Seattle Katar'da tamamlanacak

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), 9-14 Kasım tarihlerinde Katar'ın başkenti Doha'da 4. Bakanlar Konferansı'nı gerçekleştirecek.

Seattle Katar'da tamamlanacakZiya ÖzışıkDünya Ticaret Örgütü (DTÖ), 9-14 Kasım tarihlerinde Katar'ın başkenti Doha'da 4. Bakanlar Konferansı'nı gerçekleştirecek. Türkiye MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu'nun ön değerlendirmesi, konferansın gayri resmi genel konsey toplantı notları üzerinden hedefin, ABD/Seattle'da yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan 3. Bakanlar Konferansı'nın eksiklerinin tamamlanması olduğunu ortaya koyuyor. ABD, AB ve Japonya temsilcilerinin 25 Haziran tarihinde yaptığı DTÖ Gayri Resmi Genel Konsey toplantısında ortaklaştıkları konulardan öne çıkanlar ise tarımın tam olarak liberizasyonu, hizmet sektörünün liberizasyonu ve uluslararası tahkimin tam olarak devreye sokulması gibi sermaye politikalarının karara bağlanması. Toplantının en önemli gündemlerinden birini oluşturan uluslararası tahkimin yaygınlaştırılması oluşturuyor. Bu konunun gündem maddesi yapılmasının gerekçesi; "Şirketlerden devletlere işletilecek uluslararası tahkim mekanizmasının DTÖ üyesi tüm ülkelerce kabul edilmesini sağlamak" olarak açıklanıyor.

Kamu alımlarıBakanlar Konferansı'nın bir diğer gündem maddesi ise tarım-dışı ürünlerin dünya piyasalarına girişinin kolaylaştırılmasını sağlamak. Bu madde ile sanayi ürünlerinin gümrük vergilerinin sıfırlanması ve gümrüklerdeki denetimlerin iyice azaltılması amaçlanıyor. Doha'nın gündeminde 1980'lere kadar her çeşit mal, ekipman, silah ve hizmet satın alımları ile ulusal ekonomilerdeki talebin hemen hemen yarısını yaratmış, yaptıkları satın almaları genellikle ve öncelikle KİT'ler ve iç piyasadan temin eden devlet kavramı da yeniden gözden geçirilecek. Bu zirvede ulus devletlerin yönetim, denetim ve inisiyatifinde olan kamu alımlarındaki yetkileri, uluslararası sermaye devredilecek ya da en iyimser görüş ile paylaşılacak. Bu anlaşmayla birlikte kamu satın alma ihalelerine yurtdışında üretim yapan şirketler de katılabilecek ve ihaleler büyük oranda lobi gücü yüksek olan uluslararası şirketlerde kalacaktır. Bunun sonucunda kamuya mal ve hizmet satışı yapan başta KİT'ler, KOBİ'ler ve diğer yerli üreticilerin piyasadan silinmesi kaçınılmazdır. KİT, KOBİ ve diğer yerli üreticilerin yok olması, yüzbinlerce işçinin işini kaybetmesine, bağlantılı olarak hammadde, ara mamul ve hizmet üretimindeki yüzbinlerce insanın işsiz kalmasına yol açacak.

Gündem yoğunDoha'daki bir diğer gündem ise rekabet başlığı altında toplanıyor. Rekabetin gündem maddesi yapılmasının nedeni; dünya ölçeğinde halen ağırlıkla kamunun elinde bulunan eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi tüm kamusal alanların hızla özelleştirilmesi isteğidir. Doha'da karar altına alınacak bir başka 'yenilik' ise elektronik ticaret alanında olacak. Elekronik ve iletişimdeki gelişmeler sonucunda ortaya çıkan elektronik ticareti üzerinden yapılan mal ve hizmet teslimlerinden alınan gümrük vergilerin azaltılması ya da kaldırılması istenmektedir. Şirketler ürettikleri ya da ürettirdikleri mal ve hizmetleri internet üzerinden ve doğrudan son tüketiciye ulaştırarak ara kademelerde bulunan disbirütör, temsilci, pazarlamacı, anabayi, bayi gibi 6-7 kademeyi ortadan kaldırarak ve reklam giderlerini azaltarak kârlarını daha da artırmayı hedeflemektedir. Bu konuda ilk adımlar atılmaya başlanmış ve Alman Krups firması 2000 yılı sonunda açıkladığı yeni şirket politikası ile ürünlerinin son tüketiciye ulaştırılması sürecinde var olan 8 ara kademeyi ortadan kaldıracağını ve satışlarında yoğun olarak interneti kullandığını açıkladı.

Diğer gündemlerMAI Karşıtı Çalışma Grubu'nun ön değerlendirme raporuna göre Doha'da düzenlenecek diğer konular ana başlıkları ile şöyle: Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması: Fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması, standartlar oluşturulması, taklit mal ticaretinin önlenmesi ve yaratıcılığın korunması imajı verilen bu gündem maddesi bütünüyle bir illüzyondur. Çünkü yapılan her yeni buluşun altyapısını insanlığın ortak bilgi birikimi oluşturmaktadır. Bu yüzden her yeni buluş insanlığın ortak kullanımında olmak zorundadır. Bu gündem maddesi ile yapılmak istenen insanlığın ortak değerlerinin tekellerin kârlarını artırmak için kullanmasının garanti altına alınmasıdır. Örneğin dünyanın en büyük tohum tekellerinden biri olan CARGİLL (Dünya Tohum Ticareti'nin %25'ini elinde bulunduruyor) buğdayın genetik yapısında değişiklik yaparak elde ettiği (tek kullanımlık ve ürününün tohum olma özelliği olmayan ya da halk arasında intihar eden tohum) yeni buğday tohumlarının patentlerini almakta ve bunu diğer tarımsal ürünler için de uygulamaktadır. Diğer tohum ve tarımsal ürün tekelleri de (MONSANTO, NOVARTİS, AGRA gibi) aynı uygulamaları yapmaktadır. Bu anlaşma ve DTÖ'nün diğer gündem maddeleri ile tekrar tekrar ve çeşitli biçimlerde garanti altına alınmış böyle bir anlaşmanın sonucunda, insanlık tohum tekellerinden ya tohum ya da ürünün kendisini almak zorunda kalacaktır. Patenti olmayan tohumlarla yapılacak üretimin pazara girişi yasaklanacaktır.Anti-Damping Önlemleri Prosedürü: GATT 94'ün VI. Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşma kapsamında yer alan Anti-Damping Önlemleri Prosedürü'ne göre bir malın ihraç fiyatının iç piyasa satış fiyatından % 5'ten fazla düşük olması ya da ihraç fiyatının üretim maliyetinden düşük olması durumunda uygulanan bir prosedürdür. Yapılmak istenen, kriz dönemlerinde fiyat kırarak dünya pazarında pay sahibi olmaya, ya da mevcut pazar payını sabit tutmaya çalışan sermaye gruplarına karşı bir önlem almaktır. Pazarın gerçek sahiplerinin olası kayıplara tahammül göstermeyeceği anlaşılmaktadır. Ancak bu anlaşma sonucunda, krizlerle en sık karşı karşıya kalan istikrarsız ekonomilerdeki işgücünün çok daha ağır yaşam ve çalışma koşullarına mahkûm edileceği bilinmektedir.Ticaret ve Çevre: Gündem için önerilen maddelerden biri olan bu madde ile gelişmemiş dünyanın üretim aşamasında çevreyi korumadığı ve bu tip üretimden gelen ürünlerin pazara girişinin engellenmesi ve ticarete konu yapılmaması hedefleniyormuş gibi bir görüntü verilmesi amaçlanmaktadır. Daha önceki gelişmelere bakılacak olursa, gelişmiş ve az gelişmiş ekonomiler birbirlerine düşürülerek, halklara "az gelişmiş ülkelere çevre konusunda göz yumulması gerek, aksi takdirde gelişmeleri sekteye uğrayacaktır" konsepti kabul ettirilecek, arkadan da ekonomiler arasında ayrımcılık yapılamayacağından hareketle aynı standartların gelişmiş ekonomiler için de geçerli olması talep edilecektir. Hükümet Çalışmalarında Şeffaflığın Sağlanması: Bu konunun gündem için önerilmesinin altında DTÖ'nün dünya hükümeti olma ve kendini var eden yapılardan süreç içerisinde kurtulma isteğinin açık ifadesidir. DTÖ zaman zaman yaptığı açıklamalarda kendisinin çok demokratik bir örgüt olduğunu, üye ülkelerdeki demokrasi sorununun o ülke halklarının sorunu olduğunu vurguluyor ve toplumlara alttan alta kendisinin dünyayı daha iyi yönetebileceğinin mesajını veriyor. DTÖ'ye egemen olanların, ülkelerde yıllardır bilinçli olarak yarattıkları ve teşvik ettikleri kirliliği bugün toplumların önüne seçilmişlerin ve bürokrasinin kirliliği olarak sunmalarının temel nedeni, bunu yaratanlar olarak artık bu kesimlere pay vermemek ve işin başına kendilerinin geçme isteğinden kaynaklanmaktadır.
www.evrensel.net