Yelekçi'ye mesleki ceza

İstanbul Barosu Disiplin Kurulu, işkenceci polisleri savunduğu davada, işkence mağduru bir gence "Susturun şu vatan hainini" diye bağıran İlhami Yelekçi'ye üç ay meslekten men cezası verdi.

Yelekçi'ye mesleki cezaHacer YücelKamuoyunda "işkenceci polislerin avukatı" olarak bilinen İlhami Yelekçi'ye İstanbul Barosu tarafından üç ay süreyle meslekten men cezası verildi. Yelekçi hakkında daha önce de soruşturma açılmış, fakat yeterli kanıt olmadığı için ceza almaktan kurtulmuştu. Bu kez, "2. Manisa davası"nda işkence mağduru gençlerden birine, "Susturun şu vatan hainini" diye bağırması mahkeme tutanaklarına geçince, Yelekçi ceza almaktan kurtulamadı.

'Susturun vatan hainini!'Kamuoyunda "2. Manisa davası" olarak bilinen davada, Bağcılar'da 1996 yılında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ve o dönem yaşları 15 ile 19 arasında değişen gençlere işkence yapan polisler yargılanıyordu. Terörle Mücadele Şubesi'nin "Tim-3" kısmına götürülen Özgür Ökten, Devrim Ökten, Bülent Gedik, Zülcihan Şahin, Arzu Kemanoğlu, Erhan İl, Ulaş Bata, Sevgi Kaya, Sinan Kaya ve Okan Kaplan, Tim-3 şefi Mustafa Sara ve 7 polisin işkencesine maruz kalmış, hamile olan Devrim Ökten bu işkence nedeniyle çocuğunu düşürmüştü. İşkence yapan polisler hakkında, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada İlhami Yelekçi, polislerin avukatlığını üstlendi. Yelekçi'nin "Susturun şu vatan hainini" sözlerini sarf ettiği duruşma 7 Temmuz 1997 tarihinde görüldü. İşkenceci polisler teşhis için mahkemeye gelmişlerdi. Duruşma sırasında, Yelekçi'nin sataşmaları ve tahrik edici tavırları nedeniyle o sırada işkence olayını anlatmakta olan Bülent Gedik, "Bu avukat da bunları savunmakla avukatlık mesleğinin yüz karası olmaktadır" dedi. Bunun üzerine Yelekçi "Susturun şu vatan hainini" diye bağırdı. Gençlerin avukatları, Yelekçi'nin bu sözlerinin duruşma tutanağına geçmesini istedi.

Dava içinde davaUzun tartışmalar sonucu Yelekçi'nin bu sözleri duruşma tutunağına geçti. Ancak, olaylı duruşma teşhis yapılamadan sona erdiği gibi, gençler duruşma salonunda jandarma tarafından dövüldü. Duruşma çıkışında da dövülen gençlere Adli Tıp Kurumu tarafından 1 ila 10 gün arasında iş göremez raporları verildi. Ayrıca, kendilerine işkence yapan polislerle yargı önünde hesaplaşmaya çalışan ve duruşma salonunda tekrar dayak yiyen gençler hakkında, jandarmaya mukavemet ettikleri iddiasıyla dava açıldı. Bu olay üzerine İstanbul Barosu Disiplin Kurulu Başkanlığı'na başvuran Avukat Gülizar Tuncer, duruşma sırasında tahrik edici davranışlar içine girdiğini ve avukatlık mesleğine yakışmayan bir davanış sergilediğini belirttiği Avukat İlhami Yelekçi hakkında soruşturma açılmasını istedi. 1997 yılında başlayan soruşturma kapsamında 7 Ocak 1998 yılında savunmasını veren Yelekçi ise, böyle bir olayın meydana gelmediğini, duruşma tutanaklarında bu ifadelerin bulunmadığını iddia etti. Yelekçi, daha sonraki soruşturma aşamalarında sadece "Susturun şunu" dediğini savundu. Disiplin Kurulu, 10 Temmuz 2001 tarihindeki son değerlendirmesinde, Yelekçi'nin sözlerinin savunma sınırları dışında bulunduğunu vurgulayarak, Türkiye Barolar Birliği (TBB)'nin Meslek Kuralları'nın 4. ve Avukatlık Yasası'nın 34. maddelerinde ifade edilen gerekli özen ve doğruluk ilkelerine uygun davranılmadığını kaydetti. Kurul, Yelekçi'nin üç ay süreyle meslekten uzaklaştırılmasına karar verdi. Yelekçi, hakkında verilen karara TBB Disiplin Kurulu, Adalet Bakanlığı ve idare mahkemesi aracılığıyla itiraz edebilir.
www.evrensel.net