Fotoğraf: Evrensel

Köklü değişim şart

İktisatçı Mustafa Sönmez, Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizin kökeninin neoliberal politikalara dayandığını belirterek, "Yaşanan dolarizasyonun altında da bu neden yatıyor.

Köklü değişim şartŞengül Karadağ - Bahadır ÖzgürTürkiye'nin yoğun bir dolarizasyon sürecine girdiğini belirten İktisatçı Mustafa Sönmez, bunun temellerinin 1980'lerden sonra yoğunlaşan neoliberal politikalar olduğunu belirtiyor. Dolarizasyonu engellemenin tek yolunun da bu politikaların kökten değişmesi olduğunu vurgulayan Sönmez, bazı odalar ve meslek kuruluşları tarafından başlatılan "TL'ye itibar kampanyası"nın ise makyajdan öteye geçmeyeceğini, sorunun nedeniyle uzaktan yakından alakası bulunmadığını söylüyor.Kur rejimindeki değişimin makroekonomik politikalarla doğrudan bağlantısı bulunduğunu ifade eden İktisatçı Mustafa Sönmez, Türkiye'nin dolarizasyon sürecine 1980 sonrasında girdiğini, özellikle de 1989 yılındaki 32 sayılı karar ile kur rejiminde köklü bir değişim yaşandığını hatırlatıyor. Bu kararla kısa vadeli yabancı sermaye akımlarının her türlü denetimden kurtarılmasının sorunun özünü teşkil ettiğini ifade eden Sönmez, "Her türlü yabancı sermaye giriş-çıkışı serbest bırakıldı. Denetim kaldırıldı. Herkes istediği parayı transfer eder oldu. Örneğin; yabancı yatırımlarda kazanılan paranın hepsi transfer edilemiyordu. Bu yabancılar için büyük bir sorundu. Yeni dönemde kâr transferinin önündeki engeller kaldırıldı" diyor.

Dolar yatırım aracıBu süreçle birlikte dolar, mark gibi 'güçlü paraların' artık bir tür yatırım aracı olmaya başladığına dikkati çeken Sönmez, nasıl bir banka mevduatı, arsa, hisse senedi yatırım aracı ise dövizin de yatırım aracı olduğunu, bunda kronik enflasyonun da etkisinin bulunduğunu ifade ediyor. Böylece hem kâr elde etmek isteyenin hem de birikimini korumak isteyenin dolara yöneldiğini, doların günlük yaşamdaki ağırlığının arttığını sözlerine ekliyor.Dolarizasyona karşı başlatılan "TL'ye itibar kampanyası"nı da eleştiren Sönmez, bunun gerçekçi bir yaklaşım olmadığını vurguluyor. "Esas sorun güven meselesi. Bu sadece ekonomiye güven değil, siyasete de güven meselesi. Krizden sonra iktidarın değişmesi gerekiyordu. Ama bu olmadı" diyen Sönmez, halkın dolara yönelmesinin bu güvensizliğin bir göstergesi olduğunu kaydetti.TL'ye dönüşün mevcut durumda sadece faizleri yüksek tutarak sağlanabileceğini bunun da zaten sorunları artırdığını belirten Sönmez, faizle döviz kuru arasında kalındığını, bir kısırdöngünün söz konusu olduğunu ifade ediyor. Sönmez, finans kuruluşlarının da bu fırsattan yararlanarak her türlü spekülasyonu yaptıklarını, özellikle açık pozisyon sorunu olmayan yabancı bankaların bu ortamı kârlı bir yatırıma çevirdiğini anlatıyor.

Makyaj kampanyaSon açıklanan büyüme oranlarının ekonomide makro politika olarak da herhangi bir istikrarın söz konusu olmadığını gösterdiğini söyleyen Sönmez, kampanyayı şöyle değerlendiriyor: "Küçülme oranı yıllık en iyi ihtimal yüzde 9 olacak. Gelecek yıl için de umut yok. Borçlar gelecek yıl da sorun yaratacak. Karamsar bir tablo var ortada. Böyle bir ortamda istediğiniz kadar TL'ye itibar kampanyası düzenleyin. Bunu yapanların dahi inandığını düşünmüyorum. Sabancı'nın Akbank'ı döviz mevduatı almıyor mu, döviz alışverişi yapmıyor mu? İthalat yapılmıyor mu? Gerçeklikle ilgisi yok. Mevduatın önemli bir kısmı dövizde tutuluyor. Gayrimenkul alışverişleri, otomotiv alışverişi dolar üzerinden yapılıyor. Makyaj bir kampanya. TL itibar kazanacaksa faizleri yükselteceksiniz. Bu da zaten sorunları artırıyor."

Kulvar değişmeliSorunun bütün makroekonomik politikanın değişmesi ile çözülebileceğini ifade eden Sönmez, "Yani hükümet diyecek ki biz borçları ödeyemiyoruz, siyasal olarak da ülkeyi yönetemiyoruz. Tabii IMF'siz bir program düşünürseniz karşılığında üretim ağırlıklı bir ekonomi politikası uygularsınız. İstihdamı artırırsınız. Böyle bir yöneliş siyasal iktidarın değişmesi ile mümkün. Bu da aslında sınıfsal tercihleri gündeme getirir. Değişimi ertelemekle yanlış yapılıyor. Yeni kulvara girilmeli" dedi.
www.evrensel.net