Katliam protestosunda 15 gözaltı

Katliam protestosunda 15 gözaltı

Ulucanlar Cezaevi'nde 26 Eylül 1999'da gerçekleşen operasyonda hayatını kaybeden 10 kişi, cezaevi kapısı önünde kırmızı güllerle anılırken, İstanbul'da yapılmak istenen basın açıklamasında 15 kişi gözaltına alındı.

Ulucanlar katliamı protestosunda 15 gözaltıAktif Dağıtım patronlarının direnişçi işçilere karşı başlattığı saldırı sürüyor. Asılsız iddialarla sendika hakkı için direnen işçileri defalarca gözaltına aldıran Aktif Dağıtım patronları, İzmir'deki büroda direnişe devam eden işçilerden Mesut Açık adlı işçiye bıçaklı saldırıda bulundular. Saldırıya Aktif Dağıtım'ın üç ortaklarından biri olan Mehmet Akdağ'ın bizzat katıldığı ifade edilirken, sağ bacağından yaralanan Açık'ın hastaneye kaldırıldığı bildirildi.Bu arada İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin'in Sultanahmet'teki avukatlık bürosuna giren polis, Keskin'in sekreterini de gözaltına aldı. İstanbul'da TAYAD'lı aileler tarafından yapılan açıklamada ise Ulucanlar'dan bugüne cezaevlerinde işkencelerin ve katliamların devam ettiği belirtildi. Ankara'da Ulucanlar Cezaevi önüne TAYAD üyeleri tarafından kırmızı güller bırakıldı. Operasyonda hayatını kaybeden Ümit Altıntaş'ın eşi Melek Altıntaş, burada yaptığı açıklamada, operasyonun faillerinin hâlâ yargılanmadığını hatırlattı. Kaybettikleri yakınlarını anmak için her yıl cezaevi önüne geleceklerini kaydeden Altıntaş, "Onların haklı davasının peşindeyiz" dedi. Polisin çevrede geniş önlem alması dikkat çekti. Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Ali Ersin Gür, 12 Eylül'den sonra cezaevlerinin yaşanamaz yerler haline dönüştürüldüğünü ifade etti. Gür, toplumsal yaşamın hücreleştirilmesi kapsamında F tipi cezaevlerinin kanlı operasyonlar sonucu yaşama geçirildiğine işaret ederek, TBMM İnsan Hakları Komisyonu raporlarında operasyonda bazı tutukluların kurşunlanarak ve işkence edilerek öldürüldüğünün tespit edildiğini vurgulayarak, "Ulucanlar Cezaevi'ne gerçekleştirilen operasyon, yürürlüğe konulan planın bir parçasıydı. Tıpkı 19 Aralık 2000 tarihindeki operasyonda olduğu gibi, uzun bir hazırlık aşamasından sonra gerçekleştirilmiş bir katliamdır" dedi. İHD İzmir Şubesi önünde yapılan eylemde de, operasyonu gerçekleştiren güvenlik güçlerine açılan davada hiçbir gelişme kaydedilmediği belirtilerek, faillerin açığa çıkarılması ve cezalandırması gerektiği vurgulandı. Daha sonra oturma eylemi yapıldı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Tutuklular AİHM yolundaHacer YücelCezaevlerine düzenlenen kanlı operasyonun ardından hayata geçirilen F tipi cezaevlerindeki hayat, hiç de Adalet Bakanlığı'nın iddia ettiği gibi güllük gülistanlık devam etmiyor. F tipi cezaevlerinde; coplu tecavüzden dayağa, tutuklu ve hükümlülerin ailelerine yazdıkları mektupların karalanmasından, geç postaya verilmesine kadar pek çok hak ihlali yaşanıyor. Avukatlar, hak ihlallerini, iç hukuk yolları kapatıldığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne götürmeye hazırlanıyor.F tipi cezaevlerinde yaşanan ihlallere ilişkin olarak 80'e yakın başvuruyu bir araya getiren Avukat Ünal Kuş, F tiplerinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)'nde yer alan yaşama, adil yargılanma, özel yaşam ve haberleşme özgürlüğü gibi hakların ihlal edildiğini anlattı.

Savcılara eleştiriAvukat Ünal Kuş'un verdiği bilgiye göre, kuşlara yem atan tutuklulara 1 yıla varan disiplin cezaları verilerek, aile görüşleri yasaklandı. Mektupların karalanması, ayakta sayım vermeyenlerin dövülmesi sıradan bir uygulama haline getirildi. Savcıları, işkence ve kötü muameleye ilişkin suç duyuruları karşısında duyarsız davranmakla eleştiren Ünal Kuş, "Suç duyurularıyla ilgili ne tutuklular ne de suçlanan taraf dinleniyor. Cezaevi doktorunun hazırladığı rapor doğrultusunda karar veriliyor" dedi. Bu durumun, AİHS'nin adil yargılama hakkının ihlali anlamına geldiğine dikkat çeken Kuş, şöyle devam etti: "Cezaevi doktoru tarafından hazırlanan raporlar üzerinden karar verilmez. Ölüm orucunda bulunan tutuklu ve hükümlülere rutin olarak iki haftada bir tansiyon ve nabız kontrolü yapılır. Savcı bu raporlara dayanarak karar veriyor. Zaten maaşını devletten alan cezaevi doktorunun darp ve cebir izi vardır şeklinde rapor vermesi münkün değil. Biz şu ana kadar böyle bir şey görmedik. Böyle bir durum karşısında savcının hemen şikâyetçi olan kişiyi Adli Tıp Kurumu'na göndermesi ve şikâyetçi olan taraf ile şikâyet edilen tarafı dinlemesi gerekir."

Belgeleri vermiyorlarAvukat Kuş, adil yargılama hakkı kapsamında değerlendirilebilecek bir diğer konunun da engellemeler olduğunu söyledi. Savcıların olayların üstünü örtücü bir tutum takındıklarını anlatan Kuş, "Savcı, avukat aracılığı ile yapılan suç duyurularını mağdura tebliğ ediyor. Mağdurun kararı bize bildirmesi ile sonuçtan haberdar oluyoruz" şikâyetinde bulundu. Bu tür durumlarda, kararı almak için hemen cezaevi idaresine başvurduklarını ancak idarenin kararı kendilerine vermediğini kaydeden Kuş, "Bu gibi birtakım engellerle karşılaşıyoruz. Sonuçta, tabir doğru olmasa da, bu belgeleri ele geçiriyoruz ve karar üzerinden ilgili yerlere başvuruyoruz. Delil konusunda sıkıntılarımız var. Savcı aracılığı ile delil toplanıyor zaten. Savcı da bunu yapmayınca delil bulmakta zorlanıyoruz" dedi. Asıl isteklerinin soruşturmanın düzgün yürütülmesi, delillerin olması gerektiği gibi toplanması olduğunu belirten Kuş, işleyişin böyle olması durumunda AİHM'ye ihtiyaç olmayacağına dikkat çekti.

İşkence olaylarıAİHS'nin işkence yasağını düzenleyen 3. maddesine ilişkin başvurularının da bulunduğu bilgisini veren Avukat Ünal Kuş, işkencenin copla tecavüzden, dayağa kadar uzadığını, ellerinde, copla tecavüze ilişkin üç dosya bulunduğunu anlattı. İzolasyon uygulamaları ve yaşama hakkını düzenleyen 2. maddeye ilişkin başvuruların yoğun olduğunu kaydeden Kuş, ölüm orucundan dolayı sağlık durumları bozuk olanlara işkence yapılmasını da gündeme getirdiklerini ifade etti.

Keyfi cezalarAvukat Ünal Kuş'un açıklamalarına göre, F tipi cezaevlerinde disiplin cezaları adı altında, haberleşme ve ailerle görüşme hakkı da engelleniyor. Bu cezalarda genelgelere dayanılarak veriliyor. Bu bağlamda, AİHS'nin 7. maddesinde yer alan "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" hükmü ihlal ediliyor. Genelgeler soyut anlatımlara dayandığı için herhangi bir davranış çok rahat bir şekilde "suç" kapsamına alınabiliyor.
www.evrensel.net