'Global' saldırının ardından

ABD'de 11 Eylül günü meydana gelen uçaklı saldırıların ardından yapılabilecek en belirgin tespit, 'Yeni Dünya Düzeni'nin yeniden yapılandırılacağı' olacaktır.

'Global' saldırının ardındanHaber Analiz - Bülent TütmezABD'de 11 Eylül günü meydana gelen uçaklı saldırıların ardından yapılabilecek en belirgin tespit, 'Yeni Dünya Düzeni'nin yeniden yapılandırılacağı' olacaktır. Çünkü bu olaylar bütünü, misilleme ve gövde gösterilerinin ötesinde, siyaset yapma tarzını dönüştürebilecek dinamikleri de içeriyor.Tüm dünyanın Körfez Savaşı'nda olduğuna benzer biçimde 'naklen' izlediği gelişmenin; Füze Kalkanı Projesi yardımıyla Avrasya'yı yeniden biçimlendirmeye çalışan ve BM'deki 'insani' organizasyonları art arda sabote eden (Kyoto Protokolü ve Irkçılığa Karşı Mücadele Deklarasyonu gibi) ABD'nin; Bush'un iktidarıyla birlikte girdiği daha saldırgan yönelimini frenleme amacıyla ortaya koyulması kuvvetle muhtemel görünüyor.

Yeni kutuplarBunun anlamı, ABD-İsrail-İngiltere kliğinin geliştirdiği saldırgan konsepti, 'gayrinizami harp' metotlarıyla bertaraf etmek isteyen yeni dünyanın 'yeni kutuplarının' çok güçlü ve özenle programlanmış bir manevrayı devreye soktuklarıdır. Öncelikle öne çıkan realite; bu düzeyde bir hamlenin yalnızca 'terör örgütleri eliyle' gerçekleştirilme olasılığının zayıf olduğudur. Ancak taşeronla müteahhit (bu kez inşaatı yıkmış olsa da) arasındaki ilişkinin bu defa 'çok net olarak tanımlanamayacağı da' görülüyor. Bunun bir başka ifadesi, eylemin 'asıl failinin' meçhul bırakılacağı (kurgulanabilmesine karşın) ve detaylar üzerinden yürünüleceğidir. Bunun nedeni, AB ve ABD'nin bir 'küresel' olağanüstü çatışma durumun sınırlarını kontrol edemeyecek zaafiyet ve endişe içinde olmalarıdır.

Yeni bir retorik Şüphesiz ki bu gelişme, 28 Şubat'ın Türkiye'deki etkisine benzer tarzda, yüzlerce yıllık bir retoriğin bir 'yeni retorikle' yer değiştirmesi sonucunu da doğurabilecektir. Ulaşılmaz ve sarsılmaz görünen en büyük 'emperyalist mitin' bizzat kalbinde (Pentagon, Dışişleri ve Ticaret Merkezleri) yaşadığı bu baskı, önümüzdeki yüzyılları kendi istediği tarzda yapılandırmasının pek de kolay olamayacağını gören ABD'nin kendi içinde bir 'yeniden yapılandırma konseptini' (herkese lazım!) devreye sokmasının kaçınılmaz olduğunu da gösteriyor.Bu olayın önemli sonuçlarından biri de; İsrail'in aşama aşama zayıflayacağı ve ABD-İsrail stratejik ittifakının bizzat ABD tarafından sorgulanabileceğidir. ABD, dünyadaki yalıtılmışlığını ve zorba görüntüsünü silmek için İsrail'i ve bizzat kendi etkinliklerini dahi sınırlamak durumunda kalabilecektir. Birlik ve beraberlik içindeki 'özgürlükler ülkesi Amerika' masalından henüz uyanan ABD'nin emekçi sınıflarının ve entelektüel çevrelerin de bir süre sonra muhalefeti yükseltmesi sürpriz olmamalıdır.

Gösteri amaçlı terörArkasında herhangi bir ciddi devlet bulamadığı takdirde, ABD'nin doğrudan bir suçlama-saldırı konseptini benimsemeyeceği ve tribünlerin gönlünü hoş etmek için bir Arap-İslam ülkesini (Libya ya da İran gibi) hedef göstererek 'gösteri amaçlı teröre' başvurabileceği beklenebilir.Bu saldırıların bir İslam-Batı Dünyası çatışmasına dönüşmesi, ABD ve AB'nin göze alamayacağı bir yeni durumdur. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi 'petrol zengini işbirlikçi yönetimleri' kaybetme riski taşıyan ve İsrail'i topyekûn imhanın eşiğine getirebilecek yönelimin yerine NATO merkezli -dolaysıyla AB'yi de sürece dahil eden- meşru müdafaa konsepti daha akıllıca görünüyor.
www.evrensel.net