09 Eylül 2001 21:00

'İyileştirip cezaevine göndereceğiz'

F tipi cezaevlerindeki tecrite karşı sürdürülen ölüm oruçlarında üç maymunu oynamaya devam eden Adalet Bakanlığı, sağlık koşulları nedeniyle cezaları ertelenen tutukluların tedavi sorumluluğunu da üstlenmiyor.

Paylaş
'İyileştirip cezaevine göndereceğiz'Tuna ArıgüçF tipi cezaevlerindeki tecrit ve izolasyona karşı sürdürülen ölüm oruçlarında bir yıl geride bırakılırken, sağlık durumları nedeniyle tahliye olan tutuklular ve yakınları yaşadıkları sorunların ağırlığı altında eziliyorlar. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)'nın kısıtlı olanakları ile tedavi olan birçok tutuklu, tedavi merkezi olmayan illerde ise kaderlerine terk ediliyorlar. Devletin görmezden geldiği, çok uzun süreleri kapsayacak olan tedavi masrafları nedeniyle TİHV yardım kampanyası yürütüyor.Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMUK)'nun "Cezaevinde kalmaları kati hayati tehlike oluşturması nedeni ile cezaların 6 aylığına ertelenmesini" düzenleyen 399'uncu maddesi uyarınca cezaları ertelenen tutukluların yakınları ise "Devletin güvencesi altında cezaevindeyken çocuklarımız sakat kaldı. Şimdi de bizden çocuklarımızı iyileştirip, cezaevine geri göndermemiz bekleniyor" sözleri ile yaşanan bu kapkara bir yılın öfkesini ifade ediyorlar.Ölüm orucu sonucunda sağlık durumu nedeniyle tahliye olan tutuklu Deniz Bakır'ın kardeşi Derya Bakır yaşadıklarını gazetemize değerlendirdi. Bakır, kardeşinin tahliye olmasıyla sorunların çözülmediğini belirterek, "TİHV tedavi masraflarını karşılıyor ancak TİHV'in de belli şehirlerde tedavi merkezleri ve belli olanakları var. Bu çocukların tedavileri ise oldukça uzun süreli ve masraflı. TİHV elinden geleni yapıyor, hatta Deniz yürüyemediği için merkez taksi ücretini dahi karşıladı. Devletse hiçbir şey yapmıyor" diye konuştu. Bakır, ailelerin aylardır ölüm orucu sürecinde normal hayatlarına devam edemediğini ifade ederek, ölüm oruçlarının halen sürdüğünü ve sorunlar devam ettikçe tutuklular ile ailelerin psikolojilerinin düzelmeyeceğini belirtti.

Tahliye önce sevindirdiBakır, sakatlanan, çocuklaşan ve bilincini yitiren birçok tutuklunun tahliye olmasının ailelerde ilk önceleri bir rahatlama yarattığını anlatarak, "Ben Deniz'i alıp evime gidince rahatlayacağımı zannediyordum. Öyle olmadı, daha korkunç bir durum. Bu çocuklar eskisi gibi değil. Önceden çok iyi sohbet eden çocuk şimdi ne konuştuğunu karıştırıyor, cümleleri toparlayamıyor. Bakkala gitse korkuyorum, geceleri yürüyüşe çıksa korkuyorum. O artık 22-23 yaşındaki bir genç ama ben yolları şaşırır mı diye korkuyorum. Çok fazla üzerine gidince de rahatsız oluyor. Kafası çok karışık, çok dalgın. Söylemek istediğini bir türlü toparlayamıyor. Kendisini ifade edemiyor. Deniz, üstelik iyi durumda olanlardan, ya diğerlerinin aileleri ne durumdadır bilemiyorum. Yirmili yaşlardaki çocuklarının iki-üç yaşına döndüğünü gören ve bu çocuklara bir şeyleri hatırlatmaya çalışan ana babaların durumunu düşünemiyorum bile" dedi.Bakır, tedavisi süren tutuklardan iyileşenlerin 6 ay sonra cezaevine gideceğine, iyileşmeyenlerin de ömür boyu sakat olarak yaşayacağına dikkat çekerek, devletin ölüm orucundakileri başından atarak sorunu çözmeye çalıştığını ifade etti. Bakır, "Deniz, eğer iyileşirse 6 ay sonra tekrar cezaevine gidecek. Bugün eskisinden daha çok kızgınım. Devletin en başta bu sorunu ortadan kaldırması gerekiyor. Liselerden, üniversitelerden topladığı bu çocukları sağ aldı, sağlam aldı. Sakat halde geri veriyor. Bize de 'İyileştirin geri verin' diyor. 6 ay sonra tekrar bizden aldığı çocuklarımızı, tekrar hücrelere atacak" diye konuştu.

'O artık eskisi gibi değil' Bakır, yaşadığı kâbusun devam ettiğini ifade ederek, kardeşinin artık eskisi gibi olmadığını söyledi. Bakır, "Artık Deniz'in eskisi gibi uzun uzun konuşamadığını gördükçe kahroluyorum. Eskiden gevezeliğinden sıkıldığım çocuk, şimdi hiç konuşmuyor. Bir şeyi doğru dürüst anlatamıyor. Eskiden sevdiği hiçbir şeyi artık sevemiyor. Deniz, başka bir insan ve mutlu değil" sözleri ile yaşananları özetledi. Hakkındaki konuşmaları oturduğu yerden sessizce dinleyen Deniz Bakır ise, soruları güçlükle yanıtladı. Bakır, "Mutlu olamıyorum. Dışarıya ayak uyduramıyorum. Aklımda yalnızca cezaevi ve ölümler var. Eskiden çok konuşurdum, kalabalığı severdim. Şimdi hep yalnız kalmak istiyorum. Kalabalık beni sıkıyor" sözleri ile içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalıştı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


TBB 'Avukat Bakanlığı' peşindeJülide KalıçAvukatlık Yasası, tartışmalarıyla yeniden gündemde. Avukatlık Yasası'nın yaklaşık 90 maddesini değiştiren 4667 nolu kanun gereğince, Türk Barolar Birliği (TBB) tarafından 6 ay içinde hazırlanması gereken yönetmelikler tamamlandı. TBB tarafından hazırlanan Avukatlık Yasası Yönetmelikleri barolar arasında tartışmalara neden oldu. İstanbul Barosu Genel Sekreteri Ali Saydı, Avukatlık Yasası ile baroların inisiyatifsiz hale getirilmek istendiğine dikkat çekti. Bütün baroların temsilcilerinden oluşan komisyonlarda tartışılan yönetmeliklerin bir kez daha görüşülüp tartışılmadan TBB tarafından Adalet Bakanlığı onayına sunulması başta İstanbul Barosu olmak üzere baroların tepkisine yol açtı. İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, yönetmeliklerin muhalefet şerhleriyle birlikte yayınlanması ve avukatların tartışmalarına açılması ve değiştirilmesi gereken yerler varsa değiştirilmesi gerektiği üzerinde durmuştu. Yönetmeliklerin tamamlanmasının ardından hemen hemen bütün yönetmelik maddelerine şerh koyan İstanbul Barosu, TBB Başkanlığı'na gönderdiği yazıda, Adalet Bakanlığı'na gönderilmeden yönetmeliklerin bir kez daha tartışılması talebinde bulundu; ancak TBB bu talebi kabul etmeyerek, Staj Kredi Yönetmeliği, Adli Yardım Yönetmeliği, Avukatlık Staj Yönetmeliği, Baro Hakem Yönetmeliği, Avukatlık Sınavı Yönetmeliği, Avukat Ortaklığı Yönetmeliği ve Reklam Yasağı Yönetmeliği'ni Adalet Bakanlığı'na gönderdi.

Barolar devre dışıİstanbul Barosu Genel Sekreteri Ali Saydı, TBB tarafından hazırlanan Avukatlık Yasası Yönetmelikleri'yle baroların devre dışı bırakıldığına dikkat çekti. "Biz şu ana kadar Adalet Bakanlığı'nın vesayetinden şikâyetçi olduk. Yeni yasa bu vesayeti TBB'ye devrediyor. Yeni yasa ile avukatlar kontrol altına alınmak isteniyor" diyen Saydı, TBB'nin yönetmelikleri bir kez daha görüşme gereği bile duymadan Adalet Bakanlığı'na göndermesini eleştirdi. Baroların avukatlık ruhsatı vermesinin dahi TBB denetimine alındığına dikkat çeken Saydı, merkezileştirmeye karşı çıktıklarını vurgulayarak, TBB'nin "Avukat Bakanlığı" haline getirilmek istendiğini belirtti. Yasanın baroları inisiyatifsiz hale getirdiğini kaydeden Saydı, baroların, "genel müdürlüğe bağlı bölge müdürlükleri" şeklinde kavrandığını dile getirdi. TBB'nin bu anlayışa karşı çıkmamasını eleştiren Saydı, konu ile ilgili önümüzdeki günlerde, Başkanlar Kurulu Toplantısı çağrısında bulunabileceklerini, hatta Barolar Birliği Genel Kurulu'nun dahi toplanabileceğini söyledi. Saydı, yönetmeliklerin Adalet Bakanlığı tarafından kabul edilmesinin de şaşırtıcı olmayacağını belirtti.Adalet Bakanlığı'nın yönetmeliklere itiraz etmesi durumunda yönetmelik taslakları yeniden TBB'ye yollanacak. TBB itirazları gözden geçirdikten sonra üçte ikilik çoğunluk sağlarsa hazırlanan taslak aynen kabul edilecek.
ÖNCEKİ HABER

HADEP'lilere saldırı

SONRAKİ HABER

Figen Yüksekdağ'a verilen hapis cezası onandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa