Emek Platformu harekete geçmeli

5 Eylül toplantısını ve TÜMTİS'e yönelik gözaltıları değerlendiren İzmirli sendikacılar bu saldırılara karşı Emek Platformu'nun harekete geçmesi gerektiğini söylediler.

Emek Platformu harekete geçmeliSinan SarısaltıkTİSK'in çağrısı ve işçi sendikalarının katılımıyla düzenlenen 5 Eylül toplantısı ve hemen ardından yaşanan TÜMTİS'e yönelik saldırının ardından işçi sendikalarının nasıl bir yol izleyecekleri tartışılıyor. TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu, sendikanın yöneticileri ve üyelerinin gözaltına alınmasını kınayan İzmirli sendikacılar saldırılara karşı Emek Platformu'nun canlandırılması gerektiğini vurguladılar.5 Eylül toplantısının sermayenin daha fazla kâr sağlama çabasının ürünü olduğunu söyleyen sendikacılar, TÜMTİS'e yönelik gözaltıların soru işaretleri yaratması gerektiğine dikkat çektiler. Hava-İş İzmir Şube Başkanı Hasan Coşgun, toplantıyı değerlendirerek, "Siyasi iktidar ve sermaye ne zaman sendikaları toplantıya davet ediyor? Kriz dönemlerinde. Bayram Meral bir yandan, 'Krizin sorumlusu biz değiliz', diğer taraftan da 'aynı gemideyiz' diyor. Şimdi 'gemi'ye bir bakalım: Şubat krizinde bir taraf alabildiğince rant sağladı ve parasına para kattı. Diğer tarafta milyonlarca insan işsiz kaldı veya verilen çok düşük ücretlerle açlığa mahkum edildi. Bu insanların nasıl aynı gemide seyahat edecekler?" dedi. Dünya Bankası ve IMF patentli siyasi iktidar üzerinde baskı unsuru oluşturacak bir sendikacılık yapılmadığını vurgulayan Coşgun şöyle devam etti: "Biz seyirci olduğumuz sürece Türk-İş'teki kardeş sendikamız TÜMTİS'in Genel Başkanı ve işçilerin karşı karşıya kaldıkları baskı ve zorlukları yaşacağız. Bu saldırı kesinlikle emekçiye. Emekçi de artık bu saatten sonra safını netleştirmek zorunda. Yoksa daha çok sıkıntı çekeriz." Belediye-İş İzmir 6 No'lu Şube Başkanı Beyler Yurdakul ise, "Belediye-İş'in yaptığı Başkanlar Kurulu toplantısında Türk-İş'in ve diğer işçi sendikalarının patron sendikasıyla yaptığı toplantıyı şiddetle kınadık ve katılmadık" derken, bu toplantının çalışanlar adına yapıldığına inanmadıklarını ifade etti. Türk-İş'in bu anlamda alacağı kararların kendilerini bağlamayacağına vurgu yapan Yurdakul, TÜMTİS'e yönelik saldırıyla ilgili de şunları söyledi: "TÜMTİS Genel Başkanı örgütlenme dolasıyla günlerce gözaltına alınıyorsa kafalarda soru işaretleri oluşmalı. Bankaları hortumlayanlar ortalıkta cirit atarken, demokratik ve meşrû haklarını kullanarak sendikalı örgütlenme mücadelesi veren bir Genel Başkan ve çalışanlar gözaltına alınıyorsa, bu da devletin ayıbıdır. Ne yapmış Sabri Topçu? Çalışanların daha iyi yaşaması için örgütlenme çalışması yapmış. Herhalde örgütlenme deyince devletin aklına çok değişik şeyler geliyor."

'5 Eylül geçiş süreci'Türk-İş 3. Bölge Başkanı Mustafa Kundakçı ise 5 Eylül toplantısının 'yaşanması gereken bir geçiş süreci' olduğunu savunarak, "Kriz sebebiyle mağdur olmuş işçi sınıfının kaybettiklerini geri getirmek için uzlaşma yapılması gerekirse bu uzlaşma yolu aranmalıdır. Çünkü bir geçiş sürecindeyiz. Bu süreci en az zararla tamamlamalıyız. İşçi örgütleri ve işveren örgütleri birlikte karar vereceklerse ve eğer işçinin menfaati varsa böyle bir anlaşma yapılabilir" dedi. 5 Eylül toplantısına katılmanın Emek Platformu'nu unutmak anlamına gelmediğini öne süren Kundakçı, Topçu'nun gözaltına alınması da kınadı.

Birlikte mücadele isteği5 Eylül toplantılarının sermayenin küreselleşme ve globalleşme adı altındaki dayatmalarının bir devamı olduğunun altını çizen Tes-İş İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Mazhar Karabulut, "Örgütlenme sırasında şu anda gelinen noktada büyük sıkıntılar var. İşte son somut örneklerden biri: TÜMTİS sendikamızın Genel Başkanı'nın örgütlenme hakkını kullandığı için gözaltına alınması. Biz bunları görmek istemiyoruz. Artık özgürce örgütlenmek ve bu hakkı sonuna kadar kullanmak istiyoruz" diyerek gözaltılara tepki gösterdi. Karabulut, Emek Platformu'nun hazırladığı Emek Programı'nın hayata geçirilmesini isteyerek, "Programı ortaya koyanlar program etrafında kenetlenmeli. 5 Eylül toplantısında gördük, ülkenin krizden kurtulması için yine emekçilerden fedakârlık isteniyor. Emekçinin yatı katı yok nesinden fedakârlık edecek?" dedi.

'Baskı uyguluyorlar'Birleşik Metal-İş İzmir Şube Başkanı Özkan Atar 5 Eylül ve benzer toplantılarda sermayenin emekçilerden sürekli fedakârlık istediğini bunun bilindiğini söyleyerek bu tür görüşmelere katılmamak gerektiğini söyledi. Atar, "Ama toplantılara katılarak da kendi sınıfsal taleplerimiz doğrultusunda mücedele edilebilir" diye konuştu. Ekim ayı başında DİSK olarak Ege bölgesinde krizle ilgili yoğun çalışmalara başlayacaklarını söyleyen Atar, bu etkinliklerin ardından Ankara yürüyüşü planladıklarını belirtti. Atar, TÜMTİS'e yönelik baskılar için de, "Hükümetler, mücadele veren kesimleri baskı altında tutmak ve mücadeleyi bertaraf etmek için herşeyi yapıyor. Mücadele en keskin bir şekilde devam edecektir" dedi.

'Suskun kalınmamalı'DİSK Genel-İş Ege Bölge Başkanı Kani Beko da şu değerlendirmeyi yaptı, "Krizin sorumlusu işçiler ve sendikalar değildir. Böyle bir ortamda işçilerin, sendikaların ve konfederasyonların suskun kalması da doğru değildir. Tarihin en büyük sermaye saldırısıyla karşı karşıyayız. Mesela TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu bir işçi önderi. Sınıf sendikacılığı yapma arzusu içinde olan bir insan. Devletin Sabri Topçu'ya karşı yapmış olduğu operasyon, Topçu'ya karşı yapılmış bir operasyon değildir, işçilere ve emek dünyasına karşı yapılmıştır."Genel-İş Ege Bölge Sekreteri Ali Rıza Tekin ise5 Eylül toplantısına katılmasının "talihsizlik" olduğunu söyleyerek, Emek Platformu'nun varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Tekin, TÜMTİS'lilere yönelik gözaltıları da kınadıklarını ifade etti.

'Saldırı sendikal harekete'Türkiye'de işçi sendikalarının kendi dinamiklerini harekete geçirmesi yönünde çalışma yapması gerektiğini ifade eden Genel-İş 4 No'lu Şube Başkanı Harun Bayrak, 5 Eylül toplantısını eleştirirken, TÜMTİS'e yönelik saldırı için şunları söyledi, "Türkiye'de demokratikleşme ve ortak pazara uyum yasaları çıkarılacak diye televizyonlarda iktidarın bağırdığı günlerde patronların ihbarı sonucunda TÜMTİS Genel Başkan Sabri Topçu ve üyelerin gözaltına alınmasını kınıyoruz. Bu, Türkiye sendikal hareketine, örgütlenme anlayışına ve özgürlüğe karşı yapılan bir harekettir. Bu tür saldırılar beyhudedir. Çünkü işçi sınıfı kendi davasına sahip çıkacaktır."

Dayanışma önemliÇözümün işçi sınıfında olduğunun altını çizen Genel-İş 5 No'lu Şube Sekreteri Ali Zamangör de "Toplusözleşmelerde, çalışma hayatında, hak arayışlarında tek yanlı olarak kaybetmişiz. Ve kaybetmeye de devam ediyoruz. Artık işverenlerle neyin ortak çalışmasını yapacağız? Emek cephesi olarak bir araya gelerek, çalışmalar yapmalıyız. Sorun işçilerin kendi arasındaki dayanışma ile çözülebilir. Emek Platformu'nun hızla hayata geçirilmesi için çalışmalarımızı başlatacağız" dedi. Zamangör ayrıca TÜMTİS'e yönelik saldırının ileride yaşanacak sorunları gösterdiğini belirterek, sınıf dayanışmasının önemli olduğunu belirtti.
www.evrensel.net