Orduya meydan okudular

Filistin halkına karşı yürütülen savaş, İsrailli gençleri ordudan giderek soğutuyor. Bir grup genç, Başbakan Ariel Şaron'a gönderdikleri mektupta zorunlu askerlik yapmayacaklarını bildirerek, işgalin parçası olmak istemediklerini söylediler.

Orduya meydan okudularFilistin İntifadası'nın birinci yılına yaklaşırken; İsrailli bir grup genç, Yahudi devletinin ana ilkelerinden biri olan "yurttaşlar ordusu" fikrine, zorunlu askerlik hizmetlerini yerine getirmeyeceklerini söyleyerek açıkça meydan okudular. Yarısı kadınlardan oluşan 62 İsrailli genç, Başbakan Ariel Şaron'a gönderdikleri açık mektupta, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri ezmekle görevlendirilen bir orduda yer almanın ahlak ilkelerini ciddi biçimde rahatsız ettiğini açıkladılar.Mektupta, "Bu faaliyetler sadece yasadışı olmakla kalmıyor, amaçladıkları iddia edilen 'yurttaşlarının kişisel güvenliğini artırmak' hedefine bile ulaşamıyor" denildi. Gençler, "Anılan amaca ulaşmanın tek yolu, İsrail hükümeti ile Filistinliler arasında bir barış anlaşmasının imzalanmasıdır. Bu yüzden vicdanımızın sesini dinleyeceğiz ve baskının, zulmün içinde yer almayacağız" sözleriyle devlete adeta meydan okudular.Filistin İntifadası'nın başlamasından bu yana, barış yanlısı İsrailliler tarafından yapılan grup halindeki bu ilk protesto, aldığı emirleri yerine getirmeyen bir kadın askerin ilk kez hapisle cezalandırılmasından hemen sonra gerçekleştirildi. Bu olay, İsrail'de baskılara rağmen varlığını sürdüren işgal karşıtı, barış yanlısı hareketin giderek güç kazandığının bir göstergesi.

'Bu orduda işim yok!'Hazırlanan ortak mektubun imzacılarından Haggai Matar, "Ben bu orduyu 'İsrail Savunma Kuvvetleri' olarak değil, iyiden çok kötü ve zararlı işler yapan bir işgal ordusu olarak görüyorum" dedi. Şu anda 17 yaşında olan Matar, önümüzdeki temmuz ayında askere çağrılacak. Askeri görevini sosyal serviste veya bir hastanede çalışarak geçirmek için orduya sayısız başvuruda bulunmuş, ancak "Büyük olasılıkla kendimi hapiste bulacağım" diyor.İşgale katılmak istemeyen askerlere tavsiyelerde bulunan Yesh Gvul (Herşeyin Sınırı Var) Örgütü'ne göre, 28 Eylül'de patlak veren Filistin İntifadası'nın başından bu yana 9'u er 13'ü yedek subay, toplam 22 asker, askerlik hizmetini yerine getirmeyi reddettikleri için hapse atıldı.

Retçilerin sayısı fazlaYesh Gvul üyesi Ishai Menuchin'e göre, orduya katılmayı reddedenlerin sayısı, aslında, bu rakamdan 20 kat fazla. Ancak protestoların artmasından çekinen İsrail, bu gençleri ya Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde görevlendirmeyerek, ya da tıbbi veya psikolojik izinler vererek kontrol altına almaya çalışıyor. Menuchin "250'den fazla yedek subayın rette bulunduklarını biliyoruz" diyor ve ekliyor: "Şimdi durum eskisinden daha ciddi. Önceki intifadadan farklı olarak, çok daha fazla insan süren işgalde yer almak istemiyor."

'Kutsal' zulüm aygıtıRakamlar ilk bakışta düşük gibi görünse de, İsrail'de askerliğin "toplum hayatının kutsal bir parçası" olarak lanse edildiği hatırlanınca, bu hareketin küçümsenmemesi gerektiği ortaya çıkıyor. İsrail'de orduda görev almak, yetişkinliğe geçişin bir adımı olarak kabul ediliyor ve seçkin bir askeri birimde görev alan kişiler, daha sonra ya özel sektörde en iyi mevkilere getiriliyor, ya da politikaya atılıyorlar. Ülkenin eski-yeni hemen tüm politikacıları, asker kökenli.Şaron'a gönderilen mektubun geçtiğimiz hafta yayınlanması sert tartışmalara yol açtı. Nitekim, "sol"daki İşçi Partisi'nin liderleri bile, 62 imzacıyı "ulusal sorumluluklarından kaçmak" ile suçladı.

İntifada gözleri açıyorİsrail ordusunun 20 yıl önce Lübnan işgalini başlattığı güne kadar, hiçbir İsraillinin askerlik yapmayı reddettiği görülmemişti. Ancak, Filistin halkının bağımsızlık mücadelesi, İsrail içinde de dönüştürücü bir etki yaptı. Son aylarda ise, öldürülen Filistinlilerin sayısının büyük bir hızla artmasıyla paralel olarak, ülke gençliğinde bir iç hesaplaşma başladı. Hatta bazı üst düzey komutanlar, bölüklerin kontrolden çıkmasından kaygı duyduklarını yüksek sesle dile getirir oldular. İmzacı gençlerden Matar, ailesinin kendisine destek olduğunu söylerken, diğer aileler de hapse atılan asker çocuklarını desteklemek için bir araya geliyor. İsrail ordusu, ne işgal bölgelerinde hizmet vermeyi reddeden, ne de askerlik görevini tümüyle reddeden insanların sayısını açıklıyor. Ancak, gelişmeler, bu gençlerin sayısının olağanüstü arttığını gösteriyor.

İki örnek retGeçtiğimiz hafta başlarında, askeri mahkeme, orduya hizmet etmeyi reddeden bir kadına ilk kez hapis cezası verdi. 19 yaşındaki Avia Atai, havan topu ile güvenlik talimleri yapmayı ve Yahudi yerleşimi Gilo'dan Filistin köylerine ateş açmayı reddettiği için 28 gün hapis cezasına çarptırıldı. Atai, kendisine hiçbir güvenlik eğitimi verilmediğini belirterek, İsrail'in, çocukları güvenli bir alana nakletmek yerine ateş altında bırakarak politik bir tavır aldığını söyledi. Bir diğer dönüm noktası da geçen bahar, bir yedek subaya hapis cezası verilmesiyle yaşandı. Sağ fikirleriyle tanınmış bir ailenin, dini eğitim veren bir okuldan mezun, Batı Şeri'daki Yahudi yerleşimlerinden birinde oturan ve okuyan oğlu Yishai Rosen-Zvi idi sözkonusu olan. Üstelik Zvi, geçmişte, askerliğini Batı Şeria'da yapmıştı. Ne var ki, son çağrıda, işgal altındaki topraklarda görev almayı reddetti ve 13 günlük hapis cezasına çarptırıldı. Rosen-Zvi, yaptığı açıklamada, "Sorun, her gün meydana gelen onur kırıcı ve adaletsiz davranışlar. Kontrol noktaları ve bariyerler insanların hareketlerini sınırlıyor, hatta işlerine ulaşmalarını bile engelliyor" diyordu.
www.evrensel.net