuçta sendikaya buraya girecek" diyor. Avcı, Bostanlı'da polis tarafından gözaltına alındığını ifade ederken emniyetin baskısı olduğunu söyledi. Direnişin zeminini işyerinde patronların işçiler üzerinde uyguladığı politikaların hazırlığına dikkat çeken Halil Özyol, şunları söylüyor, "İşverenler bugüne kadar uyguladıkları politikalarla direnişin zeminini oluşturdular. Burada direnişin kararlılığı çok önemli. Biz İstanbul'a da gittik. Oradaki arkadaşları da gördük. Bire bir sokaklarda dolaşıp arkadaşlarını ikna ediyorlar. İzmir'de de buna benzer çalışmalar başladı. Ayrıca İstanbul'da yapılan baskılar burada devam ediyor. Polisler işyerinin önünde durmamızı istemiyor. Burada insanların 17. maddeden iş akitleri fesh ediliyor. Ve arkadaşlarımız da haklı olduğumuza inandığımız için işyerinin önünü terk etmiyor."

Terazi sendikadan yana Sendikanın çok güzel ve iyi birşey olduğunu söyleyen Nazım Fidan adlı işçi, "Bu duyguları Ankara ve Bursa'daki arkadaşların da yaşamasını istiyorum. Ön yargılı olmadan, görüşsünler konuşsunlar. Bugün nasıl şirketi dinliyorlarsa sendikacıları da dinlesinler. Ondan sonra katılıp katılmayacaklarının kararını versinler. Bugün iki tarafı da dinleyip teraziyi tarttık. Terazi sendikadan yana ağır bastı. Sendikanın ortamı ve dayanışması çok güzel. Bugün şirket bize aylığımızı vermiyor. Sendika kalkıyor desteğini yapıyor. Aç susuz bırakmıyor. Ankara ve Bursa'daki arkadaşlara bir kez daha sesleniyorum. Bizi yalnız bırakmayın" derken, bu işin hep birlikte başarılması gerektiğini sözlerine ekledi. Patronlardan paralarını istediklerini ve kendilerine olumsuz cevap verildiğini söyleyen Haydar Dalkılıç, "İşveren hadi bizi işten attı. Bizim paralarımızı neden vermiyor. Soruyoruz ne zaman verilecek? Sendikanın sonuna kadar yanımızda olduğunu biliyoruz. Biz de sonuna kadar sendikayla beraberiz. Bu iş olacak, başka çaresi yok" dedi.

Krizin faturası çalışana Krizin faturasının her zaman temsilciler ve işçilere kesildiğini söyleyen Öztürk Ekinci, bir temsilcinin en az 1,5 milyar lira vergi borcu bulunduğu söyledi. "Krizle birlikte bizden her türlü konuda para kesintisi yapan işveren şimdi 200 milyon liraya yeni işçi alıyor. İşveren bunu direnişi kırmak için yapıyor. Belki ekonomik krizin olduğu bir ortamda greve çıktık ama çıkmaya da mecburduk. Temsilciler olarak vergiye kişi başına en az 1.5 milyar lira borcumuz var. Bugün İstanbul'daki temsilci arkadaşlarımız da aynı sorunu yaşıyorlar. Onların direnişini görmek için İstanbul'a gittik. Oradaki arkadaşlarımızın bölge bölge örgütlenme ve ikna çalışmalarını sürdürdüklerini gördük. Biz de aynısını burada yapmaya başladık. Temsilciler ve işçiler olarak sendikalaşmanın şart olduğunu anladık" dedi. Sendikaya ekmeğin mücadelesini vermek için üye olduğunu vurgulayan Necati Akdere ise, "Biz sendikaya üye olduktan sonra baskılar artmıştı. Biz burada ekmeğimiz için mücadele ediyoruz. Sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. İşveren verdiği sözü yerine getirmedi. Aldıkları istifa dilekçelerini geri vermediler. Biz ekmek yemiyorsak, onlar da yemeyecekler" derken, hep birlikte yemek için hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini belirtiyor.

'Sendika kavgayı öğretti'"Geçen ayın 27'sinde direnişe başladık. Hiç kimse bu kadar süreceğini tahmin etmiyordu. Direniş sırasında patron ve polis baskısını sık sık yaşadık. Ama biz bir kere direncimizi kendimize odaklamıştık. Günler geçtikçe direnişin nasıl birşey olduğunu öğrenmeye başladık" diyen Volkan Uçma, ilk defa böyle birşey yaptıkları için acemi olduklarını anlatıyor. İstanbul'a kendisinin de gittiğini söyleyen Uçma, "İlk günlerde ciddiyetsiz, lakayıt ve dağınık durmamız, olayın öneminin farkına varmamızla ortadan kalktı. Üç kişi gidip Perpa'daki direnişi gördük. Muhteşem bir ortam vardı orada. Açıkçası ilk gün Perpa'ya gittiğimizde 60-70 kişiyle karşılaştığımda bir moral bozukluğu yaşadım. Daha sonra Şükrü Bey geldi, 'Bunlar işçilerin yarısı, diğer arkadaşlar sürekli dışarıda çalışmalarını sürdüyorlar' dedi. Orada sendikaya hiçbir iş bırakmıyorlar. Bölgelere gidiyorlar, insanları ikna etmeye çalışıyorlar. Sendikanın bize, yardımcı olması çok önemli. En önemlisi bize ekmeğimizin kavgasını öğretti" dedi. 1.5 ay sonra askere gidecek Kemal Yenilmez adlı genç işçi de direnişin artık onur savaşına dönüştüğünü söyledi. Yenilmez, "1 aydır işyerinde direnişte olmamız bizim için büyük bir başarı. Birçoğumuz aylıklarımızı alamadık. Bu iş bizim için artık onur savaşına dönüştü. Çoğu arkadaşımız evli. Evden aileleri baskı yapıyor. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum belli. Tüm bu şartlara rağmen direnişi sürdürüyoruz ve sürdürmeye de devam edeceğiz" dedi. "İşveren Aktif Dağıtımı kapatmayacağına göre sendikayı kabul edecek" diyen Tanju Şener, sendikanın eve bir ekmek daha fazla götürmek demek olduğuna inandığını söyledi. Direnişle birlikte arkadaşlarıyla aralarındaki bağın güçlendiği anlatan Yunus Bozkaya, "Bu direnişle birlikte arkadaşlığımız daha da pekişti. Daha önce hiç kimse birbiri ile doğru dürüst muhabbet etmiyordu" dedi. İstanbul'daki işçilerden beklentilerinin çok olduğunu belirten Veysel Zorlu, "Ankara'da çalışan arkadaşlarımızdan gelecek küçük bir kıvılcımla bu işi bitireceğiz" derken, İlhami İlden adlı işçi ise kısa ve öz olarak söylüyor sözünü, "Zor ama başaracağız."
www.evrensel.net