En gerici güçler birleşiyor

En gerici güçler birleşiyor

ABD yönetimi ve dünya ülkelerindeki en gerici güçler; ABD'ye yapılan terörist saldırıyı, dünyayı kendileri ardında yedeklemenin vesilesi olarak kullanıyorlar.

En gerici güçler birleşiyorAnaliz - İhsan ÇaralanAdının; New York Times, CNN, Washington Post, BBC, Kanal D, Hürriyet gazetesi ya da başka bir şey olması çok değişmiyor. Hepsi aynı "ses"i seslendiriyorlar. Beyaz Saray'da çalınan "savaş tamtamları"nın sesini yansıtıyorlar: "ABD savaş hazır", "Adım adım savaşa", "Hedefler belirlendi",.... gibi manşetlerle savaş çığlıkları atılıyor. Ya da dün gazetemizde yer alan ABD'li Laura Flanders'in yazısında belirtildiği gibi; sermaye güçlerinin medyalarının tutumu "manşetlerden savaş kükreme" biçiminde. Ama gazeteler spekülasyon yapmıyorlar; sadece olup biteni kendi meşreplerine göre ifade ediyorlar. Çünkü; ABD yönetimi ve arkasındaki güçler ile tüm dünya ülkelerindeki en gerici güçler; ABD'ye yapılan terörist saldırıyı, en gerici güçleri en üst düzeyde birleştirmenin, geri kalanları yedeklemenin ve en gericilerin amacına destek vermek üzere seferber etmenin vesilesi olarak kullanıyorlar.

BUSH'UN EN TEPEDE OLDUĞU BİR HİYERARŞİİşin propagandaya dönük yönü bir yana bırakılsa bile; ABD'de Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti, aralarındaki her tür ayırım ve çıkar çatışmasını bir yana bırakarak tam bir işbirliği içinde; Senato ve Kongre'de oybirliği ile Bush'a, saldırı için tam destek vermişlerdir. Bu siyasi yetkinin yanı sıra da Bush'a; emperyalist orduların finansmanı için "acil ihtiyaçlar" için 40 milyar dolar tahsis etmişlerdir.ABD'deki ırkçı-militarist çevrelerin, silah ve savaş sanayisi tekellerinin dolaysız temsilcisi olarak işbaşına gelen Bush'un etrafında ABD'deki sermaye ve gericiliğin bütün güçleri birleşmiştir. Birleşilen hedef; Bush'un temsilicisi olduğu, ırkçı-militarist çevrelerin ve tekellerin hedefleridir. NATO'nun kuruluş anlaşmasının 5. maddesinin yürürlüğe sokulmasıyla NATO ülkeleri; bu güçlere bağlanmıştır. Ve bu ülkelerde de en gerici güçler yönetimler etrafında, onlar aracılığı ile de ABD emperyalizminin hedeflerine bağlanmıştır.

'YA BİZDEN YANA OL YA DA ÖLÜME HAZIR OL!'Emperyalizmin ve sermayenin birinci dereceden güçleri bir araya getirilip ortak etrafında birleştikten sonra; dünyanın geri kalan bölümü yani dünya nüfusunun altıda beşini temsil eden ülkeler tehditle saflaşmaya zorlanmaktadır.Bu saflaşmayı sağlamak üzere ABD Başkanı Bush; günlerdir; "Terörizme karşı çıkmayan bize karşıdır" gibi sureti haktan görünen bir formül öne sürerken; ABD yönetimi ve medyası çok daha açık bir biçimde; "Ya bizden ol ya da ölümü göze al" dayatmasını getirmektedir. Örneğin ünlü New York Times başta olmak üzere ABD'nin etkili medya organları ABD yönetiminin hedeflerini; "teröristlerin yok edilmesi"nden alıp; "terörist rejimlerin yıkılması"na kadar geniş bir alanda tarif etmektedir. Bu tarife göre; şu anda büyük çoğunluğu Müslüman olan 20'den çok ülke hedef olarak ilan edilmiştir. Dahası, bu ülkelerin sayısı, ABD saldırganlığına desetk verilmediği koşullarda çok daha artabilecektir. ABD basınında açıkça ifade edilen "Ya bizden yana ol ya da ölüme hazır ol!" formülasyonuna göre; ülkeler, ABD'nin saldırısını destekleyen ve desteklemeyenler olarak bölünmeye zorlanmakta; Amerikan saldırısını desteklemeyen, onun amaçlarında birleşmeyenler, "terörist", en azından "terörizme destek veren, yataklık yapan ülkeler", bu nedenle de "ölümü hak eden" ülkeler olarak belirlenmektedir.

'YA SEV YA TERK ET'TEN DAHA TEHLİKELİTürkiye'nin emekçileri; Amerikan emperyalizminin yeni sloganı olacağı anlaşılan; "Ya bizden ya ol ya da ölüme hazır ol" sloganına; MHP'nin bir sloganı olarak bir zamanlar tartışılmış olan "Ya sev ya terk et"ten aşinadır. Ancak bir farkla ki; MHP bu sloganı benimsiyor diye; karşı çıkıp demokrasi, insan hakları, kişisel özgürlükler üstüne mangalda kül bırakmayan, faşizm karşıtlığı taslayan "sol" ve "demokratik" çevreler; ABD'nin bağımsız ülkeleri tehdit edip saldırma, onu yok etme tehdidine; "terörizme karşı olmak" gerekçesi arkasında destek vermektedirler. Dahası bu çevreler; Amerikan saldırganlığına karşı çıkanlara da; "Yoksa sen terörizme taraf mısın?", "Söyle bakalım, Amerika'ya saldıranlar iyi mi yapmıştır, kötü mü?", "Taliban yok olsa kötü mü olur?" gibi Mc Carty'ci sorular sorup cadı kazanı kaynatanların ocağına odun atmaktadırlar.

SALDIRGANLIK DOKTRİNLEŞTİRİLİYOR11 Eylül günkü terörist saldırının ortaya çıkardığı dehşet tablosunu bir baskı olarak kullanan ABD yönetimi ve arkasındaki güçler; dünyanın bütün ülkelerindeki muhalif kesimlere, antiemperyalist güçlere, bağımsızlık isteyen halklara, ABD ve emperyalizmin planlarına karşı çıkan çevrelere, ülkelere, uluslara "saldırma hakkı" elde etmeye çalışmaktadırlar. Nasıl ki; Irak'a saldırmayı rutin, "meşru" hale getirmişlerse; bütün diğer ülkelere ve "terörist" olarak niteleyebilecekleri hareketlere karşı "aynı hakkı" elde etmek istemektedirler. Ve üstelik bunu; "21. yüzyılın yeni dünyası kuruluyor; artık eskisini bir yana bırakıp bu yeni değerleri, yeni hukuku tartışalım" diyerek; bu emperyalist ülkelerin başka ülkelere saldırma onu kendilerine, kendi değerlerini, kendi hegemonyasını kabule zorlamasına; felsefi, doktriner bir gerekçe de oluşturmaya çalışmaktadırlar.

SERMAYE, İDEOLOJİK DAYANAKLARINI YENİLEMEYİ AMAÇLIYORKuşkusuz sorunun çok boyutu var. Ve emperyalizmin ideologları, sadece saldırganlığa temel uydurmak değil, ideolojik çöküşlerini de; bu terörist saldırıyı perde yaparak gizlemeye; emperyalist saldırganlığı, "yeni düzen"in doktrini haline getirerek meşrulaştırmaya da çalışmaktadırlar. Oysa 10 yıl önce; insanlığın ortak özlemlerini gerçekleştireceği iddiasıyla "ebedi barış"ın kurulacağı bir Yeni Dünya Düzeni ilan edilmiş; "tarihin bittiği"nden "evrensel barış"a kadar pek çok şey ebedi gerçekler, yeni skolastiğin kategorileri olarak sunulmuştu.Dolayısıyla ABD'nin ve dünya gericiliğinin; "Ya bizden yana ol ya da ölüme hazır ol" sloganıyla yapmak istediği saflaştırma; öyle anlaşılmaktadır ki; sadece en gerici güçler birleştirilip geri kalan yığınları da bu en gerici güçlerin politikasının peşine takmakla sınırlı gelip geçici bir tutum değildir. Aynı zamanda bu en gerici güçlerin amaçlarının bir doktrin, tartışılmaz bir "insanlık amacı" haline getirilip; emperyalist saldırganlığı da bu amaca hizmet eden herkesin desteklemesi gereken bir uygarlık ve insanlık tutumu, insanlığın ve uygarlığın korunmasının tek yolu olduğu fikrini yaymanın emperyalist odakların bir planı olduğu anlaşılmaktadır.
www.evrensel.net