Düşünceye ve dile özgürlük yok

Yapılması düşünülen Anayasa değişikliklerini oldukça yetersiz bulan Diyarbakır Barosu avukatları, yapılacak olan değişikliklerin alt yasa normlarına yansımamasını da eleştiriyorlar.

Düşünceye ve dile özgürlük yokMehmet AslanoğluMeclis'te bugün görüşülmesi beklenen 37 maddelik anayasa değişikliği paketi başta Diyarbakır olmak üzere bölgedeki hukukçular tarafından oldukça yetersiz ve eksik bulundu. Yapılması düşünülen değişiklikte anadilde eğitim ve yayın hakkı önündeki engel ve yasakların Anayasa'da kaldırılmasına rağmen, yasal düzenlemeleri içermemesi, idam cezasının tam anlamıyla kaldırılmaması başlıca eksiklikler olarak belirtiliyor.Ülke sorunlarının sadece 37 maddelik bir değişiklikle giderilemeyecek kadar büyük olduğunu belirten hukukçular tüm toplum kesimlerinin üzerinde tartışarak anlaştığı yeni bir anayasa hazırlanmasını istediler.

Kimlik sorunu muğlaklaşıyorAnayasa'nın 37 maddesini değişitirerek Türkiye'nin sorunlarının çözülemeyeceğini söyleyen Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Vefa bunu iki nedene dayandırıyor: "Anayasa'nın giriş bölümü var. Bu bölüm başlı başına her şeyi koruyor. Her maddesi Türk ulusu, Türk kültürü, Türk halkı vs. içeriyor. Kimlik sorunlarını çözmek bir yana, muğlaklaştırıyor. Dışarıya karşı hiçbir engelleme yokmuş gibi gösteriyor, içeride ise fiiliyatta özgürlükleri engelleyecek bir yaklaşım gibi görünüyor. Bana çok iyi niyetli gibi gelmedi. Somutlaştırılmamış. İdam cezasında belirtilen terör kelimesi aslında rejime karşı olan tüm güçleri kapsıyor. Normalde en son idam edilmesi gerekenler siyasal hükümlüler. Hâlâ merkezi statükocu eğilimini devam ettiriyor. İkinci önemli yönü, seri cinayet işleyen, tecavüz eden vs. kriminal vakalardaki idamı kaldırıyorsunuz ama bir yere molotofkokteyli atan bir kişiye verilen idam kararını kaldırmıyorsunuz. Bence öncelikle rejime karşı suçlarda idam kaldırılmalı. Baro olarak görüşümüz idamın topyekûn kaldırılması. Savaş durumu da dahil olmak üzere."

Yeni anayasa Türkiye'deki sorunların kimlik ve emek olmak üzere iki başlıkta toplanabileceğini belirten Vefa, bu sorunların da anayasa değşikliğiyle çözülemeyeceğini söyledi. Türkiye'nin değişiklikten öte topyekûn bir anayasal düzenlemeye ihtiyacı olduğunu da dile getiren Vefa, Diyarbakır Barosu olarak tüm emek ve demokrasi güçleriyle, tüm muhaliflerin katılacağı tartışmalar sonunda bir anayasanın hazırlanması gerektiği kanısını taşıdıklarını kaydetti. Meclis'teki 6 partinin halkın sadece yüzde 20'sini temsil edebildiğine dikkat çeken Vefa, sendikalar, kitle örgütleri, muhalifler ve demokrasi güçlerinin mecliste temsil edilemediğini belirtti. Son değişiklikte de anayasa yapma tekniğine ve mantığına aykırı durumların olduğunu söyleyen Vefa, "Örneğin gözaltı sürelerinin düzenlenmesi. Hiçbir modern anayasada gözaltıların düzenlenmesi gibi bir durum yok. DGM'lerin durumu Anayasa ile düzenlenmiş. Bu anayasada olduğu sürece demokratik bir anayasa olur mu?"

Değişiklik Anayasa'da kalmamalıÜzerinde değişiklik tartışmalarının yürütüldüğü Anayasa'nın 12 Eylül Anayasası olduğunu hatırlatan Çağdaş Hukukçular Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Mehmet Kaya, hükümetin hazırladığı anayasa değişikliğinin beklentilerin çok uzağında olduğunu söyledi. Değişiklik paketinin beklentilere cevap vermemesinin yanında, düşüncenin suç sayılmasının kaldırılması, işkenceye ilişkin birtakım yaptırımlar getirilmesi, anayasada dil ile ilgili değişiklikler yapılması, cumhurbaşkanının veto yetkisinin yeniden düzenlenmesi, idam cezasına yönelik sınırlamalar getirilmesi gibi yenilikleri de barındırdığını söyleyen Kaya sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunlar '82 Anayasası'nın yürürlükte olan maddelerine göre yenilik sayılır ama beklentilere cevap vermekten uzak. Bu değişikliklere bile '82 Anayasası'nın ruhu sinmiştir. İdama sınırlama getirilirken bile 1982 Anayasası'nın mantalitesinin devam ettiği görülüyor. Sınırlamayı getiriyor fakat '82 Anayasası gibi ancak/ama demeye devam ediyor." Dil ile ilgili değişikliğin yerinde bir değişiklik olduğuna değinen Kaya, bunun sadece Anayasa'daki bir değişiklik olarak kalmaması gerektiğini vurguladı. Kaya, dille ilgili yasak ve sınırlama getiren diğer yasaların da Anayasa'ya göre düzenlenmesi, alt normların Anayasa normlarına uygun hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.
www.evrensel.net