Savaş karşıtlığına tahammül yok

Savaş karşıtlığına tahammül yok

Türkiye'nin içine sokulmaya çalışılan savaşa karşı faaliyet yürüten EMEP'in faliyetleri keyfi gözaltılarla engellenmek isteniyor.

Savaş karşıtlığına tahammül yokTürkiye'nin içine sokulmaya çalışılan savaşa karşı faaliyet yürüten EMEP'in faliyetleri keyfi gözaltılarla engellenmek isteniyor. Üzerinde savaş karşıtı yazıların bulunduğu afişleri asan EMEP Küçükçekmece İlçe Başkanı Ali Aslan Karaoğlu ile EMEP üyeleri Yurduşen Karabağ ve Nevzat Talayoğlu polis tarafından gerekçe gösterilmeksizin gözaltına alındı. Geçtiğimiz Pazar günü, Eyüp'te "Savaşa hayır" diyerek basın açıklaması yapan 16 EMEP üyesi, Tuzla'da ise yine savaş karşıtı afiş asan 3 EMEP'li gözaltına alınmıştı. Konuyla ilgili olarak yazılı açıklama yapan EMEP İstanbul İl Sekreteri Cevriye Aydın, ABD'nin bütün dünyayı savaş alanına çevirme çabalarına karşılık partilerinin yürüttüğü faaliyetlerin engellenmeye çalışıldığını söyledi. Bu engelleme çabalarının keyfi ve hukuksuz olduğunu ifade eden Aydın, gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını istedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


F tipi kâbus gibiTuna Arıgüç / Nilay AydemirSincan F Tipi Cezaevi'nin ilk konuklarından olan Şahabettin Arpacı ve İsmail Tekeli adlı hukuk fakültesi öğrencileri, cezaevinde geçirdikleri günleri ve kâbus dolu cezaevi ortamını gazetemize anlattılar. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri Arpacı ve Tekeli, 19 Aralık tarihindeki cezaevleri operasyonunun başlamasından birkaç saat önce F tipi cezaevlerini protesto gösterilerine katıldıkları için evlerinden gözaltına alınıp tutuklanarak Sincan F Tipi Cezaevi'ne konuldular. Türk Ceza Kanunu'nun "Yasadışı örgütlere yardım ve yataklığı" düzenleyen 169. maddesi uyarınca yargılamaları süren Arpacı ve Tekeli, aylarca kaldıkları Sincan F Tipi Cezaevi'nden kısa süre önce tahliye edildiler.

Hukuk skandalıArpacı, tutuklandıktan sonra hakkında hazırlanan iddianamede toplam 5 örgütün "Yardım ve yataklığını yaptığının" ileri sürüldüğüne işaret ederek, bunun hukuksal olarak da siyasi olarak da mümkün olmadığını vurguladı. Arpacı, yaşadıklarını şöyle dile getirdi: "Uzunca bir dönem F tipi cezaevlerine karşı muhalefet yürütmekteydik. Ölüm oruçları başladığında ise örneğin ben ölüm oruçlarını hiç desteklemedim. Ölüm yerine yaşamın kazanması için Hukuk Fakültesi'nde hocalık yapmış olan Hikmet Sami Türk'ten yetkisini kullanarak ölümleri durdurmasını istedim. Bütün bunlar bizim tutuklanmamıza ve yargılanmamıza gerekçe gösterildi."

Sincan'ın ilk konuklarıArpacı, operasyon sonrası Sincan'ın ilk konukları olduklarını ifade ederek, hücrede kaldığı 10 gün boyunca hücre kapısının hiç açılmadığını ve dünyadan haber alamadığı günler boyunca verilen yemeği de yiyemediğini anlattı. Arpacı, şu bilgileri verdi: "Benim bulunduğum koridorda 15 hücre ve 15 duvar var. Her yer duvar. Görüşe giderken bile yan hücrelerdeki insanlara 'merhaba' diyemedik. Cezaevinin her yerinde kameralar var. Başkalarıyla konuşmak yasak. F tipi cezaevinde kaldığım sürede neyin suç neyin suç olmadığını bir türlü anlayamadım. Keyfilik hakim ve komik gerekçelerle tutanaklar tutuluyor" dedi.

Savunma oluşturulamıyorArpacı, hücrede yazdığı her yazıya el konulduğunu anlatarak, "Hücrede kaynaklardan yararlanmak, biriktirmek ve arşiv yapmak yasak. Kestiğin karikatüre bile el konuluyor. Bu şartlar altında savunma hazırlamamız imkânsız hale geliyor. Avukatlarımız evrak sokamıyor. Görevliler savunmaları okuyor, işine gelmezse sakıncalı bulup el koyuyor" diye konuştu. Sürekli tecrit halinde kalmanın duyu ve algıları önemli ölçüde tahribata uğrattığını ifade eden Arpacı, hücrede yıllarını geçirmek zorunda olanların gittikçe yaşamsal bağlarından uzaklaştığına vurgu yaptı. Hücrede bilgilerin anlaşılmaması ile sayfa tekrarı, yoğunlaşma ve okuyamama sorunlarını çok fazla yaşadığını belirten Arpacı, "Ben az kaldım, ya 25-30 yıl kalacak olanlar?.." sorusunu yöneltti.

'Zamanı yitirdik'Arpacı ile birlikte gece vakti gözaltına alınan İsmail Tekeli ise yaşadıklarının şaşkınlığını üzerinden atamadığını vurgulayarak, bir gece vakti apar topar gözaltına alındıktan sonra tutuklanmasına ve Sincan F Tipi Cezaevi'ne konulmasına ilk günlerde hiçbir anlam veremediğini söyledi. Tekeli, hücrelerin izole edilmiş durumda süngerlerle kaplandığını belirterek, "Zaman kavramı kayboluyor hücrelerde. Biz duvardan duvara iletişim kurmaya çalışıyorduk bir de türkü söylüyorduk. Ziyaretçiler geldiğinde saatlerimizi ayarlıyorduk, yoksa hepten uzay boşluğunda asılı gibi kalacaktık orada" diye konuştu.

'Ölümleri durdurun'Gazetemizi ziyaret eden bir grup tutuklu yakını da, tecrit ve izolasyona son verilerek ölümlerin durdurulmasını istediler. Tutuklu yakınları, açlık grevi ve ölüm oruçlarında onlarca tutuklunun sakat kalarak tahliye edildiklerini hatırlatarak, yeni ölüm ve sakatlıkların yaşanmaması gerektiğini dile getirdiler. F tipi cezaevinde yakınlarını ziyaret ederken, insanlıkdışı uygulamalara maruz kaldıklarını belirten aileler, yetkililerin olumlu girişimi ile ölümlerin durdurulabileceğini ifade ettiler.
www.evrensel.net