Adalet Bakanlığı savcılığa soyundu!

Adalet Bakanlığı savcılığa soyundu!

Gazeteci örgütleri bakanın gazetecilerin terörist faaliyetten içeride olduğu yönündeki açıklamalarına tepki göstererek basın özgürlüğü istedi.Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Sözcüsü Ahmet Abakay yaptığı açıklamada Bakanlığın kimi hukuk dışı suçlamaları i&c

Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Sözcüsü Ahmet Abakay yaptığı açıklamada Bakanlığın kimi hukuk dışı suçlamaları içeren iddianameleri, kendine gerekçe yaptığını vurgulayarak “Adalet Bakanlığı, yargılanan gazetecileri terörist kategorisine sokarak kendisi adeta yeni bir iddianame hazırlamış olmaktadır” dedi.

‘ADİL YARGILAMAYI SAĞLAYIN’

Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Dönem Sözcüsü ve ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay, AKP ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e, “Düşünce, basın, ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları ortadan kaldırmaya, adil yargılamayı sağlamaya, demokratikleşme üzerinde düşünmeye davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

Yazılı bir açıklama yapan Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Dönem Sözcüsü ve ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay, “Adalet Bakanlığı cezaevlerindeki gazetecilerin, gazetecilikle ilgili olmayan suçlarla, büyük bölümünün de terörle ilgili oldukları için yargılandıklarını açıklayarak kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadır” dedi.

‘ADALET BAKANLIĞI YENİ BİR İDDİANAME HAZIRLAMIŞ OLDU’

Kimin gazeteci olup olmadığının bir bakanlığın masa başında yaptığı subjektif yorumlamalarla belirlenemeyecek kadar ciddi ve evrensel ilkelere, kurallara dayanan, toplumsal sorumluluk içeren bir meslek alanı olduğuna dikkat çeken Abakay, şöyle dedi:
“Kanıtlanmamış ve kimi hukuk dışı suçlamaları içeren iddianameleri, politik suçlama ve yargılamaları kendine gerekçe yapan Adalet Bakanlığı, yargılanan gazetecileri terörist kategorisine sokarak kendisi adeta yeni bir iddianame hazırlamış olmaktadır. Adalet Bakanlığı böylesine inandırıcı olmayan değerlendirmelerle, basın kartı vardı, yoktu gibi ciddi olmayacak gerekçelerle, Türkiye’yi muhalif gazetecileri cezaevlerine dolduran bir ülke imajı ve algısından kurtaramaz.”
Türkiye’nin ihtiyacının demokratikleşmeyi yaşama geçirmek olduğunu vurgulayan Abakay, şöyle dedi:
“Başta Terörle Mücadele Kanunu olmak üzere demokratik olmayan ilgili yasaları değiştirmek, iyileştirmek yerine bu tür zorlama açıklamalarla ancak olağanüstü hal dönemlerine geri dönülmüş olur. Türkiye’nin ihtiyacı demokratikleşmeyi yaşama geçirmektir, adil yargılamayı yaşama geçirmektir.Hükümetin de Adalet Bakanlığının da önündeki görev ve sorumluluk budur.

Türkiye cezaevlerinde bugün 65 gazeteci vardır ve bu gerçek demagojilerle, yanlış, kaçamak, zorlama yorumlamalarla geçiştirilemez.

AKP iktidarını ve Adalet Bakanlığını, düşünce, basın, ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları ortadan kaldırmaya, adil yargılamayı sağlamaya, demokratikleşme üzerinde düşünmeye davet ediyoruz.”

GAZETECİLİK TERÖR FAALİYETİ DEĞİLDİR

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Adalet Bakanlığının gazetecilerin terörist faaliyet nedeniyle cezaevinde oldukları açıklamasına yanıt verdi. Türkiye’nin dünyada basın özgürlüğü ihlalleri açısından notu en kötü olan ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken TGC “Gazetecilik terörist bir faaliyet değildir” dedi.

Adalet Bakanlığının gazetecilerin gazetecilik faaliyeti nedeniyle değil, terörist bir faaliyet nedeniyle hapiste olduklarını ileri süren açıklamasının hayretle karşılandığı belirtilen açıklamada, “Tutuklu ve gözaltında olan gazetecilere yöneltilen soruların yaptıkları haberler, yazdıkları kitaplar, gazetelerin yayınları, haber kaynakları ve telefon defterleriyle ilgili olması da bu görüşü çürütüyor” denildi.

Ortaya konulan anlayışın ülkedeki basın özgürlüğü konusunda yaşanan sorunları görmezden gelen bu anlayış olduğuna dikkat çekilen açıklamada  basın özgürlüğü konusunda yaşanan sorunlar şöyle hatırlatıldı; “Türkiye gazetecileri yaptıkları haberler, yazdıkları yazılar nedeniyle on binden fazla basın davası ile karşı karşıyalar. Medya patronları, gazetelerindeki muhalif sesleri susturmaları için ağır baskı altında bırakılıyorlar. 70 gazeteci tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevlerinde. İktidarın çizgisine ters düşen görüşleri savunanlar, terör örgütleri ile ilişkilendirilerek terörist suçlamasıyla uzun tutukluluk cezalarına çarptırılıyorlar. Hapis cezası istemi ile yargılananların sayısı ise 100’ün üzerinde. Gazeteciler tartaklanıyor, bilgi edinme hakkı engelleniyor, ölümle tehdit ediliyor. Çok sayıda yayın organının toplatılması ve kapatılması, karikatür ve mizah dergilerinin poşete sokulması, İnternet sitelerine erişimin engellenmesi, radyo ve TV kuruluşları hakkında çeşitli yaptırımlar uygulanması, gazetecilerin iş güvencesinden yoksun olması, editoryal bağımsızlık üzerinde yaratılan korku ortamı da değiştirilmesi gereken ülke gerçekleri arasında yer alıyor”
İktidarın gazeteciliği terörist bir faaliyet olarak görme anlayışından vazgeçmesinin, cezaya dönüşen tutukluluk sürelerini dikkate alarak gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını sağlayacak düzenlemeleri yapmasının beklendiği dile getirilen açıklamada “Gazetecileri orantısız para ve hapis cezaları ile karşı karşıya getiren kanun maddeleri yasalarımızdan ayıklanmalı, bu bağlamda Ceza Yasası, Basın Yasası, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu mutlaka gözden geçirilmeli, adil yargılama hakkının sağlanması için özel yetkili mahkemeler kaldırılmalıdır.” denildi.

ADALET BAKANLIĞININ AÇIKLAMASI GERÇEKLERİ YANSITMIYOR

Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, Adalet Bakanlığının Türkiye’de cezaevlerinde bulunan 63 gazetecinin sadece 4’ünün fikir suçu işlemiş olduğunu belirten açıklamasının gerçeklerle bağdaşmadığını ifade etti.

Birgit yaptığı açıklamada, “Ülkemizdeki ifade özgürlüğünün maruz kaldığı ‘Gazetecileri tutuklayarak cezalandır’ anlayışına yönelik eleştirilerin artması karşısında savunma yapmak zorunda kalan Adalet Bakanlığı; özellikle Ahmet Şık, Nedim Şener, Mustafa Balbay ve daha başka meslektaşlarımızın terör örgütüne üye oldukları iddiası ile ama gerçekte ifade özgürlüğünü kullandıkları için aylardır, ucu açık bir tutukluluk dönemi geçirmekte oldukları gerçeğini gizleyemez” dedi.

Günümüzde gazetecileri fikir suçu işledikleri iddiasıyla, özgürlüklerinden mahrum ederek cezalandırmaya inatla devam eden ender ülkelerden birisi olmanın ayıbını taşımanın, AB standartlarında bir demokrasiyi yerleştirme iddiasındaki Türkiye’yi ne kadar büyük bir sıkıntı içine soktuğunu Adalet Bakanlığının da artık anlaması gerektiğini belirtti. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net