Bir ölüm daha...

Bir ölüm daha...

Ölüm orucu eylemlerinde Gülay Kavak'ın yaşamını yitirmesiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 33'e çıktı.

Bir ölüm daha...Ölüm orucu eylemlerinde Gülay Kavak'ın yaşamını yitirmesiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 33'e çıktı.F tipi cezaevlerini protesto amacıyla Ümraniye Cezaevi'nde ölüm orucuna başlayan ve tahliye edilmesinin ardından eylemine Küçükarmutlu'daki bir evde devam eden Gülay Kavak önceki akşam yaşamını yitirdi. Kavak'ın da yaşamını yitirmesiyle ölüm orucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 33'e yükseldi. 1971 Zonguldak doğumlu olan Kavak, ölüm orucu eylemine 20 Ekim 2000 tarihinde Ümraniye Cezaevi'nde başlamış, cezaevlerine yapılan operasyon sonrasında Kartal Cezaevi'ne nakledilmişti. Durumunun ağırlaşması üzerine Şişli Etfal Hastanesi'ne kaldırılan Kavak, daha sonra 6 aylığına cezası ertelenerek tahliye edilmişti. Öte yandan, çeşitli kadın örgütlerine mensup kadınlar, Galatasaray Postanesi'nden cezaevlerindeki kadın tutuklulara kart gönderdi. Ağızlarına siyah bant takarak eylemlerini gerçekleştiren kadınlar, kart gönderdikten sonra polisin 'dağılın' uyarıları karşısında basın açıklaması yapmayarak yazılı açıklama dağıttılar. Önceki gün ölüm orucunda yaşamını yitiren Gülay Kavak'ın ölümünü hatırlatan kadınlar F tipi cezaevlerinde tecrit altında tutulan tutklular için kamuoyunu duyarlı olmaya çağırdı. Basına dağıtılan metinde; susarak "F tipi ölümdür" diye haykırdıklarını belirten kadınlar, tecridin kaldırılıp ölümler durduruluncaya dek kart göndermek için buluşmaya devam edeceklerini açıkladılar. Gülay Kavak'ın cenazesi dün Küçükarmutlu Cemevi'nde yapılan törenin ardından Adli Tıp'a getirildi. Adli Tıp'ta yapılan otopsi sonrası Kavak, karanfillerle ve sloganlarla memleketi olan Zonguldak'a uğurlandı. Bu sırada Adli Tıp önünde bekleyen bir grup "Gülay Kavak ölümsüzdür", "Anaların öfkesi katilleri boğacak" sloganları atarak dağıldı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İstanbul'da okul rezaletiSavaş VelioğluBüyükçekmece ilçesine bağlı Kıraç beldesinde yeni eğitim öğretim yılı sancılı başlıyor. Beldedeki okullarda sınıf mevcutları ortalama 70-80'i buluyor. Beldeye bağlı Yeni Mahalle'de ise, 1996 yılında temeli atılan okulun inşaatı aradan yıllar geçmesine karşın bir türlü bitirilmediği için öğrenciler ve veliler bin bir zorlukla karşılaşıyorlar. Bulundukları mahallede okul olmadığı için başka semtlerdeki okullara devam etmek zorunda kalan öğrenciler, yolların bozuk olmasından dolayı kışları ancak anne ve babalarının sırtında okullarına gidebiliyorlar. Yeni Mahalle'de 1996 yılında, "Kıraç İmar, Eğitim ve Dayanışma Vakfı" tarafından yapımına başlanan okulun kaba inşaatı bitirildikten sonra çalışmalar durduruldu. Tüm girişimlerine karşın okulun tamamlanmasını sağlayamayan mahalle sakinleri, yetkililerin sorumsuzlukları yüzünden mağdur duruma düştüler. Kaba inşaatı bitirilen okul kendi haline bırakıldığı için şu anda yok olmaya yüz tutmuş bir durumda.

Paralar nereye gitti?Kıraç'ta esnaf olan Ali Kılıçaslan, okulun tamamlanması için para toplandığını, ancak bu paraların nereye gittiğinin belli olmadığını söylüyor. Sekiz yıllık zorunlu eğitim sistemi uygulanmasına karşın mahallelerinde okul olmamasının büyük bir rezalet olduğunu belirten Kılıçaslan, yetkilileri duyarlı davranmaya çağırıyor. Zeliha Yılmaz ise, en çok, yolların bozuk olmasına içerliyor. Kış aylarında yolların çamur içinde kaldığını anlatan Yılmaz, "Kış geldiğinde çamurdan geçilmiyor. Çocuklarımızı sırtımızda okula götürüyoruz" diyor. İki çocuğunu okutmaya çalışan Zeki Bayraktar, temeli atıldıktan sonra yapımı durdurulan okulun kaderine terk edildiğine dikkat çekiyor. Çocuklarını Kıraç'ın merkezinde bulunan okula göndermek zorunda kaldığını kaydeden Bayraktar, mahalledeki sorunları şöyle anlatıyor:"İki çocuğum okula gidiyor. Parasızlık nedeniyle bu çocuklarımı okula servisle gönderemiyorum. Servisle gönderemediğim için de mecburen yürüyerek gidecekler. Kışın bu yollarda çamurdan yürünmüyor. İlkokula giden çocuklar okul uzak olduğu için çok zorlanıyorlar. Öğrencileri anneleri veya babaları okula götürüp getiriyor. Ben bir senedir devamlı bir işte çalışmıyorum. Maddi imkânsızlıklardan dolayı zaten çocuklarımızı okutmakta zorlanıyoruz. Mahallemizde okul olmamasından dolayı çocuklarımızın can güvenliği de yok. 7-8 yaşındaki çocuklar onca yol yürüyor, bir sürü yoldan geçiyorlar. Herhangi bir çocuğa araba çarpsa bunun hesabını kim verebilir? Okulun eğitim öğretime açılması için elimizden geleni yapacağız."

13 çocuk...Durmuş Polat, büyük bir şamatayla temeli atılan okulun bugünkü görüntüsünün yüreklerini sızlattığını anlatırken, Turan Şair adlı velinin durumu hepsinden daha vahim. Çünkü, Şair'in okula devam eden tam 13 çocuğu var. Mahallelerinde okul olmamasının belini büktüğünü söyleyen Turan sıkıntılı bir ifadeyle, "Çocuklarımın hepsini servisle okula gönderemediğim için bazıları yürümek zorunda kalıyorlar. Kışın çocuklarımızın okula gidip gelmesi çok zor oluyor. Devlet bu okulu yaptırmalı. Okulu yaptırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Gerekirse okulları boykot edip çocuklarımızı göndermeyeceğiz" diyor. Tüm Yeni Mahalle halkı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı'nı duyarlı davranmaya ve Kıraç'ı bir okula daha kavuşturmaya çağırıyorlar.
www.evrensel.net