'Sonuna kadar gideceğiz'

Kenan Bilgin, bundan tam 7 yıl önce, 12 Eylül 1994'te gözaltına alınmıştı. Bu tarihten sonra, kendisinden haber alınamadı. Onu emniyet müdürlüğünde gören tanıkların ifadelerine rağmen, gözaltına alındığı kabul edilmedi.

'Sonuna kadar gideceğiz'Serpil KurtayKenan Bilgin, 12 Eylül 1994'te gözaltına alındı. Aradan tam 7 yıl geçti. Açılan soruşturma "Emniyette kaydı yok" denilerek kapatıldı. Halbuki Kenan Bilgin'i gözaltında gören tanıklar vardı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nde yapılan duruşmada, gerçekler bir kez daha ortaya çıktı. Bizzat devletin AİHM'ye tanık olarak gösterdiği Savcı Selahattin Kemaloğlu, Kenan Bilgin'in gözaltında kaybedildiğini itiraf etti. İfade veren bir diğer savcı Özden Tönük'ün ise, emniyete hiç gitmeden ve sadece tanıkların anlatımlarını çürütmek için yalan rapor yayınladığı belirlendi. Kenan Bilgin'in kardeşi İrfan Bilgin, 7 yıl önce yaşananları ve soruşturma sürecini gazetemize anlattı. İrfan Bilgin, yeni ifadelerin ve delillerin dikkate alınmasını istiyor ve "Sonuna kadar mücadele edeceğiz" diyor. Kenan Bilgin'in gözaltına alındığını nasıl öğrenmiştiniz?Ankara'dan akrabalarımız aradı, Kenan'ın gözaltına alındığını, ancak emniyetin kabul etmediğini söylediler. Ben İstanbul'da oturuyorum. Hemen Ankara'ya giderek aramaya başladık. Kimliğini açıklamayan bir kişi İnsan Hakları Derneği'ne telefon ederek, Dikmen Lisesi'nin önünden bir kişinin gözaltına alındığını söylemiş ve kişiyi tarif etmiş. Tarif Kenan Bilgin'e uyuyordu. Kenan'la birlikte başka kişilerin de gözaltına alındığını öğrendik. Bu insanların bir kısmı serbest bırakılmıştı, bir kısmı da cezaevindeydi. Onlarla konuştuk ve onlar Kenan Bilgin'i gözaltında gördüklerini söylediler.

Kenan Bilgin'le en son ne zaman görüştünüz?Kenan'la en son gözaltına alınmadan 2 ay önce bizim evde görüştük. Kaybedilmeden bir sene önce, yani 1993'te Antep'te gözaltına alınıp Malatya'ya götürülmüştü ve işkence görmüştü. Kenan'ı serbest bırakırlarken, "Bu kez kurtuldun, gene sağ çıktın. Ama bir daha seni alırsak kesinlikle sağ çıkmayacaksın" demişler. İstanbul'a geldiğinde bana bu olayı anlatmıştı. Gözaltına alındığını ve kendisinden haber alınamadığını öğrenince, bende gözaltında kaybedileceği kanısı oluşmuştu. Gözaltına alındıktan sonra ne tür girişimlerde bulundunuz?Emniyete, savcılığa, İçişleri Bakanlığı'na, Adalet Bakanlığı'na, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı'na, Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne, kısaca başvurmamız gereken tüm kurumlara başvurduk, dilekçeler yazdık. "Kendisinden şu kadar zamandır haber alınamıyor. Bu ülkede daha önce de gözaltında kayıplar oldu. Kaybedileceğine dair şüphelerimiz var" dedik. Ama tüm kurumlar "Kenan Bilgin isminde bir kişi gözaltına alınmadı. Kayıtlarımızda yok" dediler. Tek ağızdan söylenmiş gibiydi. Bu tür olayların olduğunu biliyorduk. Daha önce de insanlar gözaltında kaybedilmişti. Biz de kesinlikle gözaltında kaybedildiğini düşündük. Tüm girişimlerimiz cevapsız kaldı.Galiba size, Kenan Bilgin'le ilgili telefonlar da gelmişti? Evet, Kenan'ın kaybolduğu süreçte 2-3 kez belli aralıklarla bana telefon geldi. Telefondaki kişi "Kenan'ın Gölbaşı'nda hastane gibi bir yerde tutulduğunu, ağır işkence gördüğünü, durumunun hiç iyi olmadığını ve sürekli serum verildiğini" söyledi. Biz bu bilgileri de gerekli yerlere aktardık. Bu seferki yanıt da "Böyle bir yer yok. Böyle bir şeyin olması mümkün değil" şeklindeydi. Bizzat dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Azimet Köylüoğlu, "Ben bu insanı bulacağım" dedi. Ama bir gün sonra bilgi almak için tekrar gittiğimde, "Benim yapabileceğim birşey yok. Bu ülkede insanlara işkence yapılır, öldürülür. Bu da onlardan biri olmuştur" dedi. Bu zaten ülkenin gerçeği. Ama yetkili ağızdan bu durumun itiraf edilmesi bizim için farklı bir anlam taşıyordu. Sürekli bu durumu yaşadık. Girişimlerimizden sonuç alamayınca avukatlarımızla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurduk. "Tanıklarla ben de görüştüm" dediniz. Tanıklar size neler anlattı? Onların anlattıklarında dikkatinizi çeken neler vardı?Kenan'la birlikte operasyonda 10 kişi daha gözaltına alınmıştı. Arkadaşları "Kenan Bilgin'i biz Emniyet Müdürlüğü'nde gördük" dediler. Hatta bir tanık şunları anlattı: "Mazgallardan giriş çıkışları, koridorda olanları takip edebiliyorduk. Kenan'ı yoğun olarak işkenceye alıyorlardı. Ve bitkin bir şekilde hücreye atıyorlardı. Gözaltında olduğum 16. gün Kenan'ın odasından seslerin gelmediğini fark ettim. Beyaz önlüklü, elinde çanta olan bir kişi hücreye girip çıktı. O kişinin doktor olduğunu tahmin ettim ve öldürüldüğünü hissettim." Bir de Kenan'la aynı tarihlerde başka bir dava operasyonundan gözaltına alınan ve emniyette tutulan Avukat Murat Demir, mazgaldan bir kişiyle konuştuğunu, bu kişinin "Ben Kenan Bilgin, 22 gündür buradayım. Sizi bırakırlarsa aileme, avukatlara, İHD'ye haber verir misin?" dediğini anlattı. Bir de Cavit Nacitarhan vardı. O, Kenan'la aynı gün gözaltına alınmıştı. Cavit Nacitarhan'ı da ilk önce kabul etmediler. Gözaltına aldıklarını inkâr ediyorlardı. Ailesindeki milletvekili ve bürokratların zorlamalarıyla kabul edildi. O da yok edilmek için gözaltına alınmıştı. Ve çıktığında Cavit Nacitarhan da Kenan'ı gördüğünü söylüyordu.O dönem tanık ifadeleri ile ilgili hazırlanan resmi raporlarda, "Tanık ifadelerinin ikna edici olmadığı, polisin ve devletin küçük düşürülmeye çalışıldığı" söylenmiş? Böyle bir maksadımız niye olsun? Zaten biz değil, bir sürü tanık bunları söylüyor. Bugüne kadar binlerce insan gözaltında kaybedildi. Bize "Kenan Bilgin PKK'ya katılmış da olabilir" dediler. Biz onun ne yaptığını ve dağa çıkmadığını biliyoruz. AİHM'de hükümetin tanık olarak gösterdiği savcı da itiraf etti. Kenan'ın kaybedildiğini, ortadan kaldırıldığını söylüyor. Türkiye Cumhuriyeti savcısı bunu söylüyor. Artık bu olayın gizlenecek bir yanı da kalmadı. Sizce soruşturma sürecinde gerekli incelemeler ve girişimler yapıldı mı? Soruşturma sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?Biraz önce de söylediğim gibi bize verilen cevap tekti: "Biz almadık, tanımıyoruz, kayıtlarda yok" dediler. Bu açıklamadaki amaç soruşturmanın önünü kapatmaktı. Araştırmak gibi bir niyetleri yoktu. Hepsi biliyordu Kenan'ın gözaltına alındığını. Yine biraz önce söylediğim gibi, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı itiraf etmişti bize. Kenan'ın kaybedilmesi organize bir şey, münferit bir olay değil. Gözaltında kayıplar devletin bir politikası. Kendi kaybetmiş, niye araştırsın! Belki olayın aydınlatılmasını isteyenler olmuştur, ama onları da engellemişlerdir.
www.evrensel.net