"Kör de bilir Avanos

"Kör de bilir Avanos'un yolunu"

Çömlekçinin önündeki en önemli sorunlardan biri rekabet, öteki maliyet. Avanos toprağının özelliğini, başka bölgelerin çömlek hamurundan farkını, kullanılacağı yerleri biliyorlar. O konuda öneri istemiyorlar.

"Kör de bilir Avanos'un yolunu" Sennur SezerHanidir duyduğum bir dörtlük vardır: "Arar isen gerçek Meryem oğlunu/ Elindeki sırığından bellidir/ Kör de bilir Avanos'un yolunu/ Testi, bardak kırığından bellidir".Avanos'un yolu kervanların taşıdığı testilerin, bardakların kırıklarıyla mı kaplıymış, yoksa yolu bununla mı döşemişler bilemem. Bu dörtlüğün kimin olduğunu da. Seyranî'nindir derler. Bir bilinen var ki Avanos'ta İsa'dan binlerce yıl önceden beri çanak çömlek yapılır. 11 yıldır da Uluslararası Turizm ve El Sanatları Festivali kutlanır. Bu yıl da 31 Ağustos -2 Eylül tarihleri arasında festival vardı. Bu festivalde paneller yapıldı, Doktor Nuri Bey Konağı diye anılan yüz yıllık binada el işleri sergileri açıldı. Ressam Ayfer Güleç Ataer'in "Keçe-Halı" sergisi... Avanos Belediyesi'nin kültürel faaliyetlerine ayrılmış bulunan konağın üst katındaki sergide geleneksel usulle hazırlanmış keçelerde yeniden yorumlanmış Türk çini motifleri ve halk edebiyatından ünlü dizeler yer alıyordu. Ayfer Güleç Ataer'in sergisinin yanı sıra, geleneksel keçe halı örnekleri de sergileniyor. Eski ile yeniyi ayırmak için motiflere, ustaların imzalarına (AGA/Ayfer Güleç Ataer) ya da keçelerin yıpranmışlarına dikkat etmek gerekiyordu. Her keçe bir başka tablo tadındaydı çünkü.Pazar yerinde oyaların, örgülerin ağır bastığı bir el sanatları sergisi açılmıştı. Ancak bu yıl bu işlerin ustalarını işlerinin başında göremedik. Gelecek yıl daha uygun bir mekânda oya yapan, örgü ören kadınları görebileceğiz. Avanos ister şans deyin ister şanssızlık, Kapadokya'nın ortasında. Göreme'ye, Zelve'ye gelen turist buralara uğramasın olmaz. Zaten yolu eskisi gibi belli olsun diye, küplerin, testilerin yığıldığı kağnılarla süslemişler. Sakın ola testilere özenip, arabadan inip birini yürütmeye kalkmayın, anında bir belediyeci ile karşı karşıya gelirsiniz: "Afedersiniz, o testiyi yerine koyar mısınız"; "Kırık ama..."; "O kırık da olsa dekor olsun diye kondu oraya"; "Bir tane alsam ne olur"; "Buradan günde kaç otomobil geçiyor... Her otomobil bir testi alsa kağnılar boşalır... İyisi mi, üç adım ötedeki çanakçı dükkânlarına gidin. İstediğiniz biçimde bir şey alırsınız."Turist çok belki ama Avanos'un çömlekçiliğini turizm kurtaracak gibi görünmüyor. El sanatlarının bu en eski dalı yerini plastiğe kaptıralı zorda. Sorunlar ve çözümleri için her yıl uluslararası bir çanak paneli yapılıyor. Dünyanın bir yerlerinden çömlekçiler geliyor. Çömlekçilik dertleri konuşuluyor. Bu yıl Hollanda'dan bir usta gelmiş. Roma tipi bir fırın yapmış. Bir de çömlekçilikle geçinen bir Yunan adasından çömlekçiler gelmiş. Üniversitelerimizden ünlü seramik sanatçıları da katılıyor. Bu yıl gelecek olanlardan Hamiye Çolakoğlu ile Candan Terwiel'i dinlemeyi çok istemiştim... Kısmet değilmiş, biri bir başka bölgede toplantıdaymış, diğeri kaza geçirmiş... Genç seramikçiler çömlekçi ustalarıyla teknikler üstüne tartıştılar biraz. Geleneksel yakıtın yerine konan otomobil lastiğinin zararlı etkilerini anlatmak istediler örneğin, pek inandıramadılar. Çünkü çömlekçinin önündeki en önemli sorunun biri rekabet, öteki maliyet. Avanos toprağının özelliğini, başka bölgelerin çömlek hamurundan farkını, kullanılacağı yerleri biliyorlar. O konuda öneri istemiyorlar. İki tip toprağın karışımıyla hazırlanan geleneksel çamurun veriminin artırılışı ile ilgili sorular soruyorlar. Sanırım, bu tür soruları Çanakçılar Odası derleyip toplayıp üniversitelerin ilgili bölümlerine iletecek. Hem Çanakçılar Odası Başkanı Ferhat Taşar'ın, hem Belediye Başkanı Seyhan Duru'nun önerisi, bir araya gelip örgütlenmek. Genç ustalar, bunun, pek çok sorunun üstesinden geleceğinin farkındalar. Ancak Ahmet Taşkıran Usta gibi eskiler "Çanakçının derneği olmaz" derken, bugüne kadar yaşananı özetliyor. Onların anlattığı en önemli olay, su künkü örnekleri hazırlayıp beğendiren ustanın ölümüyle bölgenin kazanç kapısının kapanışı. Çömlek toprağından yapılacak su künklerinin hem üretici, hem tüketici açısından önemi anlatılıyor. Bilirsiniz "bardak" sözü Anadolu'da bir tür testiyi anlatır. "Amasya'nın bardağı bir olmazsa bir daha"daki böyle bir çanak çömlek olayıdır. Avanos'un işi çok, derdi de; örnek mi istersiniz. Kök boya ile hazırlanan halılar. Bölgenin boğazkere, öküzgözü, yediveren, emir, çalkarası, Hasandede üzümlerinden yapılan şarapları. Doğal yollarla yapılan, peribacası benzeri oluşumlardan oyulan depolarda yıllandırılan bu şarapların en ünlüsü Kalecik Karası diye anılan üzümün şarabı. Kapadokya otellerinde 30 milyona bir şişe içebileceğiniz bu şarap fabrikada on milyon. İstanbul'da sosyetenin gözdesi. Ancak yapan fabrikanın şişesiyle satılmıyormuş dendiğine göre. Yeniden şişeleniyormuş. Tunç ve demir çağlarından beri var Avanos. O zamandan beri bağcı, şarapçı, çömlekçi, halıcı... Dertleri hep aynı mıydı?..Ben bu sorunun yanıtını arayarak bakıyordum otobüsün penceresinden... Üç Avanoslu çocuk koşuyordu yolun kenarında. Ellerinde üç topak çamur. Birininki bir tabağa evrildi. Öteki bir çanağa... Üçüncüsü vazosunu gösterip bastı kahkahayı... Onlar çanakçının derneği miydiler?
www.evrensel.net