Fotoğraf: Evrensel

Değişiklik halktan kaçırılıyor

Anayasa değişikliği hazırlıklarını hızla sürdüren hükümet, Meclis'te oyuna ihtiyaç duyduğu partiler dışında kimsenin fikrini almıyor.

Değişiklik halktan kaçırılıyorHacer Yücel - Serpil KurtayAnayasa değişikliğinin geçen yasama döneminde çıkarılmayarak eylül ayına bırakılması iki gerekçeyle açıklanıyordu. Birincisi; bu süre zarfından IMF'ye verilen sözler gereği yasalar çıkartılacaktı. İkinci sebep ise, kamuoyunun değişiklik tartışmalarına katılmasını sağlamaktı. Hükümet birinci gerekçesini yerine getirdi. "Krizden kurtulmak" adı altında IMF'nin dayattığı yasaları arka arkaya Meclis'ten geçirdi. İkinci gerekçeye gelince; tartıştırmak bir yana, değişikliklerin ne olacağı konusunda halkı bilgilendirmek için hiçbir girişimde bulunulmadı. Hangi maddelerin değişeceği belirlenirken barolara, kitle örgütlerine, sendikalara ve antidemokratik seçim yasası nedeniyle Meclis'te temsil edilemeyen siyasi partilere "Nasıl bir Anayasa istiyorsunuz?" diye sorulmadı. Hatta "demokratik bir hukuk devleti" için ne tür değişikliklerin yapılması gerektiği konusunda daha önce kamuoyunda tartışılan görüşler bile dikkate alınmadı.

Tek kaygı KopenhagZaten yapılan açıklamalar da hükümetin tek kaygısının Avrupa Birliği (AB) olduğunu gösteriyor. Başbakan Yardımcısı, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, ortaklarını "Avrupa Birliği trenini kaçırmak"la tehdit ediyor. Yılmaz, Anayasa'nın en az 11 maddesinin acilen değiştirilmesi gerektiğini savunuyor. Yılmaz'ın bu isteğinin sebebi, AB'nin Türkiye hakkındaki ilerleme raporunu kasım ayında yayımlayacak olması. Yılmaz, 11 maddenin erken çıkarılmasının İlerleme Raporu'nun içeriğini Türkiye lehine şekillendireceğini düşünüyor.

ANAP-MHP kavgasıAncak Yılmaz'ın bir an önce çıkarılmasını istediği bu maddelere MHP ve Genelkurmay bazı eleştirilerde bulunuyor. Mesut Yılmaz'ın, Anayasa değişikliğinin yanı sıra "ulusal güvenlik" kavramını gündeme getirmesi, ANAP-MHP arasında gerilime sebep oldu. MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, konuşmalarında ANAP'ı hedef tahtasına oturtarak, "Çiller 1995'te Gümrük Birliği'ni kendi siyasi geleceği için kullandı. Şimdi Yılmaz, kendisi ve partisinin siyasi inişini durdurmak için AB'ye sarılıyor. Şimdi AB'yi de siyasi amaçlar için kullanmak milli hassasiyetleri tartışmaya açmak kimseye fayda getirmeyecek" şeklinde sözler sarf etti. Askeri de, muhalefeti de içine alarak genişleyen tartışmaya son noktayı ise Milli Güvenlik Kurulu (MGK) koydu.

Nasıl olgunlaşacak?21 Ağustos'taki MGK bildirisinde çok ayrıntıya girilmeden, anayasa değişikliğinin "olgunlaştırılarak" Meclis'ten geçirilmesi "temenni" edildi. Bugüne kadar MGK "temennilerinin" ülkenin geleceği ile ilgili kararlarda ne kadar etkili olduğu ortada. MGK toplantısının ardından "ulusal güvenlik" ile ilgili karşılıklı açıklamalar bıçak gibi kesildi. Anayasa değişikliğinin "olgunlaştırılması" konusundaki görüşmeler ise kapalı kapılar ardında tamamlandı.Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'ndaki yolsuzluklarla ilgili operasyon başlatılmasının ardından ANAP ve MHP ilişkilerinin tekrar gerilmesi, bu "olgunlaştırma" görüşmelerinin yapılacağı Liderler Zirvesi'nin gecikmesine neden oldu. Vurgun Operasyon'nun gölgesinde yapılan Zirve'de, Anayasa'nın 37 maddesinin değiştirilmesini öngören ve Partilerarası Uzlaşma Komisyonu tarafından hazırlanan metnin, imzaya açılması kararlaştırıldı. Amaç, Avrupa Birliği'nin Türkiye hakkındaki ilerleme raporunu yayımlayacağı kasım ayından önce değişiklikleri yapmak. Görünen o ki; kendi içerisinde uzlaşma sağlayamamış olan hükümetin, 17 Eylül'e kadar, Meclis'te oyuna ihtiyaç duyduğu kesimler dışında kimsenin fikrini almaya niyeti yok.
www.evrensel.net