Timsah gözyaşları

Timsah gözyaşları

ABD Başkanı Bush, 'terör destekçisi' ilan ettiği ülkelere tehditler savurdu. Görülmedik ölçüde saldırgan ifadelerle dolu konuşması sırasında gözyaşlarını tutamayan ABD lideri, dünyaya 'Ya dediğimizi yapacak, ya da hedefimiz olacaksınız' mesajını verdi.

Timsah gözyaşlarıABD Başkanı George W. Bush, önümüzdeki dönem yapacaklarını "21. yüzyılın ilk savaşı" olarak nitelendirdi. Bush'un önceki günkü açıklaması, Amerikan politikasının dizginsiz bir saldırganlık dönemine girdiği yolundaki görüşü bir kez daha doğruladı. Analistler, Bush'un "gözyaşlarını tutamadığı" demecin, uluslararası gerilimi büyük ölçüde tırmandıracağında hemfikir. ABD'li yorumcular, ekranlarda timsah gözyaşları döken Bush'un etrafında yekvücut olmuş durumda. New York Times gazetesinde dün yer alan bir analizde, "Bush, dünya devletlerine yalın bir tercih sundu: Ya bizimle terörizme karşı durun, teröristlere güvenlikli alanlar yaratmayı reddedin, ya da ölüm ve yıkıma hazır olun" denildi.R.W. Apple imzalı analizde, üst düzey yetkililerin "diplomatik dil kullanmayı bir kenara bıraktığı" ve önümüzdeki dönemin misilleme hareketinin "bir yıl veya daha uzun sürecek bir kampanya" olduğu belirtildi.

Orta yol yok!"Orta Yol Yok" başlığını taşıyan yazı, Amerikan terörünün muhtemel hedeflerini de sıraladı: Afganistan, Irak, Sudan ve hatta Pakistan. Pentagon'daki üst düzey askeri yetkililer de, "terörizme destek olan devletleri sona erdirmek"ten bahsediyorlar. Bu politikanın hayata geçirilmesi, dünyanın dört bir yanında, Amerikan çıkarlarına şu ya da bu nedenle aykırı davranan hükümetlerin yıkılması için çaba harcanması anlamına gelecek.

Önce sanık, sonra kanıtDışişleri Bakanı Colin Powell da, Amerikan yönetiminin ilk işinin, "Osama Bin Laden terör ağına karşı kanıt toplayıp bunu dünyaya göstereceğini" belirtti. Bu sözler, ABD'nin "suçlu"yu çoktan belirlediğini, geriye kalanın ise ona uygun "kanıtlar" bulmak olduğunu gösteriyor. Powell, bu aşamanın ardından yapacaklarını şöyle sıraladı: "Bu grubun, bu ağın ve ona sığınak olan, destek ve yardım verenlerin peşine düşecek ve onları parçalayacağız. Bu ağla işimiz bittiğinde, terörizme karşı küresel bir saldırı başlatacağız." Bu ifadeler, "terör eylemleri" ve hatta "teröre yardım"ın, hiçbir kanıt elde edilmeden "savaş ilanı" sayılacağını gösteriyor. Bu tutum ile Amerikan emperyalizmi, en temel uluslararası hukuk kurallarını ve BM Şartı'nı ayakları altına almış bulunuyor. Söylenmek istenen çok açık: "Bu yeni savaşta tarafsız devlet ve açık bir coğrafi sınır yok ve herkes safını belirlemeli. Ya ABD'nin yanında olursunuz, ya da karşısında." Böylelikle, Washington ve New York'taki saldırılarla hiçbir ilgisi olmayan, ama ulusal çıkarlarını savunmak için ABD'ye karşı mesafeli davranan "ortadaki" devletler bile Amerikan saldırganlığına ortak olmaya zorlanıyor.

Pakistan'a emirlerABD'nin ezmeye başladığı ilk devlet, soğuk savaş yılları boyunca "sadık uşak" olarak gördüğü Pakistan oldu. Pakistan'ı onyıllardır her tür kirli işinde kullanan, hatta bu ülkeye "Orta Asya'ya girmek için uygun bir prezervatif" rolü biçen Amerikan yönetimi, uşaklarını aşağılamakta sınır tanımıyor. Dışişleri Bakanı Powell, önceki gün Pakistan cuntasının lideri General Pervez Müşerref ile görüştü. Çok sert geçen telefon görüşmesinde, Müşerref'e "yapması gerekenlerin bir listesi" iletildi ve açık emirler verildi.Bush'un temasları da, Afganistan halkı için giderek daha kaygılandırıcı oluyor. ABD Başkanı, Afganistan'ın kuzey komşusu Rusya ile temaslarını sıklaştırdı. Rus hükümeti, görüşmenin ardından "terörizmle mücadelede güç kullanımını dışlamadığını" açıkladı. Dışişleri Bakanı İgor İvanov, "Terörizme karşı mücadelede mümkün olan bütün yöntemleri kullanmalıyız. Bu yöntemlere siyasi yöntemler ve gerekirse askeri yöntemler dahildir" diye konuşarak olası bir Amerikan saldırısına destek verdi.

Savaş yetkileriABD lideri ayrıca, savaşla ilgili yetkilerinin de "netleştirilmesini" istediği öğrenildi. Senato'daki Demokrat grubun lideri Thomas Daschle, "Başkan Bush, savaş yetkileri konusunun aydınlatılması ihtiyacını hissediyor. Bu olanağı ona sağlamaya hazırız" dedi.Demokrat lider, Kongre'de bu konuda görüşmelerin sürdüğünü de belirtti ve Başkan'ın isteğine yanıt verecek uygun hukuksal formülasyon arandığını vurguladı. Kongre, 1973 yılında başkanın savaş yetkileri konusuna ilişkin yasayı kabul etmişti. Ancak şimdiye dek hiçbir başkan bu yasaya uymadı. Bütün başkanlar, yasanın kendilerinin anayasal haklarını dahi çiğnediğinin farkındaydı. ABD'de savaş ilanı yetkisi, sadece Kongre'ye ait. Bu yetki, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri hiç kullanılmadı.

Türkiye 'çantada keklik'Öte yandan, Afganistan ve "diğer hedeflere" yönelik muhtemel bir terörist saldırının, bir bütün olarak NATO tarafından değil, tek başına ABD veya İngiliz desteğiyle yürütülebileceği açıklandı. NATO yetkilileri, bunun dışında, ABD'nin İttifak üyesi ülkelerden "ek destek talep edebileceğini" vurguladılar. Avrupalı diplomatlar, ABD ve diğer saldırganların, bir kez daha BM Güvenlik Konseyi'nden izin almadan harekat yürüteceğini de vurguladı. Böylelikle, BM'nin uluslararası bir kurum olarak işlevselliğine yeni bir darbe vurulmuş olacak. Avrupa ve ABD'li analistler, çeşitli ülkelerin bir saldırıya ne ölçüde destek vereceğini tartışırken, Türkiye'ye "çantada keklik" muamelesi yapıyorlar. The Guardian gazetesinin dünkü haberinde, "Halen ABD ve İngiliz uçaklarının Irak'a yönelik uçuşlarına izin veren Türkiye, muhtemelen saldırmaya hevesli olacak" denildi. Bu ve benzer aşağılayıcı yorumlar, hükümet yetkilileri tarafından ne yazık ki doğrulanıyor. Başta Başbakan Bülent Ecevit olmak üzere hükümet yetkilileri, bir Amerikan saldırısına "tam destek" verdiklerini ifade ediyorlar. Tekelci basın-yayın organları da, savaş çığlıklarıyla bu tehlikeli politikaya destek veriyor.
www.evrensel.net